Posts Tagged "zeyneplehamileyogasianneleri"

Sibel’le Derin’in Doğum Hikayesi – Doğal Doğum

Posted by on May 7, 2015 in Hamilelik | 0 comments

KARLAR KRALİÇEMİN DOĞUMU “Her ne kadar doktorumuz daha vakit var demiş olsa da bana hep 38. – 39. haftada doğum yapacakmışım gibi geliyordu. Bilsem, eşime kar beklenen haftada iş için de olsa Ankara’ ya gitme derdim. Ama bilmeliydim ki şu hamilelikte içimden ne geçirdiysem gerçek oldu…” diye başlayan bir hikaye bizimkisi… Salı akşamüstü başlayan karın bu kadar etkili olacağına kimse ihtimal vermemişti. Son 2 uyarıda da pek kar yağmayınca meteorolojiye de bu kez pek kulak asan olmamıştı. Öyle ki akşam annem kardeşimi bize bırakıp 10 dakika mesafedeki evine gitmezdi.  Zaten çarşamba sabahına uyandığımızda kimse evlerden çıkacak durumda değildi. Benim de hep beklediğim kar  sonunda yağmıştı. Göz dolduran enfes bir manzaraydı karşımdaki. Ama saatler ilerledikçe kalbimde endişe çanları çalmaya  başladı. Bu tipi sabahtan beri durmadan yağıyor ya sancım tutarsa, ya eşimin bu akşamki uçağı iptal edilirse… Gibi.  O gün bir ara kızımın denizin dibine dalar gibi bir hareket yaptığını hissettim acaba doğum yoluna mı girdi diye düşündüm. O  anda da aklıma ambulans geldi. Çağırsak gelir miydi ki?  112′ nin ambulansı Memorial’ a götürür müydü? Çok güvendiğim doktorum Fatma Figen Taşer’ den başkasına emanet edemezdim kendimi. Hemen hastaneden teyit aldık. 112 ambulansı en yakın devlet hastanesine götürürmüş ama Memorial her şartta ambulans gönderiyormuş. Bunun rahatlığıyla  güne devam ettim.  Sonradan kızıma yazdığımız günlüğe baktım “bugünkü bu ekstra hareketlerinle korkutma beni kızım” yazmışım. Aslında sinyalleri vermiş bana. Akşamüstü eşimin uçağının iptal olduğunu öğrenince bir posta daha keyfim kaçtı, sabah 8‘ e alınmıştı. Kardeşimin telkinleriyle (evet kardeşimle baş başa çünkü 10 dakika mesafedeki annem o geceden sonra evden çıkamadı bele kadar kar yüzünden) evhamımı kenara bırakıp manzaraya karşı sıcak çikolata keyfi yapıp, üstüne fotoğrafı da Instagram’ a yükleyip gece 1′ de yattık. 03:30 Tuvalet için uyanış Eyvah! Bu ıslaklık da ne? Beklenen su olamaz herhalde. Miktar az olduğu için konduramadım bir türlü. Halbuki karnımda da hafif bir ağrı vardı. Büyütmeyeyim deyip geri yattım ama eşime de mesaj atmadan edemedim. “Bir ıslaklık var, korkuyorum, nasıl geleceksin sen? Kontrol ettim sabah 8uçağın da iptal!” Beni telkin etti döndü yattı sanırken sabah 6‘ daki ilk hızlı trene bilet almış. İçim rahat etmedi kardeşimi uyandırdım. Belli etmiyor ama o da panik. Bol anneli bir whatsapp grubuma “uyanık olan?” diye mesaj attım ve belirtileri saydım. Acemi gibi ilk sancıda doktoru aramak istemiyordum. 1 saat içinde 4 kez sancı girdi. Olay anı bambaşkaymış. Bildiğim, okuduğum, öğrendim sandığım her şeyi unuttum o anda.  Ve taa uzaklardan bir arkadaşım imdadıma yetişti. “Bel ağrın da başlamış madem, yavaş yavaş doktorunu ara hastaneye geç, bel ağrısı doğum sancısı çünkü” İşte o andan sonra başladı her şey. Figen Hanımı aradım ve o da hastaneye geçmem gerektiğini söyledi. Hemen ambulansı aradık. Allah’ ım iyi ki gündüzden teyit almışım hastaneden, doğmuş işte içime” Demesin mi TEM kapalı, o tarafa yakın ambulanslarım yolda kaldı yollayamıyorum. Eyvahlar, ya burada doğurursam! Organizasyon işini kardeşime devrettim, benim savaşacak durumum kalmamıştı. Giyindim, hastane çantamı aldım, eşimi aradım ve panik olacağını bildiğimden en son annemleri aradım. Artık bir şekilde geleceklerdi.  Ambulansın gelmesi 1 saati buldu. Hiç değilse sitenin otoparkına sokmayı planladığım ambulans değil otopark, sokağa bile giremedi, dizime kadar gelen karda o sancıyla bata çıka sitenin başına kadar yürüdüm. Düşüp bebeğe zarar vermeyeyim diye yapamadığım kar yürüyüşüne dün hayıflanmıştım ya, al bana karda yürüyüş. :) Ambulansa kendimi atar atmaz hemen damar yolum açıldı. Bu arada sancıların sıklaştığını hissettim. Doktora dönüp korkuyla sordum, 10 dakikadan az bu değil mi? “Evet, şu an 3,5 dakikada bire düştü.” Sabahın ilk ışıkları bembeyaz İstanbul’ u aydınlatırken ACİL’ den giriş yaptık. “Oh, bildiğin yer gibisi var mı?” Evime gelmiş gibi hissettim, bundan sonra her şey olabilirdi. Hemen geçici odaya alındım ve nöbetçi doktor ilk kontrolü yaptı. Açıklık 6cm, doktorunuz yolda geliyor. Benim bu arada sancılarım dayanılmaz hale geldi. Eşim yoldaydı ve...

Read More

Tuğçe ve Arya Ela’nın Doğum Hikayesi –  Sezeryan Doğum

Posted by on May 6, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Minik Sarı Kızım Varlığını 9 Mayıs’ta öğrendiğim günden beri ayaklarım hiç yere basmadı. Sürekli bir heyecan vardı içimde.. Seni hissetmeye başlamak ise tarifsiz bir duygu.. Kucağıma alacağım günü sabırsızlıkla bekliyordum. Önce ayları, sonra haftaları ve artık günleri saymaya başlamıştık. Yılbaşında gelirsin diye büyük bir heyecan yapmıştım. Hava soğuk buz gibi bir Ocak ayı yaşadık. Kar yağdı okullar tatil oldu. Kar yerini sağanak yağmura bıraktı. Öyle soğuk öyle bir kış oldu ki beni panik sarmıştı. Ve tam da bu soğukta ben grip oldum. Hayatımın en zor ve stresli haftasını yaşadım. Bir de ev ve hastane arası çok uzak olduğu için her ihtimali her detayımızı önceden düşünmüştüm. Önce hastalığı yendim ve sonra senin için hazırlıklarımızı tamamladım. 38. Hafta kontrolümüzde her şey yolunda gidiyordu. Normal doğum olacağı için senin gelmeni bekliyorduk. Günler geçti 39. Hafta kontrolümüz yine süperdi ve senin geleceğinden şüphe etmeye başlamıştık. Ve 40. Hafta geldiğinde 12 Ocak Pazartesi günü senin hiç hareketini hissetmedim. Ne bir tekme ne bir dönme. Hiçbir işaret yoktu senden. Hemen babanı aradım. Koşa koşa geldi ve acile gittik. Acil doktoru suyumun azaldığını ve ertesi günü kendi doktoruma gitmemi söyledi. Hemen kendi doktorumu aradım ve salı günü rutin kontrolümüz olduğunu hatırlatarak beni sakinleştirdi, yarın görüşürüz dedi. Babanla sakin sakin evin yolunu tuttuk. O gece anneannen ile yatmak istedim. Babanı gönderdik kanepeye.. Sabaha karşı 4 gibi regli sancısını anımsatan bir sancı ile uyandım. Kasıklarımda derin bir ağrı.. Kuyruk sokumumda derin bir baskı.. Bir sağa bir sola döndüm uyku mümkün değil. Saat 5 olduğunda yine tam dönerken bir anda suyum geldi. Önce anlamadım anlayamadım. Koşa koşa tuvalete gittim. Ama engel olamıyordum. Sonra anneannene koştum anne suyum geldi ne yapacağız şimdi? Sancılar başlamıştı. Annem sanki 2 çocuk doğurmamış gibi ne yapacağını şaşırdı. Bir süre sonra babanı uyandırdık haydi gidiyoruz hastaneye.. Evin içerisinde yaklaşık bir saate yakın sancıların sıklaşmasını bekledik. Saat 6 gibi evden çıktık. Maslak’tan Avcılar’a tam 32 dakika sürdü. Panik olduğum nasıl yetişiriz diye düşündüğüm o yol bomboştu. Hastaneye girdik, hemen doğum katına çıktık. Nöbetçi ebe ve doktor ile görüştükten sonra nst ölçümü yapıldı. Odamıza yerleştiğimiz için daha rahat hareket edebiliyordum. Sancılarım sıklaşmaya başlamıştı ve inanılmaz bir ağrım vardı. Ve bu sırada ilk aklıma gelen yoga dersleri ve açılma hareketleri. Sakince yoga müziğini açtım. Önce nefes hareketleri – sanırım hayatımı kurtardı-  , sonra yoga hareketleri yaklaşık 2 saate yakın bu şekilde devam ettik. Saat 8 de ebemiz geldi. Doğumhanenin tüm soğukluğu yüzüme çarptı. Çatı muayenesinde hala suyum gelmeye devam ediyordu. Ama benim evde de dikkatimi çekmişti ebe de emin olmak için tekrar baktığında “Kaka”nı yaptığını farketti. Ve suyum pis geliyordu. Açılma henüz çok azdı. Beklemek beklememek, ya zehirlenirsen, ya normal doğum..Kafamda deli sorular dönüp duruyordu. Ebe, doktor amcan, ben ve babanla birlikte mantıklı olana “Acil Sezeryan’a” karar verdik. Saat 10’da ameliyathanenin içine göz yaşları içinde gönderdi beni baban.. Normal doğuma o kadar hazır olmama ve saatlerde sancı çekmeme rağmen sen bir an önce gelmek istedin. Epidural doğum sorduklarında hayır genel anestezi istiyorum dedim. Çünkü kalbim dayanamazdı o heyecana. 13 Ocak 2015 saat 10.05’te dünyaya gözlerini açtın. Seni hemen yıkayıp küveze almışlar. Kakanı yaptığın için 1-2 saat küvezde kalman gerekti. Evet; Seni hemen kucağıma alamadım. Hemen emziremedim. Hemen koklayamadım. 1 saat sonra ameliyathanede gözlerimi açtığımda ilk seni sordum. İyi olduğunu ve çok çirkin bir kız olduğunu söylediler. Sonra kime benzediğini sormuşum ve kaç kilo doğduğunu.. Annelik sanırım böyle bir şey.. İlk andan itibaren seni düşünmek.. Ameliyathane çıkışında baban bekliyordu beni.. Sanırım biraz ağlamış.. Bense gülerek çıktım. Korktuğum gibi narkoz sıkıntı yaratmamıştı. Sarıldı bana herşey yolundaydı. Odamıza çıktık seni 12 gibi getirdiler yanıma. Baktım baktım uzun uzun baktım sana. Melek olmalısın. Bir mucize olmalısın. Allah’ın bir Lutfü olmalısın. Emzirdim saatlerce kucağımdan bırakmadım seni.Koynumdan almalarına izin vermedim. 9 aylık bir yolculuktu bizimkisi.. Şimdi yıllar sürecek bir hikaye olacak.. Sağlıkla aldım seni kucağıma.. 13 Ocak’ta sen doğdun.. 13 Ocak’ta ben anne oldum.. 13 Ocak’ta biz aile olduk.. Bu benim ilk anneler günüm.. 10 Mayıs...

Read More