Posts Tagged "sezeryan doğum"

Tuba ve Duru’nun Doğum Hikayesi – Sezeryan Doğum

Posted by on Haz 8, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Hamileliğimin son 10 gününü en güvenilir yer olan ailemin evinde, doktorum olan babamın yanında geçirdim. Minik prensesi babam daha farklı bir heyecanla daha farklı korkularla bekliyordu. 40. haftamda doldu ama bizim minik prensesin gelmeye niyeti yoktu. 40+5 de daha fazla riske atmak istemeyerek sezeryan olmaya karar verdim. Mutlu bir sabaha uyanıp hastaneye gittik. Ameliyat kapısına kadar her şey normaldi, o kapıya geldiğimde göz yaşlarım sel oldu. Prensesime kavuşucaktım fakat korkular, endişeler… Ameliyat masası, epiduralin takılması ve sonunda ilk kesik! Kısa bir süre sonra Meleğimin sesi. Tüm korkular uçtu gitti, bu sefer mutluluk göz yaşları vardı gözümde. Çocuk doktoru Duru’yu muayene ederken ondan gözlerimi alamadim. “Şimdi ben anne mi oldum??? :) “Bu soruyu sordum içimden kendime. Duru, bebek hemşiresiyle babasına doğru yola çıkarken beni sakinleştirdiler. Ondan sonra pek bir şey hatırlamıyorum. Odama giderken üşümekten titrediğimi, bana battaniye getiriceklerini söylediklerini ve sonra Duru! Minicikti, henüz banyo bile yapmamıştı. Artık içimde olmasa da bizi tekrar birbirimize sütüm bağladı. İlk memeden sonra dudakları kıpkırmızı olmuştu ve mışıl mışıl uyudu güzel kızım. İlk 3 ayımız yapışık geçti, birbirimizden ayrılamıyorduk. Onun bana benim de ona ihtiyacımız vardı. 40+5 günü birlikte geçirmiştik sonuçta ayrılmak okadar kolay değildi. İlk 50 gün canım kardeşim yanımızda kaldı. Doğum fotograflarını çekti, benden önce o gördü kızımı. Ben Duru’yu, kardeşimde kendi elleriyle beni besledi. Biz uyuduk o başımızda nöbet tuttu, ben uyudum o Duru’ya baktı…Hakkı ödenmez güzel kızımın güzel teyzesi. 1 sene boyunca gecemiz gündüzümüz bir geçti. Kuzum büyüdü artık, geceleri kendi odasında yatıyor çok şükür!...

Read More

Cansu ve Azra’nın Doğum Hikayesi – Sezeryan Doğum

Posted by on Haz 3, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Doğumun ilk sinyalleri geldiği günde birlikte harika bir yoga ve doğuma hazırlık seansı yaptığım sevgili Cansu’yla Azra bebeğin kavuşma hikayesi var bugün. “Ne zamana kadar hamile yogası yapabilirim?” diye soranlar olunca doğumun sonuna kadar diyorum hep. Tıpkı Cansu’nun ve birçok hamilemin yaptığı gibi. Cansu’nun örneğindeki gibi farklı sebeplerden sezeryan da olsa yoga sayesinde doğuma farkındalıkla, o huzurla girmek, bebeğe sağlıkla kavuşmak en önemlisi… “19 Şubat perşembe, her yer bembeyaz, hava soğuk. Tuvalete gittiğimde pembemsi bir lekeyle evet dedim, bugün beklediğimiz gün olabilir. Gülsen ile buluşma planı yaptık; hazırlanırken tekrar tuvalete gittim, artık emindim. Önce duşa girdim, sonra sırt çantamın içine fazladan bir tayt ve tshirt koydum. Sonra yoga hocam Zeynep’i arayıp, ders saatini erkene alıp alamayacağını sordum.Şaşkınlığım mutlulukla karışıyordu, bu heyecanı başka türlü bastıramazdım. Derse gittiğimde pembemsi belirtiden bahsedince, doğumu kolaylaştıracak, hazırlık hareketleri kimi zaman matın kimi zaman da pilates topunun üzerinde yaptım. Bedeni rahatlatıcı bir dersti, derin gevşemede de huşu içinde geçen dakikalardan sonra kendimi huzurlu, enerjik ve doğuma hazır hissediyordum. Öyle mutluydum ki tarifsizdi. Hayatımın en sağlıklı en mutlu en huzurlu 39 haftasını geride bırakıyordum. 12.haftamdan beri haftanın iki günü yaptığım hamile yogası, kendimi yeniden keşfetmemde aracı olmuştu. Tüm kaslarım çalışıyordu. Kaygılardan uzak bedenimi dinlemeyi gevşetmeyi öğrenmiştim. Zeynep’in sesi içime işliyordu. Her hisset ve farket deyişinde bedenimi yeniden hissediyor ve keşfediyordum. Bebeğimle konuşuyordum. O gün Minnoşum hadi gel artık dedim. Ders bitimi tatlı bir hüzünle Zeynep’e sarıldım: ihtiyacım olan tek şey yogaydı ve yanımda olmasını istediğim kişiyle son hamile yogası dersimizi yapmıştık. Tüm gün Nişantaşı nda Gülsen’le gezdik, yemek yedik, alışveriş yaptık, kahve içtik. Eve geldiğimde Burak çoktan gelmişti. Akşam yemeğinden sonra tv karşısındaydık. Tek fark koltukta oturamıyordum. Yerde dört bacak üzerinde yoga hareketlerini yapıyordum. Sonra birden içimden birşeyin kaydığını hissettim saat 21.20 nişanım geldi, bir saat sonrada suyum. 20 Şubat 01.00 de 3 cm açıklıkla hastahaneye gittik. Odam spa merkezini aratmıyordu. Eşim ışıkları kısmış, yoga müziğini açmıştı. Kalçalarımla sekiz çizerek sancıları geçiştiriyordum. 02.00 de güzel doktorum Nihan Dedeoğlu geldi. Açıklık 5 cm idi. Üçümüz sabaha kadar minik kızımın gelişini bekledik. Saat 08.00 de açıklık aynıydı. İlerlemeyen eylem ve fetal distress tanısıyla 08.46 da sezeryanla bebeğime kavuştum. 39+2 de dünyanın en mutlu insanıydım. Artık Anneydim.” Cansu ŞAHİN AVCI...

Read More

Ayşe’yle Derin’in Doğum Hikayesi – Sezeryan Doğum

Posted by on May 9, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Derin bizi hiç bekletmedi çok şükür.. Bebek sahibi olmaya karar verdiğimiz ay hamile kaldım.. O kadar çok hissediyordum ki Derin’in varlığını daha hamile olduğumu öğrenmeden yediğime içtiğime inanılmaz dikkat etmeye başlamıştım.. Fakat hamileliğimi öğrendikten sonra kalp atışını duymadan sevinmeyelim dedik ve beklemeye karar verdik.. 29 ekim 2013 sabahı kanamayla uyandım o kadar çok korktum ki apar topar hastaneye gittik ve o gün ilk kalp atışını duyduk Derin bizimleydi hiçbir sorun yoktu çok şükür.. Devam eden günlerde bir kanama daha yaşadım yine aynı şekilde korkuyla gittim meğer normal bir süreçmiş bu yaşadığım, hamilelikte aşırı olmayan kanama olabilen birşeymiş.. Benim nazlı kızım cinsiyetinide bir türlü göstermedi bize annesine süpriz yapmak istedi ve 16. Haftanın sonunda 9 ocak 2014 yani benim doğumgünümde öğrenebildik kız olduğunu meğer ne çok istemişim bi kızım olsun.. Hayatımda aldığım en güzel doğumgünü hediyem.. 16. Haftadan sonra Zeynep ile tanıştık.. Canım Zeynep iyi ki girdin hayatımıza. Hamileliğim onun sayesinde o kadar hareketli ve aktif geçti ki şu an daha tembel hissediyorum kendimi :) doğuma birgün kala bile alışveriş yapıp gezebiliyordum :) yoga dışında keyifli sohbeti ve öğrettikleriyle bana o kadar çok yardımcı oldu ki.. Zeynepçiim teşekkürler iyi ki varsın :) Bu arada süreç benim için biraz daha farklıydı diğer hamilelerden.. Ben 12 yaşındayken geçirdiğim skolyoz ameliyatı yüzünden normal doğum yapmaktan çekindim, riskliydi. Bir çok doktor normal doğum yapabileceğimi ama sonrasında ne olacağını bilemediklerini söylüyorlardı.. Normal doğumu tabii ki çok istiyodum ama ya sonrasında bana birşey olursa değer miydi? Tabii ki hayır doğumdan sonra sapasağlam olmam gerekiyordu bebeğimi kendim büyütmem gerekiyordu bu yüzden doktorumun bütün ısrarlarına rağmen sezeryanı seçtim. Bu arada öğrendim ki skolyoz ameliyatı olduğum için epiduralde alamayacaktım genel anestezi olmak zorundaydım.. Bebeğimi ilk gören ben olamayacaktım ve inanılmaz üzüldüm.. Ama olsun biz sağlıkla kavuşalım gerisi önemli değil diye kendimi avuttum doğum anının saniye saniye çekilmesi için doğum fotoğrafçısıyla anlaştım.. İçim bi nebze daha rahattı en azından sonradan doğum anını izleyebilecektim.. Derin için hazırlıklar son gaz devam ederken, tipik bir oğlak burcuyum herşey aylar öncesinden hazırlandı evet :)) doktorumuz 39+2 yani 14 haziran cumartesi sabahı derinin aramıza katılabileceğini söyledi.. 15 haziran babalar günüydü, planlı sezeryana ne kadar karşı olsamda bir tarih seçmek mecburiyetindeydim.. Neden olmasın kızımın babasının ilk babalar günü olsun 15 haziran :) ve 14 haziran cumartesi sabahı 07.00da hastanedeydik herşey çok güzeldi muhteşem bir sabahtı.. Odayı eşimle, ailelerimizle birlikte heyecanla süsledik o kadar keyifliydi ki.. Saat 09.00da girecektim doğuma fakat acil bir sezeryan girdi araya neyse dedik vardır bir hayır ama son 1 saat geçmek bilmedi resmen.. Ameliyathaneye girerken biraz bebeğimden ayrılmanın hüznü, biraz korku biraz heyecan biraz gözyaşı vardı.. Ne kadar rahat bayılırsam o kadar güzel ayılacaktım bunu yaşamıştım ve çok rahat geçti herşey gözümü açtığımda şarkı söylemeye başladım :) Hemşireler pembe beyaz bir bebeğiniz oldu hiçbir sorun yok birazdan buluşacaksınız dedi.. Bu sırada doğumdan sonra ben baygınken Derin’i göğsüme koymuşlar ve emmek istemiş :) hemşireler çok aç bir kız emzirme konusunda probleminiz olmayacak dediklerinde iyice sabırsızlandım o kadar çok söylendim ki buluşma zamanını biraz erkene çektiler :) ve Derin geldi gerçekten pembe beyaz bir bebeğimiz olmuştu dünya güzeli.. Kokusu hala burnumda, minicik küçücük aç bir kız :) hemen emmek istedi ve çok şükür sorunsuz emzirdim.. Ve hemen elini kolunu kontrol ettim herşey tam mı diye çok şükür herşey tam ve yerli yerindeydi :) Canım bebeğim bir kez daha hoşgeldin iyi ki geldin iyi ki doğdun iyi ki bizi...

Read More

Hypnobirthing – Mongan Yöntemi

Posted by on Ara 17, 2012 in Blog, Hamilelik | 3 comments

Kütüphanede sıra sıra beni bekleyen ve okumak istediğim birçok kitabım var. Hafta hafta hamilelikle ilgili olan hep salonda, haftalar geçtikçe bölüm bölüm okuyorum. 15-16.haftamda Hypnobirthing-Mongan Yöntemi kitabını aldım. Gün Yayıncılık yakın bir zamanda türkçeye çevirip basımını yaptı, emeklerine teşekkürler, ne kadar çok anne okursa o kadar iyi. Neden mi? Çünkü doğal doğumun ne kadar “doğal” olduğunu anlatıyor kitap. Diyor ki: “Bütün doğal doğumların bir amacı ve planı vardır. Kelebek çıkarken kozasını yırtıp açmayı kim düşünür? Kim civcivi dışarı çekip çıkarmak için kabuğunu kırar?” Ne kadar doğru, değil mi? Yazıya başlamadan önce doğal doğumla normal doğum arasındaki farkı çok sade bir şekilde açıklamak istiyorum. Doğal doğum, müdahalesiz, ilaçsız, annenin dilediği gibi hareketlerini yapmasına izin veren, rahat, sakin ve saygılı bir doğum şekli. Normal doğumda ise serum, ağrı kesici, suni sancı, epidural, epizyotomi gibi müdahaleler olması ihtimali yüksek. Normal doğumda annenin hareketleri kısıtlanabilir ve doğum süresinin kısalması için anne ve bebek üzerine baskı olabilir. Ben bu kitaptan ve bu yaklaşımdan şunları öğrendim: 1 – Doğal doğum, üzerinde çalışılması gereken, her detayının öğrenilmesi ve hazırlanılması gereken bir olaydır. Bir konu hakkında ne kadar çok çalışır, ne kadar iyi bilirsek o kadar rahat olmaz mıyız? Her ne kadar içgüdüsel bir olay da olsa, anne doğurmayı, bebek doğmayı biliyor da olsa, bu içgüdülerin harekete geçmesine ve bebeğimizin nazikçe doğmasına izin verecek rahatlıkta olmamız için neler olup bittiğini, aşama aşama doğumda nasıl davranmamız gerektiğini bilmemiz gerekiyor. “Normal doğuracağım” diye hastaneye gittiğinizde uygulanan teknikler doğal doğuma izin vermiyor. Bu nedenle doğal doğuma hazırlanmakla, normal doğuma hazırlanmak arasında çok fark var. Ne yapacağımızı bilmenin ve hazırlıklı olmanın rahatlığıyla bedenimiz stresten ve korkudan arınıyor, bedenimizdeki dalgalanmaların yarattığı hislerle baş etmemizi sağlayan endorfin hormonu maksimum düzeyde salgılanıyor ve bizi rahatlatıyor. Bize, güzel ve sakin nefesler alarak bebeğimizin doğum yolunu açmak kalıyor. (Stres ve korku olduğu sürece vücudumuz malesef endorfin salgılayamıyor.) 2 – Her anne bebeğini doğurmak üzere kodlanmıştır. Bebekler de zamanı geldiğinde doğmayı içgüdüsel olarak bilirler. Tek yapmamız gereken kendimize güvenmek ve bu konuda çalışan uzmanlardan destek almaktır. Bunlardan en önemlisi kendimize güvenmek, bunu yapabileceğimize inanmak. İkincisi de hazırlanmak. Deneyimleri okuyarak, Doğal Doğum Kursları’na katılarak ve Doula (Doğum Destekçileri) ile çalışarak. Doğal doğum yapmanıza imkan sağlayan ve doğumun başladığı dakikalardan sonuna kadar tüm evrelerde yanınızda olacak bir doktorunuz ve birlikte çalıştığı bir ebesi var ise çok şanslısınız, onların desteğiyle de harika bir doğum yapabilirsiniz. Doğal doğum kararı aldığınızda en önemli konulardan biri doktor seçimi. Doktorunuz bu konuda size mutlaka destek olmalı. Doktorunuzla bu konuyu konuşabilir, eğer doğumunuza yardımcı olacak bir ekibi yoksa, kendi doulanızı – doğum destekçinizi seçip doğuma hazırlıklı gidebilirsiniz. Doulalar doktorlarla doğum öncesinde tanışıp işbirliği içinde oluyorlar. Kendimize ve bebeklerimize bu mucizeyi yaşamak için bir şans vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Ve bu şansı vermek üçüncü kişilerde değil, bizim elimizde. 3- Baba adaylarının doğumdaki katkısı çok önemli. Baba olduklarını doğuma katılınca çok daha net hissediyorlar. Aile olmak, doğumla başlıyor. Yapılan araştırmalar da doğumda aktif rol alan babaların, bebeklerine çok daha hızlı bağlandıklarını ve bebekli hayata çok daha hızlı adapte olduklarını gösteriyor. Nasıl duygulu, nasıl heyecanlı ve mucizevi bir paylaşım… Yaşayanların deneyimlerini okuyorum, gözlerim doluyor. 4- İlaçsız doğum, doğumda anneyi de bebeği de güçlendirir. Bebekler ilaçsız (suni sancısız, epiduralsiz) doğumlarda gözleri açık, nefesleri düzenli, kalp atışları düzenli, emzirmeye hazır bir şekilde doğuyorlarmış. Kanlarına ya da süte karışan bir ağrı kesici/uyuşturucu etki olmadığı için bilinçleri açık, hayata hazır bir şekilde doğmaları harika. Anne de dışarıdan bir uyaran almadığı için doğum bitince oldukça rahat oluyormuş. 5- Doğal doğumla dünyaya gelen bebeklerde doğum sonrası travmaları görülmez. Şu anda okuduğum Bilinçli Bebek kitabında bebekler neden ağlar bölümünde en çok bahsedilen konulardan biri doğum travması. Bu kitaptan da bahsedeceğim bitirince. Doğal akışında yaşanmayan doğumlardan sonra...

Read More