Posts Tagged "pozitif doğum hikayeleri"

Seçil ve Güneş’in Doğum Hikayesi – SSVD (Sezeryan Sonrası Vajinal Doğum)

Posted by on Şub 9, 2016 in Blog, Hamilelik | 0 comments

Merhaba, ben Seçil Yüceaktaş. Ateş ve Güneş’in annesi, Ali’nin eşiyim. Oğlum Ateş’i Mart 2010 da 40+2’de sezaryenle kucağıma aldım. Sezaryen olma sebebim gebeliğimin 40 haftayı geçmiş olmasıydı. Bunun bir sezaryen sebebi olmadığını öğrendiğimde artık çok geçti. Yine de epidural sezaryen olduğum ve oğlumu doğar doğmaz koklayabildiğim ve o harika dakikalara şahit olabildiğim için mutluyum. Üzerinden 5 yıl geçtikten sonra kızım Güneş’e hamile olduğumu öğrendiğimde yine aynı heyecanı yaşarken bu kez daha bilinçli ve doğumuna sahip çıkan bir anne olmaya karar verdim.İkinci kez anne olma serüvenine başlarken öncelikle sezaryen sonrası vajinal doğumu (ssvd) destekleyecek bir doktor bulmak gerekiyordu. Bunun hiç de kolay olmadığını birkaç doktor gezdikten sonra anladım. Ssvd yi desteklediğini söyleyen A plus bir hastanenin profesör bir doktoru ile yolumuza devam etme kararı aldık. Ancak sonradan anladık ki‘ A plus bir hastanede hastalar isteklerine karşılık bulamıyorlar’ denmesin diye ssvd isteğimizi kabul etmiş sayın doktorumuz. Hamileliğim boyunca tüm kontrollerimde ssvd konusunda beni desteklediği izlenimini uyandırsa da, 37. hafta kontrolümde birden ‘38. Haftanın sonunda gelmezse sezaryene alırım, zaten hiç aşağı inmemiş kanala da girmemiş girecek gibi de gözükmüyor bir sonraki kontrolde ameliyat günü verelim hatta istersen ameliyat gününü şimdi verelim çünkü ben seni bekliyorum, tatilimi de senin 38. haftana göre ayarladım deyiverdi. Sağ olsun doktorumuz çok düşünceliydi ama sanırım kızım kendi doğumunu doktorumuzun tatiline göre ayarlamamıştı maalesef. Yaşadığım paniği ve doktor konusundaki hayal kırıklığımı anlatamam. 37. haftamda doktorsuz kalmıştım. O gece sabaha kadar uyumadım ağladım. Bir an önce karar vermem gerekiyordu. Doğuma sayılı günler kala doktorumun beni oyalamış, hatta kandırmış olduğu gerçeği fazlasıyla korkutucuydu ama ben yapmam gereken şeyi açıkça görebiliyordum. Aylar süren hazırlıklar sonunda hem zihinsel hem de bedensel olarak kendimi normal doğuma hazırlamıştım ve aynı motivayonla da devam edecektim. Sezaryen doğum yeniden kaderim olmayacaktı. Tabi bu kararı verirken sevgili Ebe Arzu Çulha’dan aldığım doğuma hazırlık eğitimi, okuduğum kitaplar ve ssvd ile ilgili yaptığım araştırmalar bana ışık tuttu. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle sevgili doktorumuz Tamer Sözen ile tanıştık. Kendisi samimiyetiyle bize güven verdi. 37. Haftada bir ssvd adayını kabul etti. Herşeyden önemlisi oluşabilecek riskleri korkutmadan sade bir dille anlattı, yakın takiple istersek 42. haftaya kadar bile bekleyebileceğimizi söyledi. Bunu bir doktordan duymanın rahatlığı ile artık hem vücudumun hem beynimin hazır olduğunu hissettim. O an itibariyle doktorum ‘sezaryen doğum olmak zorunda’ dese de farketmezdi çünkü sezaryen sebebim doktorun tatil planları olmayacaktı artık. İhtiyacım olan iki kelimeymiş meğer ‘herşey yolunda’. Ben neredeyse emindim herşeyin yolunda olduğuna ve bundan sonra olacağına ama buna sadece benim inanmam yetmiyormuş. Bu bir ekip işiymiş gerçekten. Destekçilerden biri yan çizince denge bozuluyormuş. Şimdi ekip tamamdı. Ben, eşim, ebem, doktorum ve tabii son kararı verecek olan başrol kahramanı kızım. Huzurlu bir şekilde beklemeye başladık. Herşey çoktan hazırdı; kızımın odası hastane çantam, süsler, hediyelikler… Arada sırada kızımın odasına gidip ona, doğunca odasında nasıl vakit geçireceğimizi anlatır, gel artık seni çok özledik, herşeyimizle hazırız seni bekliyoruz derdim. Bu arada son güne kadar sevgili Zeynep Gözübüyük’ten öğrendiğim yoga egzersizlerini yapıyor, zamanımı bol bol yürüyerek ve yüzerek evdeki zamanımı da pilates topunun üstünde geçiriyordum. Artık evde benim koltuğum pilates topuydu. Havaların çok sıcak olması ve bazı geceler uyuyamamam dışında herşey tam hayal ettiğim gibi gidiyordu. Uyku sorunumu da kadife sesli ebem Arzu Çulha’nın kaydettiği derin gevşeme telkiniyle meditasyon yaparak çözüyordum. Bütün hamileliğim boyunca hem gevşemek hem de bebeğimle bağ kurmak için bu teknik çok işime yaradı. haftanın sonuna geldiğimizde neredeyse her gün ‘kızım bugün doğar mı acaba?’ diye aklımdan geçiriyor, nazlı kızımla sürekli konuşup, ona güven vermeye çalışıyordum. Bana güvenebilirdi, herkes, her şey hazırdı. Ben de ona güveniyordum. Ve bütün bu davetlerimin karşılıksız kalmayacağını anladığım o sabah geldi çattı. Her zamanki gibi gece uyumakta zorlanmıştım. Hem sıcaktan hem de sanki heyecandan. Hissetmişim demek...

Read More

Övgün ve Can’ın Doğum Hikayesi – Normal Doğum

Posted by on May 24, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Günler sona yaklaştıkça oğlumu beklerken yaşadığım sabırsızlık her geçen gün artıyordu acaba nasıl başlayacaktı doğum? Dayanılmaz ağrılarla mı yoksa bir anda suyum mu gelecekti veya bu kadar gerçekleşmesini istediğim normal doğumu başaramayacak mıydım? Artık bir an önce herşey başlasın istiyordum derken 18 haziran sabahı saat 07:00da tuvalete kalktığımda nişanım geldi , o güne kadar sakin olan ve doğumun tüm aşamalarını aylardır okuyup ezberleyen ben bir anda paniğe kapıldım ve hemen eşime seslendim, aslında ne yapılacağını daha doğrusu sadece sakince bekleyeceğimi bildiğim halde dönüp tekrar kitaplara baktım, aynen şöyle yazıyordu ‘tebrikler doğumunuz en geç 48 saat içinde gerçekleşecek’ sonra sakinlestim ve beklemeye başladık.Eşim o gun işe gitmedi ve ne tesadüftür ki annem de tam o gün yola çıkmış geliyordu. Saatler geçtikçe durum yerini çok hafif kasılmalara bıraktı ve ben her saat başı soluğu tuvalette alıyordum bir nevi vücut kendi kendine lavman yapiyordu..Bu kasılmalar beni hiç yormuyordu ancak vakit geçtikçe karnımın gittikçe küçüldüğünü ve aşağıya indiğini çok net bir biçimde görüyordum. Ev içinde yürüyüşüm dahi zorlaşmıştı. Bu arada ben kasılmaların aralığını tutmak için surekli saate bakıyordum ..Oldukça düzensizdi ve saat başı 45 dk.de bir geliyordu. Kararlıydım kasılmalar 5-10 dk.da bir gelene kadar doktoruma haber vermeyecektim ancak yine de tedbir amaçli nişanımın geldiğini whatsuptan doktoruma bildirdim. Bu arada kendi kendime gerçekten doğum başladı sanırım diyordum ama hayal kırıklığı yaşamamak için de bunu kendime bile itiraf etmek istemedim sonucta bu şekilde hastaneye gidip henüz doğum başlamadı diye dönen çok insan vardı.. Saatler öğleden sonrayı gösterdiğinde annem geldi ve eşim beni anneme teslim ederek işe gitti daha doğrusu ben onu gönderdim.Annem beni görür görmez karnımın inmiş olduğunu hemen farketti ve ona heyecanlanmamasını ve nişanımın geldiğini kasılmaların da başladığını söyledim aslında doğum çoktan baslamıştı ve latent fazı rahat bir şekilde evde geçiriyordum. O güne kadar hiç azalmayan iştahım son gün tavan yaptı, evde ne var ne yoksa yedim hatta akşam olunca eşime dondurma aldırdım.O akşam son yogamı evde yaptım ve uyuyamayacağımı bildiğim halde hepimiz yattık.Her kasılma geldiğinde sadece nefes alarak karşılık veriyordum… Saatler sabahın 4ünü gösterdiğinde kasılmaların arası 5-10 dk.da bire düşmüştü ve şiddeti de artmaya başlamıştı sonra eşimi uyandırdım ve doktorumu arayacağımı söyledim, Herman Bey beni sanki akşamin 8inde arıyorum edasında bir ses tonuyla hastaneye gitmemizi ve doğumun başlayip başlamadığına bakılmasını istedi , çantalarımızı aldık yola çıktık sabahın 5 inde hastaneye giriş yaptık. Nöbetçi doktor açıklık kontrolü yaptı ve ilk defa bu muayeneyi o sırada oldum ; açıklık 3 cm , doğum başlamış hatta latent fazı geçmek üzereydim buraya kadar bu şekilde gelmiş olmanın sevincini yaşadım. Sonrasında kahvaltımı yaptım ve sabah 8 civarı Herman Bey geldi açıklık kontrolü yaptı açıklık 4-5 cmdi. Doktorum epidural almamı önerdi ancak ben pek istemedim çünkü buraya kadar herşey çok normaldi. Hemşirelerin ve doktorun tavsiyesiyle epidural takıldı ve benim moralim bir anda sıfırlandı ağlamaya başladım, bundan sonra hiç bir acıyı hissedemeyeceğim diye ağlıyordum kulağa çılgınca gelebilir, ancak hayatımda hiç doğum yapmadığım için de doğum planımı doktorumla konuşmaya cesaret edememiştim dayanabilirmiydim bilmiyorum dolayısıyla kendimi onlara teslim etmiş oldum. Epidural takıldıktan yarım saat sonra sancılar bir anda şiddetlenmeye başladı daha sonrasında da suni sancı verildiğini öğrendim , sabah saat 9dan sonra hep söyledikleri ‘zaman kavramı kalmayışı’ sanırım o saatlerde baslamış olsa gerek ki gerçekten o andan doğum anına kadar ben başka bir dünyada ve başka bir boyuttaydım. Epidural tutmamıştı ben tüm sancıları hissediyordum aslında istediğim buydu, uyusturulmuş doğum bana pek anlamlı gelmiyordu, yaklaşık 3 saat sonra ıkınma hissiyatı başladı açıklık 7-8 cm e ulaştıktan sonra epidurali ve suni sancıyı kestiler. Henüz ıkınmamam gerektiğini biliyordum, biraz da içgüdülerimle hareket ediyordum. Son 1 saat biraz zorlu geçti dayanamayacağım dediğim anda içimden bir ses az kaldı biraz daha dayan diyordu. Açıklık 9-10 cme ulaştığında...

Read More

Nadiye ve Nil’in Doğum Hikayesi – Doğal Doğum

Posted by on May 14, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Evet… Ben de artık anneyim. Meleğim 39+3 haftalıkken 03.03.2015 tarihinde saat 02.38 de dünyaya geldi. Aradan çok uzun zaman geçmeden, hazır o da mışıl mışıl uyuyorken ömrüm boyunca unutmamın mümkün olmadığı o muhteşem anları kaleme almak istedim. Ümit ederim ki okuyan birilerini korkularından uzaklaştırmaya da vesile olur bizim hikâyemiz. Öncelikle tüm gebeliğim boyunca hep hareketli olmaya ve iyi beslenmeye elimden geldiğince dikkat ettiğimi söyleyerek başlamak istiyorum. 13. haftadan itibaren düzenli olarak hamile yogası yapmaya başladım. Haftanın bir günü sevgili Zeynep’in Acıbadem derslerine katılırken bir günü de İstanbul Doğum Akademisi’nde yoga yaptım. Bir süre sonra kendime güvenim gelince bunlara ek olarak evde kendim de yapmaya başladım ki her geçen gün çok daha etkili sonuçlar aldım. Bulduğum her fırsatta da bolca yürüyüş yaptım. Her şey yolunda giderken ve artık doğumuma haftalar kala 38+3 de mecburi sebeplerle değişen sigortam yüzünden hekim değiştirmeye karar verdim. Bu durumun motivasyonumu bozmaması için kendime hep telkinde bulundum. Sonuçta doğal doğumdu hayalimdeki ve ben de bunun için bedenimi her şekilde hazırlamıştım. Kısa sürede de olsa kendime yeni hatta belki de daha iyi bir hekim bulabilirdim. Doulam sevgili Özge’nin tavsiyesi ile Acıbadem Kadıköy’den Doktor Harika Bodur ile tanışmamız işte böyle bir arayışla başladı. Kendisi beni gerçekten çok sıcak karşıladı ve bu ani değişikliğin beni yıpratmaması için uzun uzun rahatlatıcı konuştu. Ben de kendisine hayal ettiğim doğumun detaylarını içeren tercihlerimi yazılı olarak sundum. Her maddeyi dikkatle inceledi ve saygıyla da cevaplandırdı. Sonunda da imzalayarak o hastaneye gelene dek benimle ilgilenecek ekibe gerekirse göstermemi söyledi.  Aslında bir hafta öncesinde başladı doğum sancılarım kesik kesik ama çok üzerinde durmadan hayatıma devam ettim. Hatta birkaç işimi halletmek için tek başıma karşı yakayageçecek kadar cesaretli davrandım ama sonuç eşimin beni acilden toplaması oldu :) Karnım öyle kasılıyordu ve bebeğim o kadar sıra dışı hareket ediyordu ki doğum başladı diye düşünüyordum. İlk bulduğum acile kendimi zor atıp hemen bir NST çektirdim ve gerçekten de ağrılarım çok şiddetli çıktı. Ancak doğum değildi, hiçbir düzen yoktu ağrılarda. Takip edip dinlenmemi söyledi doktor ancak bu ağrılar giderek artarak hafta boyunca devam etti. Gebelik boyunca pek yaşamadığım uykusuzluk ve bel ağrısı her geçen gün arttı. Üstüne bir de grip olup boğaz enfeksiyonu yaşamayı da başardım.  Tüm bunlara rağmen yine de işlerimi yapmaya, son hazırlıkları tamamlamaya hatta evi temizlemeye devam ettim :) Doğumun olacağı günün sabahına ise gerçekten çok hasta ve bitkin uyandım. Gerçekten hissettim büyük günün o gün olduğunu. Öğlene kadar kendimi dinlendirip sonrasında evi süpürdüm, markete, postaneye gidip işleri hallettim ve her an sıklaşan ağrıların artık belimden bacaklarıma doğru vurmaya başladığını fark ettim. Hem çok bitkin hem de enerjik hissediyordum. Hayatımda hissetmediğim bir histi. Yerim de duramıyor kendime sürekli yeni işler çıkarıp oyalanıyor, ağrıları unutuyordum. Akşamüzeri eşimi arayıp eve biraz erken dönüp dönemeyeceğini sordum.  İlk tepkisi “Yoksa minik geliyor mu?” oldu heyecanla, ben de “Sanırım ama panik yapma sancı aralıkları sıklaştı ama emin olamıyorum” dedim. O gelene kadar ağrıları unutmak için mutfakta oyalandım, akşam için aldığım hamsileri yıkayıp aklımdan sancı kavramını silmeye çalıştım :) Sonrasında da güzel bir duş alıp bebeğimi, bedenimi ve en önemlisi zihnimi sıcak suyla dinginleştirdim. Bu arada sancılar iyiden iyiye vurmaya başladı. Eşim gelince o yemeği hazırlarken ben sancı aralıklarını kontrol etmeye başladım. Aman Allah’ım 10 dakikanın altına düşmeye başlamıştı bile! Hemen sevgili doulam Özge’ye ve fotoğrafçım Derya’ya hazırlıklı olmalarıiçin mesaj attım. Belki bu gece onları uykusuz bırakabilirdim :) Özge ağrı aralıklarını öğrenince miniğimin gelmeye başladığını söyledi, aralıkları not edip bir yandan da eşimin ayıkladığı balıkları biraz biraz da olsa yemeye çalışıyordum ki enerjim düşmesin ve uzun geceye dirayetim kalsın. Doğum dalgalarımın aralığının 5 dakikanın altına düşmeye başladığını görünce değerli doktorum Harika Bodur’a durumu bildirdim,o da hastaneye gidip bir kontrol ettirmemi söyledi. Ben bu arada gelen her dalgayı bol bol nefes alarak karşıladım. Pilatestopuma oturup yuvarlak çizerek kalçalarımı dinlendirmeye çalıştım. Eşim hastane çantalarımı arabaya indirirken hala emin değildi doğurduğuma ama ben biliyordum ki prensesim valizini eline almış çoktan yola düşmüştü :) Kadıköy...

Read More

Ceren’le Vera’nın Doğum Hikayesi – Doğal Doğum

Posted by on May 10, 2015 in Hamilelik | 0 comments

39+4. günü de bitiriyorduk. Pazar gününü pazartesiye bağlayan geceydi ve kızım Vera gelmeye karar verdi. O geceden 4 gün önce son doktor muayenesine gittik. Gebelik şekerim olduğu için diyet yapmama rağmen bebeğim hızla kilo alıyor ve doktorum doğumun mümkün olduğunca vakitlice olmasını istiyordu çünkü normal doğum olacaktı. Çatı muayenesinde “2 santim açıklık var 3-5 gün icinde dogum gerçekleşebilir” dedi. “Uzun yuruyusler yap, squat yap belki 100 kez (çömelip kalkma).”diye ekledi.” Hamile yogasi yapıyorum”dedim “devam o zaman” dedi. Son 15 gundur hamile yogasinda yaptigimiz hareketleri zaten yapiyordum evde. Muayeneden sonra 1 saatlik yürüyüş ve yoga seansı yaptim. Zaten yogadaki çömelme hareketini her yaptigimda kızımla konusuyordum. “Seni bekliyorum, artik hazırım kızım” diyordum. Ve sancıların başladığı gece televizyon izlerken adet sancısı gibi bir sancıyı kasıklarımda hissetmeye başladım. Her sancının 20 dakikada bir geldiğini farkettim. Eşimin ailesi bizde kalıyordu, doğumda yanımızda olmak için şehir dışından gelmişlerdi. Saat 11:30 civarı biz de annemler de odamıza çekildik. Saati takip ediyordum ve sancıların arasındaki süre azalmaya başladığında eşime söyledim. Doktorumla iletişime geçtik ama hala acaba bu o gün mü zamanı geldi mi diye inanamıyordum. Doktorumun hastaneye geçin cevabını aldıktan sonra eşimin ailesini uyandırdık. Annemi aradım haber vermek için daha ben ağzımı açmadan annem “başladı mı kızım hadi bakalım Allah yardım etsin” dedi. Bu kadar mı hazırlıklı olunur. :) Moskova’da çalışan kardeşime sancılar başlayınca haber vermeyi karar vermiştik. Gerçi o bu haftasonu atlayip gelsem mi belki dogum olur demişti ama kızımın sağı solu nereden belli olsun. ;) Bir yandan da kızım kendini her ittiginde yani her sancıda “Aferin Vera, aferin kızıma seni bekliyoruz” diyerek kızımla konuşuyordum. Eşime duşa gireceğimi sonra da hazırlanacağımı söyledigimde yaşadığı paniği unutamıyorum. “Doğum başladı ne duşu” diyerek biran önce evden çıkmak istiyordu. Eşimi sakinleştirdim, “merak etme daha zaman var” diyerek. Evden çıkarken sancıların arasındaki süre 7 dakikaya düşmüştü. Uzun zamandır bu anı bekleyen ben gerçekten doğumun olacağına,evimden kızımı kucağıma almak için çıkıyor olduğuma inanamıyordum. Doğum çantamızı, hastene odamız için hazır olan süsleri, bebek hediyelerini de yanımıza aldık ve çıktık evden. Sanki yine bir gezme için çıkıyormuş gibiydim. Gerçekleşmesini  çok istediğim şeylerin zamani gelince algılarım pek şüpheci olur, inanması zor gelir hep. Hastaneye gittigimizde saat 01:00 olmustu. Hemşireler kontrol edip doğum başlamış diyene kadar da tam emin olamamıştım zaten. Hemşire kontrol etti 3 santim açıklık olduğunu söyledi ve NST’ye bağlandım. Artık havaya girmek gerekiyordu. Ailem getirdiğimiz süslerle odayı süsledi ve artık sürecin başladığını ilan etmiştik. Eşim her sancımda yanımda gözlerimin içine bakıyordu, sabret bu sancıyı da atlatıyorsun der gibi. Bana nefes tekniklerini hatırlatıyor, hatta bana eşlik ediyordu. Annem dua okuyor ve elimi tutuyordu. Eşimin annesi de yanımda. Babalarımız sancılar sıklaşıp etkisi artmaya başladığında zaten dayanamayıp dışarıda beklemeye karar verdiler. İkisinin de gözlerinin dolu dolu olup odadan çıktıkları an gözlerimin önünde. Hamileliğim sürecinde ve özellikle son zamanlarda doğumun evrelerini ve sancıyla başetme yöntemlerini okuyordum. Eşim de bana o süreçte nasıl yardımcı olacağını. Doğum koçum olmayi istemişti bir kere. ;) Aktif doğum istiyordum yani sancıları yatarak yaşamak yerine yürümek plates topunu kullanmak, açılmaya yardımcı olacak yoga hareketlerini yapmak.  Nefes teknikleri, odaklanmamış farkındalık yöntemi gibi bana sancılar sırasında acıya direnmeden ona dayanma, sabırla bir sonraki sancıyı karşılamama yardımcı olacak teknikler. Bir taraftan da okuduğum bazı yazılarda kendimi tutmadan doğum dalgalarında bağırmanın doğumun bir parçası oldugunu okuyordum. Kadınlar olarak çocukluğumuzdan beri nasıl davranmamız gerektigini düsünerek yaşamaya, kendimizi bastırmaya, kontrol altında tutmaya alışkın olduğumuzdan doğum sürecinde bu doğal tepkiyi de bastırmak beklenen birşeydi. Hemşire kontrole geldigi bir seferde NST’yi kontrol etti. Sancılar şiddetini arttırıyordu ve NST’de 127-130 görmeye başlamıştım. “Siz sancıları hissetmiyor musunuz” dedi bana. Neden öyle sorduğunu merak ettim. “Hiç sesiniz çıkmıyor çünkü” dedi. Doğum öncesi okuduğum yazıları ve kalıplardan çıkmam gerektiğini hatırlatıyordu adeta. Gücümün azaldığını hissediyordum. Ama odada, koridorda yürümem gerektiğini biliyordum. Eşimle...

Read More

Ayşe’yle Derin’in Doğum Hikayesi – Sezeryan Doğum

Posted by on May 9, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Derin bizi hiç bekletmedi çok şükür.. Bebek sahibi olmaya karar verdiğimiz ay hamile kaldım.. O kadar çok hissediyordum ki Derin’in varlığını daha hamile olduğumu öğrenmeden yediğime içtiğime inanılmaz dikkat etmeye başlamıştım.. Fakat hamileliğimi öğrendikten sonra kalp atışını duymadan sevinmeyelim dedik ve beklemeye karar verdik.. 29 ekim 2013 sabahı kanamayla uyandım o kadar çok korktum ki apar topar hastaneye gittik ve o gün ilk kalp atışını duyduk Derin bizimleydi hiçbir sorun yoktu çok şükür.. Devam eden günlerde bir kanama daha yaşadım yine aynı şekilde korkuyla gittim meğer normal bir süreçmiş bu yaşadığım, hamilelikte aşırı olmayan kanama olabilen birşeymiş.. Benim nazlı kızım cinsiyetinide bir türlü göstermedi bize annesine süpriz yapmak istedi ve 16. Haftanın sonunda 9 ocak 2014 yani benim doğumgünümde öğrenebildik kız olduğunu meğer ne çok istemişim bi kızım olsun.. Hayatımda aldığım en güzel doğumgünü hediyem.. 16. Haftadan sonra Zeynep ile tanıştık.. Canım Zeynep iyi ki girdin hayatımıza. Hamileliğim onun sayesinde o kadar hareketli ve aktif geçti ki şu an daha tembel hissediyorum kendimi :) doğuma birgün kala bile alışveriş yapıp gezebiliyordum :) yoga dışında keyifli sohbeti ve öğrettikleriyle bana o kadar çok yardımcı oldu ki.. Zeynepçiim teşekkürler iyi ki varsın :) Bu arada süreç benim için biraz daha farklıydı diğer hamilelerden.. Ben 12 yaşındayken geçirdiğim skolyoz ameliyatı yüzünden normal doğum yapmaktan çekindim, riskliydi. Bir çok doktor normal doğum yapabileceğimi ama sonrasında ne olacağını bilemediklerini söylüyorlardı.. Normal doğumu tabii ki çok istiyodum ama ya sonrasında bana birşey olursa değer miydi? Tabii ki hayır doğumdan sonra sapasağlam olmam gerekiyordu bebeğimi kendim büyütmem gerekiyordu bu yüzden doktorumun bütün ısrarlarına rağmen sezeryanı seçtim. Bu arada öğrendim ki skolyoz ameliyatı olduğum için epiduralde alamayacaktım genel anestezi olmak zorundaydım.. Bebeğimi ilk gören ben olamayacaktım ve inanılmaz üzüldüm.. Ama olsun biz sağlıkla kavuşalım gerisi önemli değil diye kendimi avuttum doğum anının saniye saniye çekilmesi için doğum fotoğrafçısıyla anlaştım.. İçim bi nebze daha rahattı en azından sonradan doğum anını izleyebilecektim.. Derin için hazırlıklar son gaz devam ederken, tipik bir oğlak burcuyum herşey aylar öncesinden hazırlandı evet :)) doktorumuz 39+2 yani 14 haziran cumartesi sabahı derinin aramıza katılabileceğini söyledi.. 15 haziran babalar günüydü, planlı sezeryana ne kadar karşı olsamda bir tarih seçmek mecburiyetindeydim.. Neden olmasın kızımın babasının ilk babalar günü olsun 15 haziran :) ve 14 haziran cumartesi sabahı 07.00da hastanedeydik herşey çok güzeldi muhteşem bir sabahtı.. Odayı eşimle, ailelerimizle birlikte heyecanla süsledik o kadar keyifliydi ki.. Saat 09.00da girecektim doğuma fakat acil bir sezeryan girdi araya neyse dedik vardır bir hayır ama son 1 saat geçmek bilmedi resmen.. Ameliyathaneye girerken biraz bebeğimden ayrılmanın hüznü, biraz korku biraz heyecan biraz gözyaşı vardı.. Ne kadar rahat bayılırsam o kadar güzel ayılacaktım bunu yaşamıştım ve çok rahat geçti herşey gözümü açtığımda şarkı söylemeye başladım :) Hemşireler pembe beyaz bir bebeğiniz oldu hiçbir sorun yok birazdan buluşacaksınız dedi.. Bu sırada doğumdan sonra ben baygınken Derin’i göğsüme koymuşlar ve emmek istemiş :) hemşireler çok aç bir kız emzirme konusunda probleminiz olmayacak dediklerinde iyice sabırsızlandım o kadar çok söylendim ki buluşma zamanını biraz erkene çektiler :) ve Derin geldi gerçekten pembe beyaz bir bebeğimiz olmuştu dünya güzeli.. Kokusu hala burnumda, minicik küçücük aç bir kız :) hemen emmek istedi ve çok şükür sorunsuz emzirdim.. Ve hemen elini kolunu kontrol ettim herşey tam mı diye çok şükür herşey tam ve yerli yerindeydi :) Canım bebeğim bir kez daha hoşgeldin iyi ki geldin iyi ki doğdun iyi ki bizi...

Read More