Posts Tagged "Uyku"

Annelerden Sütlü Tarifler – 197

Posted by on Eki 9, 2014 in Blog, Emzirme | 0 comments

Bugün sevgili arkadaşım Tansu paylaşıyor sütlü tariflerini. 11 yıl arayla iki güzel çocuk sahibi olan Tansu hem emzirme deneyimlerini, hem de anne adayları ve anneler için çok faydalı olduğuna inandığım eğitimlerini paylaşıyor bizimle. Ben 15 Ekim’de yine yapacağı Happiest Baby seminerine gitmiş, notlarımı burada yazmıştım. Pedagog ve terapist olan sevgili Tansu, uzun yıllar terapi merkezleri ve eğitim kurumlarında çalıştıktan sonra PAPS Parenting School adlı pozitif psikoloji yaklaşımlı ilk ebeveyn akademisi’ni kurdu. Burada aile ve çocuklara yönelik danışmanlık veriyor, koçluk yapıyor. Aynı zamanda oyun terapisti, aile terapisti ve psikodrama terapisti olarak çocuklara ve ebeveynlere destek oluyor. Bu Cumartesi yani 11 Ekim’de 0-3 yaş için Uyku Eğitimi ile Uyku Sorunlarına Çözümler Semineri var. Uyku sorunu yaşayan bir anne olarak kesinlikle öneriyorum. İşinize çok yarayacak bilgiler alacağınızdan eminim. Ben Ayşe 2 aylıkken bir akşam uykusuzluktan ve yorgunluktan bitap haldeyken Tansu’yu aradığımda, “bekle geliyorum” diyerek çıkıp gelmesini ve bizi önerileriyle rahatlatmasını hiç unutmayacağım. Sevgili Tansu’yu Twitter’dan, Facebook‘tan ve Instagram‘dan takip edebilirsiniz.                               Ve işte Tansu’nun sütlü tarifleri: Annelerden Sütlü Tarifler için paylaşımlarımı zihnimde toparlarken farkettim ki ben de süt arttırma sürecini yoğun duygular ve çeşitli denemelerle geçirmiş, zaman zaman mutlu, zaman zaman yıpranmış hisseden bir anne olarak 2 çocuğumu da düşündüm yazarken. Bazı anlarda taze bilgi nedeniyle 2. bebeğimi biraz daha düşünmüşümdür. Yine de ilk bebeğimle ilk günler yaşadıklarım, ilk sürecim, duygularım bir yandan aynıydı, ama garip bir şekilde ilk emzirmemi 11 yıl ara da olsa aralarında sanki daha net hatırlıyor ve hissediyorum. 1-Bebeğini emzirirken hissettiklerini 3 kelimeyle anlatabilir misin? Yeterlilik, Huzur, Mutluluk 2- Bebeğinle ıssız bir adada kalsan sütünü arttırmak için yanına alacağın 3 şey ne olurdu? Hurma , pompa, bol su içebilmek için kocaman bir suluk  3- Emzirmeye yeni başlayan annelere ve anne adaylarına altın tavsiyen ne olur? Göğüs ucu koruyan yumuşak ince kalkanlarla bebeklerini çabuk tanıştırmalarını ve göğüs uçlarının acısı artmadan onları kullanabilir olmalarını öneririm. Her iki bebeğimi emzirmeye başladığım günlerde oluşabilecek olası yaralardan daha ilk canımın acımaya başlama evresinde böyle kurtuldum. Kısa bir süre faydalanmak bile yetiyor o yara kabusundan korunmaya. O arada da bebek emme hareketini geliştiriyor, alışıyor, anne rahatlıyor. İki adet pipetli büyük su termosum vardı, sporda kullanılanlardan. Hiç aralıksız durmadan su içtim onlarla. Her kalktığımda boşalanı doldurdum. Emzirirken hep yanıma aldım. İlk günler bu sayede içtiğim daha fazla suyun vücut ödemimi atmama da çok faydası oldu, süt oluşumuna da. Bir de dereotu salatası öneririm, kahvaltıda ve yemeklerde yedim. Demet demet dereotu tükettim böylece her gün. Eşim yaptı çoğunu bıkmadan, içine de peynir, ceviz, domates, nar ekşisi gibi lezzet verecek bir şeyler ekliyorduk. Ayrıca annelere en önemli tavsiyem kimsenin dediklerini kafalarına takmadan sadece anne-baba olarak 2 veya 3 kişi en baştan itibaren yollarına devam etsinler. Ebeveynlik o ilk emzirme ile başlıyor ve ebeveynin destekçisi de ilk önce baba, bir de anneyi anlayan anneanne, teyze, hemşire gibi 2. bir destekçi, başka da kimse değil. Anne-baba zaten biliyor bebekleri için en doğru ne yapacaklarını. İşler, zaman çizelgesi rayına oturana kadar ekip çalışması ile birbirlerine destek olmalarını, fazladan uyaran kişi ve konuşmalara kulak tıkamalarını ve hep pozitif bakmalarını öneririm. Gerekli bilgilere de mümkün olduğunca doğum öncesi henüz panik yokken, kaygısızken ulaşmış öğrenmiş olsunlar. 4- Emzirme döneminde yaşadığın en komik olay neydi? Sanırım bazen üstüm başım, bazen hareketlerim o kadar emzirme odaklıydı ki, bazı kişiler ve ortamlarda bu konudaki rahatlığımın değişik algılandığını hissettiğim, bu kişileri şaşırttığım anları hatırlayınca komik geliyor. Ne güzel, hiç bir şeyi takmamışım, iyi ki de öyle yapmışım diye de keyifleniyorum. 5- Emzirmeye başladığın andan itibaren en sinir olduğun soru neydi, ve şimdiki aklın olsa nasıl cevap verirdin?  “Sütün var mı, yetiyor mu?”, “Aç mı?” soruları yeterince deli edici gerçekten. Kime ne...

Read More

Uyku eğitimi – Hazırlıklar ve ilk gece

Posted by on Eki 27, 2013 in Bebekle Hayat | 4 comments

Ve önümde Gina Ford ve Kim West’in kitapları, kulağımda Seride’nin ve tecrubeli arkadaşlarımın öğütleriyle uyku eğitimine başladım. Her konuda yaptığım gibi farklı fikirler alıp kendi süzgecimden geçirip bir karma yaptım. Umarım bu karma tutar dedim ve ilk gün Ayşe’nin gündüz uykusunu güzel uyuduğundan ve akşam çok yorgun olmadığından emin oldum. Yorgun bir akşam başlamak için uygun değil. Ek gıdaya geçeli 15 gün olmuştu ve çok şükür bir sıkıntımız yoktu. Ayşe’nin tek sorunu bence uyku zaten, o bütün ruh halini belirliyor. Evet ilk akşam 20 gün- 1 aylıktan beri uyguladığım banyo-masaj-emzirme- uyku rutinini yaptım. Burada bir parantez açmam lazım. İlk 15-20 gün Ayşe sarılıktan dolayı mütemadiyen uyuyordu, saat 18:00’de mi uyanık, o zaman yıkıyorduk, bazen uyanmıyordu 20:30, 21:00’leri buluyordu. 1.aydan sonra ise yavaş yavaş düzene girdi ve 20:00’den geçe kalmadık hiç. Çoğu akşam giydirirken çok ağladı, uykusu çok geldiği için bana seremoniyi bir an evvel sütümü ver uyuyayım diyordu. Uyku sıkışması yani uyutma saatinde geçe kalma durumu da olabilir ama ben bu rutini erkene de çeksem ağladığı oldu. Belki de banyodan çıkmak istemiyordu, belki giyinmeyi sevmiyordu. Ah bir dili olsaydı da konuşsaydı. Neyse. 4.aydan sonra rutine daha çok alıştı diyebilirim. Loş ışık yerine normal ışıkta ağlamadığını farkettikten sonra ışığı hep açık tuttum, bu memede ya da biberondan süt içerken uyumasına da bir nebze engel oldu. Ayşe’nin kilo alımı sınırda olduğu için doktoru emzirme sonrası biberonla anne sütü takviyesi önermişti. Emdi, biberonu içti ve öptüm iyi geceler dedim, ve yatağına koydum. Pışpış yapmadan, elim sırtına koydum. Biraz ağladı ama yeterince mayışmış olduğu için direnç uzun sürmedi. 10 dakika içinde uyudu. Ek olarak kaloriferini kapattığımızî da belirteyim. Akşamüzeri odasını iyice havalandırıp serinletiyorum. Ve uykuda kalın giydirmiyorum. Eylülde hep penceresi açık uyudu, ama hem güneşin ilk ışıklarına hem de saat 05.00’te martıların sesinden uyanıyordu. Mecburen kapattık. Yoksa oda sıcaklığı 20-22 arası olsa daha iyi olurdu, daha kalın giydirirdim. Kitaplardaki 18-22 derece arası olsun önerisini uygulamak klima olmazsa zor, klimasız bebek odasının ısısını düşüren varsa paylaşırsa çok sevinirim. Gina Ford’un önerisiyle blackout yani güneş ışığı geçirmeyen perdemiz olmasına rağmen kenarlardan ışık sızdığı için ek koyu renk kumaş alıp pencerenin tam cerçevesine minik askılarla astık. Böylece tam karanlığı yakaladık. Gina Ford evde uyuduğu her uykuda odasının kapkaranlık olmasını öneriyor. Hem kolay uyanmaması için, hem iyi uyku alışkanlığını daha kolay kazandığı için, hem de beynin büyüme hormonlarını daha iyi salgıladığı kanıtlandığı için. Biz de odamızı sabahın ilk ışıklarına karşı hazırlamıştık ilk günümüzden. Son olarak Ayşe’ye bir sleepbag yani bacakları torba gibi olan uyku tulumumdan aldım o akşam kullanmaya başladım. Sürekli döndüğü için üstünü açıyordu ve rahatsız olup uyanıyordu. Bu da Gina Ford’un kitabında uyku bölünmesini ortadan kaldırmak için önerilerden biriydi. Tulumla rahat edemez diye düşünmüştüm ama yanılmışım, çok rahat etti. Gelelim gece emzirmesine. Uyku eğitimine başlamak için gece emzirmesini kesmek gerekiyor, çünkü amaç 7’den 7’ye kesintisiz uyku. Fakat Ayşe yaz boyunca gece beslendi diyebilirim. Bodrum çok sıcak olduğu için gündüzleri iştahsızdı, sadece susuzluğunu gideriyor, geceleri de uzun uzun emiyordu. Bu alışkanlık kaldı bu aya kadar. Kilo alımı da sınırda olduğu için doktoru kesmemizi istemedi. Ek gıdaya da başladık. İlk 15 gün gözlemledim, gece emişleri çok kısaldı, belli ki gün içinde doyuyordu. Sabah uyanınca emziriyorum, 10.00’a doğru az meyvesi var, öğlen sebze püresi, 14:30 gibi öğle uykusundan uyanınca emiyor biraz, 16:00 gibi az meyve ve arkasından emzirme, ve 19:00’da uyumadan önce 160cc biberondan anne sütü. Banyo sonrası mayıştığı için emmeyip memede uyuyakaldığı için öğlen sağıp akşam o sütü içiriyorum gözleri kapansa da bitiriyor. Bazen 21:00 gibi uyanıyor sebepsiz, önceleri ya gidip pışpışlıyordum ya da uyumazsa emzirmeyi deniyordum. Eğitimde ne yaptığımı anlatacağım. Gece 23:00 gibi tekrar sağıp 23:30-geceyarısı gibi 140cc yi uyandırmadan yavaşça ağzına biberonu sokarak içiriyorum uykuya...

Read More

Uyku eğitimi – Hazırlıklar ve ilk gece

Posted by on Eki 27, 2013 in Blog | 4 comments

Ve önümde Gina Ford ve Kim West’in kitapları, kulağımda Seride’nin ve tecrubeli arkadaşlarımın öğütleriyle uyku eğitimine başladım. Her konuda yaptığım gibi farklı fikirler alıp kendi süzgecimden geçirip bir karma yaptım. Umarım bu karma tutar dedim ve ilk gün Ayşe’nin gündüz uykusunu güzel uyuduğundan ve akşam çok yorgun olmadığından emin oldum. Yorgun bir akşam başlamak için uygun değil. Ek gıdaya geçeli 15 gün olmuştu ve çok şükür bir sıkıntımız yoktu. Ayşe’nin tek sorunu bence uyku zaten, o bütün ruh halini belirliyor. Evet ilk akşam 20 gün- 1 aylıktan beri uyguladığım banyo-masaj-emzirme- uyku rutinini yaptım. Burada bir parantez açmam lazım. İlk 15-20 gün Ayşe sarılıktan dolayı mütemadiyen uyuyordu, saat 18:00’de mi uyanık, o zaman yıkıyorduk, bazen uyanmıyordu 20:30, 21:00’leri buluyordu. 1.aydan sonra ise yavaş yavaş düzene girdi ve 20:00’den geçe kalmadık hiç. Çoğu akşam giydirirken çok ağladı, uykusu çok geldiği için bana seremoniyi bir an evvel sütümü ver uyuyayım diyordu. Uyku sıkışması yani uyutma saatinde geçe kalma durumu da olabilir ama ben bu rutini erkene de çeksem ağladığı oldu. Belki de banyodan çıkmak istemiyordu, belki giyinmeyi sevmiyordu. Ah bir dili olsaydı da konuşsaydı. Neyse. 4.aydan sonra rutine daha çok alıştı diyebilirim. Loş ışık yerine normal ışıkta ağlamadığını farkettikten sonra ışığı hep açık tuttum, bu memede ya da biberondan süt içerken uyumasına da bir nebze engel oldu. Ayşe’nin kilo alımı sınırda olduğu için doktoru emzirme sonrası biberonla anne sütü takviyesi önermişti. Emdi, biberonu içti ve öptüm iyi geceler dedim, ve yatağına koydum. Pışpış yapmadan, elim sırtına koydum. Biraz ağladı ama yeterince mayışmış olduğu için direnç uzun sürmedi. 10 dakika içinde uyudu. Ek olarak kaloriferini kapattığımızî da belirteyim. Akşamüzeri odasını iyice havalandırıp serinletiyorum. Ve uykuda kalın giydirmiyorum. Eylülde hep penceresi açık uyudu, ama hem güneşin ilk ışıklarına hem de saat 05.00’te martıların sesinden uyanıyordu. Mecburen kapattık. Yoksa oda sıcaklığı 20-22 arası olsa daha iyi olurdu, daha kalın giydirirdim. Kitaplardaki 18-22 derece arası olsun önerisini uygulamak klima olmazsa zor, klimasız bebek odasının ısısını düşüren varsa paylaşırsa çok sevinirim. Gina Ford’un önerisiyle blackout yani güneş ışığı geçirmeyen perdemiz olmasına rağmen kenarlardan ışık sızdığı için ek koyu renk kumaş alıp pencerenin tam cerçevesine minik askılarla astık. Böylece tam karanlığı yakaladık. Gina Ford evde uyuduğu her uykuda odasının kapkaranlık olmasını öneriyor. Hem kolay uyanmaması için, hem iyi uyku alışkanlığını daha kolay kazandığı için, hem de beynin büyüme hormonlarını daha iyi salgıladığı kanıtlandığı için. Biz de odamızı sabahın ilk ışıklarına karşı hazırlamıştık ilk günümüzden. Son olarak Ayşe’ye bir sleepbag yani bacakları torba gibi olan uyku tulumumdan aldım o akşam kullanmaya başladım. Sürekli döndüğü için üstünü açıyordu ve rahatsız olup uyanıyordu. Bu da Gina Ford’un kitabında uyku bölünmesini ortadan kaldırmak için önerilerden biriydi. Tulumla rahat edemez diye düşünmüştüm ama yanılmışım, çok rahat etti. Gelelim gece emzirmesine. Uyku eğitimine başlamak için gece emzirmesini kesmek gerekiyor, çünkü amaç 7’den 7’ye kesintisiz uyku. Fakat Ayşe yaz boyunca gece beslendi diyebilirim. Bodrum çok sıcak olduğu için gündüzleri iştahsızdı, sadece susuzluğunu gideriyor, geceleri de uzun uzun emiyordu. Bu alışkanlık kaldı bu aya kadar. Kilo alımı da sınırda olduğu için doktoru kesmemizi istemedi. Ek gıdaya da başladık. İlk 15 gün gözlemledim, gece emişleri çok kısaldı, belli ki gün içinde doyuyordu. Sabah uyanınca emziriyorum, 10.00’a doğru az meyvesi var, öğlen sebze püresi, 14:30 gibi öğle uykusundan uyanınca emiyor biraz, 16:00 gibi az meyve ve arkasından emzirme, ve 19:00’da uyumadan önce 160cc biberondan anne sütü. Banyo sonrası mayıştığı için emmeyip memede uyuyakaldığı için öğlen sağıp akşam o sütü içiriyorum gözleri kapansa da bitiriyor. Bazen 21:00 gibi uyanıyor sebepsiz, önceleri ya gidip pışpışlıyordum ya da uyumazsa emzirmeyi deniyordum. Eğitimde ne yaptığımı anlatacağım. Gece 23:00 gibi tekrar sağıp 23:30-geceyarısı gibi 140cc yi uyandırmadan yavaşça ağzına biberonu sokarak içiriyorum uykuya...

Read More

Uyku eğitimi – 3. Aydan 6.aya uyku geçmişimiz

Posted by on Eki 23, 2013 in Bebekle Hayat | 4 comments

Evet nerede kalmıştık, kucakta pışpışlayarak uyutuyordum ama yine uykuya geçerken uzunca ağlayıp yerine yatırdığımda uyanıyordu. Uyutmam bir saati geçiyordu. Dizlerimden sonra belim de artık alarm veriyordu. Ve kendi kendime dedim ki, zaten kucağımda da ağlıyor, bari yatağına koyayım orada ağlasın. İlk 3 ay ağlamaması için elimden ne geliyorsa yaptım. Artık yavaş yavaş alışabilir, ağlayarak yorgunluğunu, stresini atabilir. Birkaç akşam tepindi yatakta, kucak istiyoruuuum sallanmak istiyoruuuum dercesine ağladı. Ben de konuşa konuşa, okşaya okşaya pışpışlıyordum. Sevgili Seride tavsiyelerini verirken hep sabırlı ve tutarlı olmamı önermişti. Ve ilk 3-4 gün zor olabilir sonra kolaylar demişti. Aynen öyle oldu. Yavaş yavaş tepinmeleri azalttı, pışpış uzun sürse de yine de yatağında uyuduğu için mutluydum. 3.ve 4.aylardayız. Akşam yatış saati ve gece uyanmaları konusunda yine Seride’nin önerileri çok işime yaradı. Kaçta uyursa uyusun 06.00’da güneşin doğuşuyla uyandığı için yatış saatini 19:30’dan önce 19:00’a, sonra 18:30’a çektim. Bunu da öğleden sonra 17:00’den sonra uyumamasını sağlayarak yaptım. Gece uyanmalarına gelince. Akşam 18:30’da uyuyup 00:00’dan önce uyanmıyordu. Hatta bazen 02.00’yi buluyordu. Sonra ilk uyanıştan 3 saat sonra ve 06:00’da tam uyanıyordu. 3.ayda geçirdiği büyüme atağında 4-5 gün gece saat başı uyandı. Neyse ki uzun sürmedi. Bodrum’dan döndüğümüzde ilk hafta kabus gibiydi. Hem gün içinde hem gece çok huzursuzdu. Hem evi yadırgamış hem de yatağına ilk kez yatmıştı. 10 gün alışması için mümkün olduğunca evde yatağında uyuttum. Bodrum’da yanına koymaya başladığım uyku arkadaşını hep dibine soktum ki tanıdık birşey olsun, iyi hissetsin. Her uyanışında yanına gittim, pışpışladım. Kimi zaman uyudu kimi zaman uykusu olmasına rağmen oyunu tercih etti ama uykusunu yeterince almadığında 15 dakika sonra yine yorgunluktan ağlıyordu. 45 dakika uyku ona kesinlikle yetmiyordu 4 aylıkken. 1,5 saat uyudu mu kendine geliyordu. 3-4 aylıkken uyku rutini genelde şöyleydi: 06:00 uyanış 08:30 uyku 45 dakika 11:00 uyku 1,5-2 saat 15:30 uyku 45dakika- 1 saat 18:30 akşam uykusu Bu arada Bodrum’da çok sevdiğim bir arkadaşımla uyku sohbeti yapıyorduk. Bana bir arkadaşının bebeğine yaptığı uyku eğitiminden bahsetti. Gina Ford’un uyku kitabını al ve yap bak göreceksin çok iyi olacak dedi. Bu ismi ilk kez duymuştum. Zaten ben Ayşe’nin uyku eğitimine ihtiyaç duyan bir bebek olduğunu uzun zamandır biliyordum ve bu konuda kitap ve blog okumaya başlamıştım. Tracy Hogg’un uyku bölümlerini, Kim West’in İyi Uykular Tatlı Rüyalar El Kitabı’nı, tecrubesiyle ve tüm yaklaşımlara hakimliğiyle bu konuda bayağı uzmanlaşmış olan canım İrem’in (Slingomom) uyku üzerine tüm yazılarını (bu hafta yine uyku yazmaya başladı, mutlaka okuyun, tüm yaklaşımları özetliyor) sevgili Eren’in blogundaki yazıları, ve Gina Ford’u araştırırken karşıma çıkan Koç Ahu’nun yazılarını okudum. 5.aya girdiğimizde doktoruna gece emzirmesini kesebilir miyim diye sordum, çünkü uyku eğitiminde bu önemli bir noktaydı. Bebeğe kendi kendine uyumayı, uyanınca tekrar dalmayı öğreterek, gece boyu kesintisiz uyku sağlamaktı amaç. Doktorumuz izin vermedi çünkü Ayşe’nin kilo alımı sınırdaydı. Tamam dedim, bekleriz, acelemiz yok. Bu arada da kitap gelir. Türkçe çevirisini baskısı bitmesine rağmen internetten buldum, bulmaz olsaydım, berbat bir özet çeviri, hiç bir şeye benzemiyor. (Sağolsun arkadaşım Londra’dan getirdi orijinal kitabı.) Ve 5.ay uyku durumu özeti şöyleydi: Günün hangi saati olursa olsun uykuya geçişte ağlamalar arttı. Pışpış pışpışlıktan çıktı bir nevi yatığı yerden sallamaya benzedi çünkü asla tatmin olmuyordu. 45.dakikada mutlaka uyanıyor pışpışlanmak istiyordu. Biraz geç kalırsam uykusu açılıyor ve sonrasında uykusuz kaldığı için huysuzluk tavan yapıyordu. Ben de 40.dakikada yanına gidip sessizce uyanır gibi olduğunda pışpışı basıyordum çoğu zaman işe yarıyordu. (Tüyo SlingoMom’dan, canım arkadaşım her soruna pıt öneri pıt çözüm) Yani sonuç olarak Ayşe uyku konusunda ilerleme değil gerileme kaydediyordu. Tamam yatağında uyuyordu ama bu ağlamalar her gün artarsa kucakta sakinleştirdiğim için gitgide kucakta uyutmaya geri dönüş olacak gibiydi. O kadar da akıllı ki ağlamasına dayanamadığımı biliyor. Tut beni kucağında diye ağlıyor. Ama ne o sağlıklı uyuyor (yatağına koyduğumda...

Read More

Uyku eğitimi – 3. Aydan 6.aya uyku geçmişimiz

Posted by on Eki 23, 2013 in Bebekle Hayat | 4 comments

Evet nerede kalmıştık, kucakta pışpışlayarak uyutuyordum ama yine uykuya geçerken uzunca ağlayıp yerine yatırdığımda uyanıyordu. Uyutmam bir saati geçiyordu. Dizlerimden sonra belim de artık alarm veriyordu. Ve kendi kendime dedim ki, zaten kucağımda da ağlıyor, bari yatağına koyayım orada ağlasın. İlk 3 ay ağlamaması için elimden ne geliyorsa yaptım. Artık yavaş yavaş alışabilir, ağlayarak yorgunluğunu, stresini atabilir. Birkaç akşam tepindi yatakta, kucak istiyoruuuum sallanmak istiyoruuuum dercesine ağladı. Ben de konuşa konuşa, okşaya okşaya pışpışlıyordum. Sevgili Seride tavsiyelerini verirken hep sabırlı ve tutarlı olmamı önermişti. Ve ilk 3-4 gün zor olabilir sonra kolaylar demişti. Aynen öyle oldu. Yavaş yavaş tepinmeleri azalttı, pışpış uzun sürse de yine de yatağında uyuduğu için mutluydum. 3.ve 4.aylardayız. Akşam yatış saati ve gece uyanmaları konusunda yine Seride’nin önerileri çok işime yaradı. Kaçta uyursa uyusun 06.00’da güneşin doğuşuyla uyandığı için yatış saatini 19:30’dan önce 19:00’a, sonra 18:30’a çektim. Bunu da öğleden sonra 17:00’den sonra uyumamasını sağlayarak yaptım. Gece uyanmalarına gelince. Akşam 18:30’da uyuyup 00:00’dan önce uyanmıyordu. Hatta bazen 02.00’yi buluyordu. Sonra ilk uyanıştan 3 saat sonra ve 06:00’da tam uyanıyordu. 3.ayda geçirdiği büyüme atağında 4-5 gün gece saat başı uyandı. Neyse ki uzun sürmedi. Bodrum’dan döndüğümüzde ilk hafta kabus gibiydi. Hem gün içinde hem gece çok huzursuzdu. Hem evi yadırgamış hem de yatağına ilk kez yatmıştı. 10 gün alışması için mümkün olduğunca evde yatağında uyuttum. Bodrum’da yanına koymaya başladığım uyku arkadaşını hep dibine soktum ki tanıdık birşey olsun, iyi hissetsin. Her uyanışında yanına gittim, pışpışladım. Kimi zaman uyudu kimi zaman uykusu olmasına rağmen oyunu tercih etti ama uykusunu yeterince almadığında 15 dakika sonra yine yorgunluktan ağlıyordu. 45 dakika uyku ona kesinlikle yetmiyordu 4 aylıkken. 1,5 saat uyudu mu kendine geliyordu. 3-4 aylıkken uyku rutini genelde şöyleydi: 06:00 uyanış 08:30 uyku 45 dakika 11:00 uyku 1,5-2 saat 15:30 uyku 45dakika- 1 saat 18:30 akşam uykusu Bu arada Bodrum’da çok sevdiğim bir arkadaşımla uyku sohbeti yapıyorduk. Bana bir arkadaşının bebeğine yaptığı uyku eğitiminden bahsetti. Gina Ford’un uyku kitabını al ve yap bak göreceksin çok iyi olacak dedi. Bu ismi ilk kez duymuştum. Zaten ben Ayşe’nin uyku eğitimine ihtiyaç duyan bir bebek olduğunu uzun zamandır biliyordum ve bu konuda kitap ve blog okumaya başlamıştım. Tracy Hogg’un uyku bölümlerini, Kim West’in İyi Uykular Tatlı Rüyalar El Kitabı’nı, tecrubesiyle ve tüm yaklaşımlara hakimliğiyle bu konuda bayağı uzmanlaşmış olan canım İrem’in (Slingomom) uyku üzerine tüm yazılarını (bu hafta yine uyku yazmaya başladı, mutlaka okuyun, tüm yaklaşımları özetliyor) sevgili Eren’in blogundaki yazıları, ve Gina Ford’u araştırırken karşıma çıkan Koç Ahu’nun yazılarını okudum. 5.aya girdiğimizde doktoruna gece emzirmesini kesebilir miyim diye sordum, çünkü uyku eğitiminde bu önemli bir noktaydı. Bebeğe kendi kendine uyumayı, uyanınca tekrar dalmayı öğreterek, gece boyu kesintisiz uyku sağlamaktı amaç. Doktorumuz izin vermedi çünkü Ayşe’nin kilo alımı sınırdaydı. Tamam dedim, bekleriz, acelemiz yok. Bu arada da kitap gelir. Türkçe çevirisini baskısı bitmesine rağmen internetten buldum, bulmaz olsaydım, berbat bir özet çeviri, hiç bir şeye benzemiyor. (Sağolsun arkadaşım Londra’dan getirdi orijinal kitabı.) Ve 5.ay uyku durumu özeti şöyleydi: Günün hangi saati olursa olsun uykuya geçişte ağlamalar arttı. Pışpış pışpışlıktan çıktı bir nevi yatığı yerden sallamaya benzedi çünkü asla tatmin olmuyordu. 45.dakikada mutlaka uyanıyor pışpışlanmak istiyordu. Biraz geç kalırsam uykusu açılıyor ve sonrasında uykusuz kaldığı için huysuzluk tavan yapıyordu. Ben de 40.dakikada yanına gidip sessizce uyanır gibi olduğunda pışpışı basıyordum çoğu zaman işe yarıyordu. (Tüyo SlingoMom’dan, canım arkadaşım her soruna pıt öneri pıt çözüm) Yani sonuç olarak Ayşe uyku konusunda ilerleme değil gerileme kaydediyordu. Tamam yatağında uyuyordu ama bu ağlamalar her gün artarsa kucakta sakinleştirdiğim için gitgide kucakta uyutmaya geri dönüş olacak gibiydi. O kadar da akıllı ki ağlamasına dayanamadığımı biliyor. Tut beni kucağında diye ağlıyor. Ama ne o sağlıklı uyuyor (yatağına koyduğumda...

Read More