Posts Tagged "Montessori"

Hayalimdeki Yatağı Buldum

Posted by on Şub 27, 2013 in Bebekle Hayat, Blog, Hamilelik, Marka | 8 comments

Hazırlıkların en keyiflisi odası bence. Uzun süre rahat ve huzurlu bir şekilde kullanacağı, sade ve şık bir odası olsun istedik, araştırmalara başladık. Benim için en önemli parça yatağıydı. Bilinçaltımda kalan bir hatıra mı, yoksa sadece hissiyat mı bilmiyorum, korkuluklu yatakları hiç sevemedim. Hapis hissi veriyor bana. Bebeğim de bu düşüncemi hisseder, korkuluklu yatağı sevmez diye düşündüm ve Ayşe için korkuluksuz yatak araştırmasına girdim. Fakat nereye gitsem her yerde yataklar korkuluklu. Kenarlarında koruyucu yastıklar var, çok şık tasarımlar var, ama ı-ıh, sevemiyorum. İçimden çok istemişim demek, yatak hiç ummadığım anda karşıma çıktı. Canım arkadaşım Zeynep‘im sağolsun, hayalimdeki yatağı bulmuş, Mia Nil’e almış. Yoga derslerimizin birinde “yatağı da geldi” dedi Zeynep. Görmek için odasına gittiğimizde yatağa vuruldum, hayalimdeki yataktan daha fazlası. İlk aylar için filesiyle çok güvenli ve o kapalılık hissi yok, sonrasında file iniyor, açık ve alçak bir yatak oluyor. Nasıl ferah, içine ben girip uyumak istedim… Gördüğüm an dedim ki: “Tamam, budur, ben araştırmaları kesiyorum, direkt Baby Art‘a gidiyorum.” Gittim, dünya şekeri sahibesi Mimar Elif Hanım beni karşıladı. Kendi tasarımları olan yatakların her modeli fileli olabiliyordu. Fileyi indirince bebeğin yanına oturulabiliyor, emzirilebiliyor, alt değiştirilebiliyor, uyuyana kadar yanında durulabiliyor. Sonrasında bebek korumasız uyumaya hazır olunca file çıkıyor. Yataklar genelde alçak. Ama ben belli bir yaştan sonra Montessori usülü yer yatağı istediğim için ayaklarını ve tekerleklerini de demonte istedim. Ayşe’nin kendi kendine yatıp kalkabileceğini hissettiğim zaman ayak ve tekerlekler çıkacak, yatak yere inecek. Yine belli bir yaştan sonra yatak büyüyeceği zaman ayaklar tekrar yerine takılabilecek. Hem istediğim özelliklerde, böyle fonksiyonel ve şık bir yatak bulduğum için çok şanslı hissettim kendimi. Ben büyüyebilen ve baş ve ayak ucu yastıklı olan modeli seçtim. Odada emzirme koltuğuna yer olmadığı için ben de yatağa oturup sırtımı yumoş yastıklara dayayıp emzirmeyi düşünüyorum. Yatağımız ve odamız şu anda üretimde, o nedenle modeli göstermek için başka bir bebişin yatağının fotoğrafını koyuyorum. Bu yatağa takım giysi dolabı ve şifonyeri de aldık. Hepsi bembeyaz. Henüz kulplara karar veremedim, sıkılırım diye korkuyorum desen veya figürden. Belki onları da beyaz bırakacağım. Odasını farklı aksesuarlarla hareketlendirmeyi planlıyorum. Ayşe’nin odası gelsin, aksesuarları tamamlansın, detaylarını ayrıca paylaşacağım. Bu konu en zevkli konu, bir yazı yetmez...

Read More

Montessori Uygulamaları

Posted by on Şub 14, 2013 in Blog, Hamilelik | 0 comments

Konu doğum, bebek ve ebeveynlik olunca eğitimlerin sonu yok. Doğum eğitimlerini doula arkadaşımın önerisiyle 30.haftadan itibaren planladım. Pazar günü ise 0-3 Yaş Montessori Uygulamaları seminerine katıldım. öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum bugün. Uzun zamandır çeşitli kaynalardan ve uygulayan arkadaşlarımdan takip ettiğim  bu yaklaşımda kendime yakın hissettiğim, yapmayı düşündüğüm pek çok şey var. Örneğin bebek karyolası konusu. Bu konuyu Ayşe’nin odası konusu gelince detaylıca yazacağım. Montessori yaklaşımına göre bebekler son derece bilinçli doğarlar ve onların gelişimine yardımcı olmak ebeveynlerin elindedir. Beyinleri emicidir, deneyimleyerek ve gözlemleyerek öğrenirler, bir öğreten olmasa bile. Ayrıca rutin, bebek ve çocukların öğrenmesinde önemli bir unsur. Yer, zaman, anlam, materyaller, başlangıç ve sonun belli olması, sürprizlerin olmaması öğrenmelerini hızlandırmak için önemli. Bebeklerin yaşına uygun oda ve ev dekorasyonu, oyuncaklar ve yaşları ilerledikçe verilen eğitimlerle çok küçük yaştan itibaren kendi kendilerine yetebilen, özgür bireyler olurlar, koordineli hareket ederler ve dil gelişimleri iyi olur. Anne-babalar da bebekleri, çocukları özgürleştikçe, birbirlerine bağımlı – bağlı değil, bağımlı- olmayan, daha rahat bir ilişki içinde olurlar. Ev içinde bebeğin özgürce hareket edebileceği, inip çıkabileceği alanlar yaratılması, ilgisine ve zeka gelişimine uygun dekoratif eşyalar ve oyuncaklar verilmesi, bunların çocuğun ulaşabileceği raflarda ya da sepetlerde olması, aynı anda ikiden fazla oyuncak verilmemesi gibi  önerileri var. Ayşe’nin oda dekorasyonunu yapmaya başladığım için buradaki önerileri özellikle not aldım. Örneğin yatağın üzerine asılan dönencelerin şimdi çok şirin ve pastel renklerde olanları var, ama yenidoğan bebek bu renkleri seçemiyor, ayrıca bu renkler ilgisini çekmiyor. Siyah-beyaz, lacivert-beyaz, kırmızı-beyaz gibi kontrast renkler, parlak, ışığı yansıtan maviler, koyu pembeler, turuncular ise son derece ilgisini çekiyor ve odaklandığı için dönencede ya da yatak kenarına konan bir panoyla gözleri meşgul oluyor ve daha hızlı uykuya geçiyor. Kendine çekebileceği ahşap halkalar, renkli kumaşlardan dikilmiş toplar, gümüş çıngıraklar da önerilen ilk 6 ay oyuncaklarından. Bir de ilk 3 ay bile bebeklerin kendi kendilerine gözlemleyip deneyimleyerek çok güzel öğrendiklerini, onlara yardımcı olmanın – örneğin topa ulaşmasına çok az kala topu ona vermek gibi – onu demoralize ettiğini, başarma duygusundan mahrum bıraktığını savunuyor Montessori. 6-12 ayda elleriyle çalışabileceği oyuncaklar, toplar öneriliyor. 2-3 oyuncakla bir süre oynasın, sonra değiştirin diyor. Hem kendi odasında hem de öğle uykuları için salonda ya da oturma odasında yer yatağı öneriliyor. Benim sevdiğim birşey bu yer yatağı. Salona da kesin yaptıracağım zamanı gelince. Zamanım kısıtlı olduğu için 12.ay bitince çıkmak zorunda kaldım ama en kısa zamanda tekrarlanacak olan eğitime tekrar katılacağım. Gelecek eğitimleri Facebook sayfasından takip edebilirsiniz. Şimdi sırada sevgili arkadaşım Uzman Psikolog Pınar Mermer’in vereceği Bebeğimi Beklerken semineri var. İnternetAnneleri’nin düzenlediği seminerin detayları aşağıda. İlgilenenler info@internetanneleri.com a mail atabilir. “Seminerler, eğitimler hep İstanbul’da, katılamıyoruz” diyenler, İnternet Anneleri’nin düzenlediği seminerlere online katılım da mümkün, Türkiye’nin neresinde olursanız olun seminere canlı bağlanıyorsunuz. Bu seminerin notları da haftaya...

Read More

Annelerden Sütlü Tarifler – 91

Posted by on Kas 29, 2011 in Emzirme Deneyimleri | 0 comments

Bugünkü konuğum sevgili Seda Anne. Emzirme deneyimlerinin yanı sıra, kendisi gibi gönüllü velilerle kurdukları Küçük Kara Balık Çocukevi hakkında bilgiler verdi. Okullarını anlatırkenki heyecanını ve gözlerinin parlamasını görünce çok etkilendim, insan ne yaparsa yapsın, kalpten inanarak ve severek yapınca sonucun iyi olmaması düşünülemez bence. Bebekler çok hızlı büyüyor, bir bakmışsınız bebeğiniz anaokulu çağına gelmiş, şimdiden bu okul hakkında bilginiz olsun =) İşte KKBCE ve Seda Anne’nin sütlü tarifleri: Kızımı en iyi destekleyecek ve özgüvenini geliştirip, kendi olmasına izin verecek yaklaşımlar izinde giderken Montessori Eğitim sistemi ile tanıştım. Seden’in okul çağı öncesinde evde uygulamaya çalıştığım bu sistemin okul aşamasına taşınması ise; ileride Seden’e, bir çok anne baba ve çocuğa örnek olacak bir birliktelik ve oluşum oldu. Eleştirmek ve söylenmek yerine, 100 yıldır kendini kanıtlamış, dünyada binlerce örneği olan Montessori eğitimiyle çocukları yetiştiren bir anaokulu “Küçük Kara Balık Çocukevi”ni, İstanbul Koşuyolu’n da hayata geçirdik. Bu birer birer, adım adım, aynı hedefte anne-babaların bir araya gelip, patronsuz, katılan her velinin sahiplenip var olması için çalıştığı Türkiye’nin ilk “veli inisiyatifi“ Montessori Okulu oldu. Şimdi www.montessori.org.tr çatısı altında Türkiye’nin ilk Montessori İlkokulu hedefiyle çalışmalar yapıyoruz. 1- Bebeğini emzirirken hissettiklerini 3 kelimeyle anlatabilir misin? Huzur, tamamlanma, her hücrene yayılan mutluluk… 2- Bebeğinle ıssız bir adada kalsan sütünü arttırmak için yanına alacağın 3 şey ne olurdu? Su,su, su… Doğumdan önce emzirme ile ilgili bir sürü eğitime gitmiş ve teoride öğrendiğimi düşünerek, biraz stresle ilk anı beklemiştim. Seden’i ilk kucağıma verdiklerinde, ne okuduklarım, ne izlediğim videolar hiç bir şey aklımda yoktu. Hatta meraklı bakan gözlere rağmen, odada başka kimse yoktu! Birden memeyi kavrayıp emmeye başlaması ve hemşirelerin Seden’e “aferin nasıl güzel kavradın” demesiyle, aslında bunun bir ilk an olduğunu farkettim. Doğal haliyle o kadar aktı ki an.. Sütün kalitesi icin, bol yeşillikli beslenip, bol su içerek geçirdim 24 ayı. Mümkün olduğu kadar mevsiminde sebze ve doğal ürünler tüketmeye gayret ettim. Bir de zevkine içtiğim bir çayım vardı. Aktarda karıştırttığım , anason, rezene, melisayı sıcak suya oturtup, 5 dakika sonra içerdim. 3- Emzirmeye yeni başlayan annelere ve anne adaylarına altın tavsiyen ne olur? Bebeğiniz kucağınızda, belki bir parmağınızı kavramış, güzel gözleriyle size bakarken, bunun nasıl kutsal bir tamamlanma olduğuna, ne kadar eşsiz bir duygu olduğuna odaklanın. O güzel kokuyu içinize çekin, emerken çıkardığı o zevk seslerinin keyfine varın. Aklınızda ne sütün miktarı, ne karnının doyup doymayacağı olsun. Bir de benim için o emdikten sonra yanağına süzülen damla ve sarhoşluk hali görüntüsünü aklınıza kaydedin. İleride özlediğinizde çok işinize yarıyor. 4- Emzirme döneminde yaşadığın en komik olay neydi? Sütün çok talzikli geldiği dönemlerde bir gün, akışla başedemeyip, kafasını geri çekmiş bu sefer de süt havaya doğru akmaya devam ettiğinde, havadan yakalamaya çalışmıştı. Yavru kedilere benziyordu. 5- Emzirmeye başladığın andan itibaren en sinir olduğun soru neydi, ve şimdiki aklın olsa nasıl cevap verirdin? “Zayıfsın da ama sütün var, çok ilginç!” Anne sütünün zayıflık, şişmanlık ile ilgisi olmadığını ve bunun hormonal bir düzen olduğunu, Afrika’daki annelerin bile çocuklarını gayet güzel emzirdiğini anlatmayı misyon...

Read More