Posts Tagged "suni sancı"

Övgün ve Can’ın Doğum Hikayesi – Normal Doğum

Posted by on May 24, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Günler sona yaklaştıkça oğlumu beklerken yaşadığım sabırsızlık her geçen gün artıyordu acaba nasıl başlayacaktı doğum? Dayanılmaz ağrılarla mı yoksa bir anda suyum mu gelecekti veya bu kadar gerçekleşmesini istediğim normal doğumu başaramayacak mıydım? Artık bir an önce herşey başlasın istiyordum derken 18 haziran sabahı saat 07:00da tuvalete kalktığımda nişanım geldi , o güne kadar sakin olan ve doğumun tüm aşamalarını aylardır okuyup ezberleyen ben bir anda paniğe kapıldım ve hemen eşime seslendim, aslında ne yapılacağını daha doğrusu sadece sakince bekleyeceğimi bildiğim halde dönüp tekrar kitaplara baktım, aynen şöyle yazıyordu ‘tebrikler doğumunuz en geç 48 saat içinde gerçekleşecek’ sonra sakinlestim ve beklemeye başladık.Eşim o gun işe gitmedi ve ne tesadüftür ki annem de tam o gün yola çıkmış geliyordu. Saatler geçtikçe durum yerini çok hafif kasılmalara bıraktı ve ben her saat başı soluğu tuvalette alıyordum bir nevi vücut kendi kendine lavman yapiyordu..Bu kasılmalar beni hiç yormuyordu ancak vakit geçtikçe karnımın gittikçe küçüldüğünü ve aşağıya indiğini çok net bir biçimde görüyordum. Ev içinde yürüyüşüm dahi zorlaşmıştı. Bu arada ben kasılmaların aralığını tutmak için surekli saate bakıyordum ..Oldukça düzensizdi ve saat başı 45 dk.de bir geliyordu. Kararlıydım kasılmalar 5-10 dk.da bir gelene kadar doktoruma haber vermeyecektim ancak yine de tedbir amaçli nişanımın geldiğini whatsuptan doktoruma bildirdim. Bu arada kendi kendime gerçekten doğum başladı sanırım diyordum ama hayal kırıklığı yaşamamak için de bunu kendime bile itiraf etmek istemedim sonucta bu şekilde hastaneye gidip henüz doğum başlamadı diye dönen çok insan vardı.. Saatler öğleden sonrayı gösterdiğinde annem geldi ve eşim beni anneme teslim ederek işe gitti daha doğrusu ben onu gönderdim.Annem beni görür görmez karnımın inmiş olduğunu hemen farketti ve ona heyecanlanmamasını ve nişanımın geldiğini kasılmaların da başladığını söyledim aslında doğum çoktan baslamıştı ve latent fazı rahat bir şekilde evde geçiriyordum. O güne kadar hiç azalmayan iştahım son gün tavan yaptı, evde ne var ne yoksa yedim hatta akşam olunca eşime dondurma aldırdım.O akşam son yogamı evde yaptım ve uyuyamayacağımı bildiğim halde hepimiz yattık.Her kasılma geldiğinde sadece nefes alarak karşılık veriyordum… Saatler sabahın 4ünü gösterdiğinde kasılmaların arası 5-10 dk.da bire düşmüştü ve şiddeti de artmaya başlamıştı sonra eşimi uyandırdım ve doktorumu arayacağımı söyledim, Herman Bey beni sanki akşamin 8inde arıyorum edasında bir ses tonuyla hastaneye gitmemizi ve doğumun başlayip başlamadığına bakılmasını istedi , çantalarımızı aldık yola çıktık sabahın 5 inde hastaneye giriş yaptık. Nöbetçi doktor açıklık kontrolü yaptı ve ilk defa bu muayeneyi o sırada oldum ; açıklık 3 cm , doğum başlamış hatta latent fazı geçmek üzereydim buraya kadar bu şekilde gelmiş olmanın sevincini yaşadım. Sonrasında kahvaltımı yaptım ve sabah 8 civarı Herman Bey geldi açıklık kontrolü yaptı açıklık 4-5 cmdi. Doktorum epidural almamı önerdi ancak ben pek istemedim çünkü buraya kadar herşey çok normaldi. Hemşirelerin ve doktorun tavsiyesiyle epidural takıldı ve benim moralim bir anda sıfırlandı ağlamaya başladım, bundan sonra hiç bir acıyı hissedemeyeceğim diye ağlıyordum kulağa çılgınca gelebilir, ancak hayatımda hiç doğum yapmadığım için de doğum planımı doktorumla konuşmaya cesaret edememiştim dayanabilirmiydim bilmiyorum dolayısıyla kendimi onlara teslim etmiş oldum. Epidural takıldıktan yarım saat sonra sancılar bir anda şiddetlenmeye başladı daha sonrasında da suni sancı verildiğini öğrendim , sabah saat 9dan sonra hep söyledikleri ‘zaman kavramı kalmayışı’ sanırım o saatlerde baslamış olsa gerek ki gerçekten o andan doğum anına kadar ben başka bir dünyada ve başka bir boyuttaydım. Epidural tutmamıştı ben tüm sancıları hissediyordum aslında istediğim buydu, uyusturulmuş doğum bana pek anlamlı gelmiyordu, yaklaşık 3 saat sonra ıkınma hissiyatı başladı açıklık 7-8 cm e ulaştıktan sonra epidurali ve suni sancıyı kestiler. Henüz ıkınmamam gerektiğini biliyordum, biraz da içgüdülerimle hareket ediyordum. Son 1 saat biraz zorlu geçti dayanamayacağım dediğim anda içimden bir ses az kaldı biraz daha dayan diyordu. Açıklık 9-10 cme ulaştığında...

Read More

Nebahat ve Defne’nin Doğum Hikayesi – Normal Doğum

Posted by on May 5, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Şuanda minik kızım memede tatlı tatlı karnını doyuruyor, arka planda hamileliğim boyunca yoga derslerinde dinlediğim en rahatlatıcı müzik.. Bu anın keyfi ve duygu yoğunluğu tarif edilemez. Bundan tam 3 ay önce bebeğim henüz karnımdayken birileri anne olmanın ne demek olduğunu anlatsa mümkün değil anlamaz, bu hissiyatı tahmin bile edemezmişim.. Evet, yaklaşık 3 ay önce Defneciğimin halen gelmemiş olmasına şaşırıp sabırsızlandığımız bir gün ailecek yürüyüşe çıktık.. Hatta evimize ve hastanemize biraz daha uzak mesafe olan Yeşilköy sahiline giderken içimden bir ses uzaklaşmayalım dedi ve geri dönüp Küçükcekmece gölünün etrafında yürümeye karar verdik..Defnenin gelmemesine şaşırmamız 40 haftanın dolmasından değildi, çünkü henüz 39 haftalıktı ancak 33. Haftadan itibaren kendisi hep aşağıdaydı ve doktorumuz sürekli erken doğum riskinden bahsediyordu.Sonra haftaları sayar olduk, 35 i görelim, bir 37 olsak diye dua ettik, hatta ilaç kullandık derken kızım 39+3 te dünyaya gözlerini açtı.. Bu arada işten de bir hafta erken ayrıldım  dinlenmem gerekiyordu ama Zeyneple hamile yogası derslerine gitmekten hiç vazgeçmedim.. Son haftalarda eşim beni Halkalıdan Fulyaya derse götürüyordu, uzak da olsa derslere gitmeyi ihmal etmiyordum, çünkü yoga bebeğime ve bana inanılmaz iyi geliyordu, sanki her ders beni normal doğuma biraz daha yaklaştırıyordu ve güçlendiriyordu..o güne tekrar dönecek olursam güzel bir pazar günü göl kenarında yürüyüşümüzü yaptık, gazetemizi okuduk keyifli keyifli eve döndük. Annemin nefis yemeklerini yedikten sonra yorgun bir şekilde kendimi koltuğa atayım derken bir anda ıslaklık hissettim,” eyvah altıma kaçırdım” diye çığlık atıp odadan kaçtım:) tuvalete gittiğimde bunun daha farklı birşey olduğunu anladım, çok fazlaydı çünkü. Hemen eşimi yanıma çağırdım annelere çaktırmadan, ikisi de panik olmaya çok elverişli insanlar:) Doktorumuzu aradık, bir daha olursa hastaneye geçin dedi, neyseki hastane de yürüyerek 5 dk mesafede, içimiz rahat.. Bir 10 dakika sonra yine aynı ıslaklığı hissettim derken üçüncü dördüncü kez üstümü değiştim artık suyumun geldiği kesindi ve durduramıyordum.. Annelere durumu izah edip onları evde kalmalarına zorla ikna edip eşyalarımızı ve pilates topumuzu alıp evden çıktık.. Doğumda sadece eşimin olmasını istedim, nitekim öyle de oldu. Hastanede beni yenidoğum katında bir odaya aldılar.Sonra hemşireler geldi ve serum ile antibiyotik vereceklerini söylediler, tabi bu hiç hayal ettiğim bir durum değildi. Ben topumla müziğimle özgürce yoga yapacağımı düşünüyordum. Ancak suyum geldiği için enfeksiyon riskine karşın  antibiyotik gerekiyomuş, olası sezeryan durumu için de yemeği kesip serum takviyesi almam gerektiğini söylediler.. Her ne kadar içim elvermese de doktoruma güvendiğim için kabul ettim.. Serumdan önce eşimle yemek sipariş edip, geceyarısı afiyetle yedik..O gece ikimiz de çok heyecanlıydık, artık benim sancılarımın gelmesini bekliyorduk ve miniğimize kavuşmak için sabırsızlanıyorduk. Bütün gece bekledik bekledik, ama tık yok, benim ağrı eşiğim çok yüksektir, gece de bir şey hissetmeden mışıl mışıl uyumuşum. Sabah doktorum geldiğinde maalesef rahimde açılmanın ilerlemediğini ve 24 saat dolmadan bebeği alması gerektiği için suni sancı vereceğini söyledi..başta istemedim, ancak bebeğime sağlıkla kavuşabilmek için yine doktorum ne derse tamam dedim. Serum ile sancı almaya başladığımda moralim çok bozuldu, sezeryana gideceğimi düşünmeye başladım, o an çok kötü hissettim gerçekten ve bu olumsuz düşüncelerden hemen arınmak için müziğimi açıp nefes egzersizlerini yapmaya başladım.. Yavaş yavaş sancılar artmaya başladı, eşim sancı geldikçe elimi tutarak, sarılarak bana destek olmaya çalışıyordu, gerçekten de dokunmak çok iyi hissettiriyordu ve ağrılarla başetmemi sağlıyordu. Sabah saat 10 gibi suni sancı bağlandı, 11:30 gibi doktorum kontrole geldiğinde rahmin açıldığını ve acilen doğumhaneye inmemiz gerektiğini söyledi! Eşimle sevinçten havalara uçtuk, artık kızımızın gelmesine dakikalar kalmıştı! Ebe ve bir grup hemşire ile doğumhaneye indik, benim sancılarım giderek sıklaşıp artıyordu, artık gözüm tamamen kapalı, başka bir boyuta geçmiştim.. Eşim doğumhaneye iki şeyle geldi, 1.si fotoğraf makinesi, 2.side yoga müziği için Ipad-her yerde bu müziği dinleyip derslerden aklımda kaldığı kadar nefes egzersizi yapıyordum.. Hatta doğum sandalyesinde dik bir şekilde yoga pozisyonunda oturup nefes alırken etraftakilerin bana garip garip baktığını hissediyordum, ” yogaya gitmiş, yoga...

Read More

Doğuma Yaklaşırken

Posted by on Mar 14, 2013 in Blog, Hamilelik | 2 comments

Bugün kontrolümüz vardı. 32 artı 4 günde Bebo güzel güzel büyümüş, 2 kilo 140 gram olmuş. Kafası aşağıda. Omurgası karnımdan destek alıyor. Ayaklar sağ kaburgamda. Zaten 3 haftadır öne doğru eğilirken acıyor. “Sen gel, ben de o kaburgalarıma basan ayakları yemezsem” diye konuşup duruyordum. Ki canlı canlı gördüm topuğuyla tam kemiğimin oraya bastığını. Popo da sola dayalı, doktorlar sola yatmayı  önerse de ve yoga eğitiminde ben de o şekilde öğrenmiş olsam da – ana toplar damar Vena Cava’ya baskı yapıp kan akışını etkilememesi için- ben mümkün değil yatamıyorum, kıpır kıpır rahatsız olur gibi itiyor. Ben de mecbur sağa yatıyorum. Doktorum nerede rahatsanız oraya yatın dedi, o nedenle içim rahat. Kontrolde her şey normal, çok şükür dedik ve geçtik doktorun ofisine. Cumartesi-Pazar günü gittiğimiz doğum eğitimini heyecanla anlatmaya başladık. Benim için daha önceden parça parça bildiğim detayların kafamda netleşmesini sağladığı için çok verimli oldu eğitim. Ama özellikle Murat için çok faydası oldu. Bakış açısını çok değiştirdi. Normal doğum, doğal doğum, sezeryan çok farketmiyordu onun için. Anne ve bebek sağlıklı olsun gerisi önemli değildi. Benim için de her zaman o önemli. Kursta da müdahaleler konusunda grup çalışmasını yaparken her şeyden vazgeçebiliriz, ödün verebiliriz ama “sağlıklı anne sağlıklı bebek” en önemlisi ve sadece ondan vazgeçmeyiz diye bir sonuçla bitirdik. Ama şimdi Murat’ın da önceliği anne ve bebek sağlıklı ve her şey yolunda ise olabildiğince doğal olması yönünde. Minimum müdahale olsun, bebekle ilk buluşma ve sonrasında isteklerimizi belirleyelim ve doktorumuzla, hastaneyle paylaşalım düşünceleriyle çıktık eğitimden. Benim için de ikimizin aynı düşüncede olması çok önemliydi. O da doğumun bir parçası olsun istiyordum çünkü. Hem kendimi en güvenli ve rahat hissettiğim yer onun yanı olduğu için hem de babayla bebeğin bağlanmasında ilk buluşmanın önemini bildiğim için. O ise doğuma girip girmeyeceğinden bile emin değildi. Şimdi öncelikle her şey yolunda ve normal seyrinde gitmesini diliyoruz ve bebeğimizi birlikte karşılamaya hazırız. Çok etkilendiğimiz bir bölüm oldu, babanın bebeği ilk kucaklarken yarı çıplak olması, bebeğin ona bakışları, konuşmaları, eğitimden sonra Murat’ın da o bölümden çok etkilendiğini farkettim. O sahneyi anlatırken Nur şu detayı da verdi. Bebekler sadece anne-babalarının taşıdığı mikroplara karşı bağışıklık kazanmış şekilde doğuyorlarmış. O nedenle ilk doğduklarında anne ve babanın çıplak kucağı hastanenin en steril köşesinden bile daha sağlıklıymış. Doğanın döngüsü nasıl bir mucizelere sahip demeden edemiyor insan. Doktorum çok pozitif bir insan. Bana çok güzel bir enerji veriyor. Geçen kontrolde her şey yolunda giderse minimum müdahale ile doğum yapmak istiyorum deyince “nasıl istersen öyle olacak” diye bana destek olmuştu. Bu kontrolde Murat’ın da eğitime katıldığını ve bana olan desteğini görünce çok memnun oldu. Suni sancı ve epidural istemediğimi belirtmiştim. Onlara zaten yorum yapmadı. Epizyotomi için “gerekli görmediğim sürece yapmam, ama yırtık olacağını hissedersem kontrollü bir şekilde yapmayı tercih ederim” dedi. Ben de o günü yaşamadan çok ısrarcı bir yaklaşımda değilim. Bebeğim sağlıkla doğsun en önemlisi o. Doktoruma da güveniyorum. Benim isteklerime saygı duyuyor. “Nasıl istersen” diyor. Bundan sonrası o günü yaşamaya kalıyor. “Doulam da var” dedim, ona da memnun oldu. “Destekçimiz çok desene” dedi. Şimdilik minimum müdahale ile normal doğum yolundayız. Hayırlısı =) Ama doktorum gerekli görürse sezeryan da olabilirim. Ben kendimi hazırlayayım da, sonrasında “keşke normal doğum hakkında biraz daha bilseydim, belki kendim bazı şeyleri kontrol edebilir, süreci değiştirebilirdim” diye hayıflanmayayım. Hayatımda bir kez ameliyat oldum. Tiroid bezimin bir kısmı alındı. İlk doktorumun yanında 5 dakika kaldım. Test sonuçlarına baktı, “15 gün sonra ameliyat randevusu al” dedi. Ben de ağlayarak çıktım yanından. Tiroid nedir, neden bozulur, bana ne oldu, hiç bir etkisini görmedim, nerden çıktı bu ameliyat şimdi, gibi kafamda milyon soruyla. Sonra başka bir doktora gittim. 1 saatten fazla kalmışımdır yanında. Detayıyla tiroidi ve durumumu anlattı. “İlaç tedavisi deneyeceğim, seni ameliyattan kurtarabilir miyim ona...

Read More

Hypnobirthing – Mongan Yöntemi

Posted by on Ara 17, 2012 in Blog, Hamilelik | 3 comments

Kütüphanede sıra sıra beni bekleyen ve okumak istediğim birçok kitabım var. Hafta hafta hamilelikle ilgili olan hep salonda, haftalar geçtikçe bölüm bölüm okuyorum. 15-16.haftamda Hypnobirthing-Mongan Yöntemi kitabını aldım. Gün Yayıncılık yakın bir zamanda türkçeye çevirip basımını yaptı, emeklerine teşekkürler, ne kadar çok anne okursa o kadar iyi. Neden mi? Çünkü doğal doğumun ne kadar “doğal” olduğunu anlatıyor kitap. Diyor ki: “Bütün doğal doğumların bir amacı ve planı vardır. Kelebek çıkarken kozasını yırtıp açmayı kim düşünür? Kim civcivi dışarı çekip çıkarmak için kabuğunu kırar?” Ne kadar doğru, değil mi? Yazıya başlamadan önce doğal doğumla normal doğum arasındaki farkı çok sade bir şekilde açıklamak istiyorum. Doğal doğum, müdahalesiz, ilaçsız, annenin dilediği gibi hareketlerini yapmasına izin veren, rahat, sakin ve saygılı bir doğum şekli. Normal doğumda ise serum, ağrı kesici, suni sancı, epidural, epizyotomi gibi müdahaleler olması ihtimali yüksek. Normal doğumda annenin hareketleri kısıtlanabilir ve doğum süresinin kısalması için anne ve bebek üzerine baskı olabilir. Ben bu kitaptan ve bu yaklaşımdan şunları öğrendim: 1 – Doğal doğum, üzerinde çalışılması gereken, her detayının öğrenilmesi ve hazırlanılması gereken bir olaydır. Bir konu hakkında ne kadar çok çalışır, ne kadar iyi bilirsek o kadar rahat olmaz mıyız? Her ne kadar içgüdüsel bir olay da olsa, anne doğurmayı, bebek doğmayı biliyor da olsa, bu içgüdülerin harekete geçmesine ve bebeğimizin nazikçe doğmasına izin verecek rahatlıkta olmamız için neler olup bittiğini, aşama aşama doğumda nasıl davranmamız gerektiğini bilmemiz gerekiyor. “Normal doğuracağım” diye hastaneye gittiğinizde uygulanan teknikler doğal doğuma izin vermiyor. Bu nedenle doğal doğuma hazırlanmakla, normal doğuma hazırlanmak arasında çok fark var. Ne yapacağımızı bilmenin ve hazırlıklı olmanın rahatlığıyla bedenimiz stresten ve korkudan arınıyor, bedenimizdeki dalgalanmaların yarattığı hislerle baş etmemizi sağlayan endorfin hormonu maksimum düzeyde salgılanıyor ve bizi rahatlatıyor. Bize, güzel ve sakin nefesler alarak bebeğimizin doğum yolunu açmak kalıyor. (Stres ve korku olduğu sürece vücudumuz malesef endorfin salgılayamıyor.) 2 – Her anne bebeğini doğurmak üzere kodlanmıştır. Bebekler de zamanı geldiğinde doğmayı içgüdüsel olarak bilirler. Tek yapmamız gereken kendimize güvenmek ve bu konuda çalışan uzmanlardan destek almaktır. Bunlardan en önemlisi kendimize güvenmek, bunu yapabileceğimize inanmak. İkincisi de hazırlanmak. Deneyimleri okuyarak, Doğal Doğum Kursları’na katılarak ve Doula (Doğum Destekçileri) ile çalışarak. Doğal doğum yapmanıza imkan sağlayan ve doğumun başladığı dakikalardan sonuna kadar tüm evrelerde yanınızda olacak bir doktorunuz ve birlikte çalıştığı bir ebesi var ise çok şanslısınız, onların desteğiyle de harika bir doğum yapabilirsiniz. Doğal doğum kararı aldığınızda en önemli konulardan biri doktor seçimi. Doktorunuz bu konuda size mutlaka destek olmalı. Doktorunuzla bu konuyu konuşabilir, eğer doğumunuza yardımcı olacak bir ekibi yoksa, kendi doulanızı – doğum destekçinizi seçip doğuma hazırlıklı gidebilirsiniz. Doulalar doktorlarla doğum öncesinde tanışıp işbirliği içinde oluyorlar. Kendimize ve bebeklerimize bu mucizeyi yaşamak için bir şans vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Ve bu şansı vermek üçüncü kişilerde değil, bizim elimizde. 3- Baba adaylarının doğumdaki katkısı çok önemli. Baba olduklarını doğuma katılınca çok daha net hissediyorlar. Aile olmak, doğumla başlıyor. Yapılan araştırmalar da doğumda aktif rol alan babaların, bebeklerine çok daha hızlı bağlandıklarını ve bebekli hayata çok daha hızlı adapte olduklarını gösteriyor. Nasıl duygulu, nasıl heyecanlı ve mucizevi bir paylaşım… Yaşayanların deneyimlerini okuyorum, gözlerim doluyor. 4- İlaçsız doğum, doğumda anneyi de bebeği de güçlendirir. Bebekler ilaçsız (suni sancısız, epiduralsiz) doğumlarda gözleri açık, nefesleri düzenli, kalp atışları düzenli, emzirmeye hazır bir şekilde doğuyorlarmış. Kanlarına ya da süte karışan bir ağrı kesici/uyuşturucu etki olmadığı için bilinçleri açık, hayata hazır bir şekilde doğmaları harika. Anne de dışarıdan bir uyaran almadığı için doğum bitince oldukça rahat oluyormuş. 5- Doğal doğumla dünyaya gelen bebeklerde doğum sonrası travmaları görülmez. Şu anda okuduğum Bilinçli Bebek kitabında bebekler neden ağlar bölümünde en çok bahsedilen konulardan biri doğum travması. Bu kitaptan da bahsedeceğim bitirince. Doğal akışında yaşanmayan doğumlardan sonra...

Read More