Posts Tagged "Hamile yogası"

Seçil ve Güneş’in Doğum Hikayesi – SSVD (Sezeryan Sonrası Vajinal Doğum)

Posted by on Şub 9, 2016 in Blog, Hamilelik | 0 comments

Merhaba, ben Seçil Yüceaktaş. Ateş ve Güneş’in annesi, Ali’nin eşiyim. Oğlum Ateş’i Mart 2010 da 40+2’de sezaryenle kucağıma aldım. Sezaryen olma sebebim gebeliğimin 40 haftayı geçmiş olmasıydı. Bunun bir sezaryen sebebi olmadığını öğrendiğimde artık çok geçti. Yine de epidural sezaryen olduğum ve oğlumu doğar doğmaz koklayabildiğim ve o harika dakikalara şahit olabildiğim için mutluyum. Üzerinden 5 yıl geçtikten sonra kızım Güneş’e hamile olduğumu öğrendiğimde yine aynı heyecanı yaşarken bu kez daha bilinçli ve doğumuna sahip çıkan bir anne olmaya karar verdim.İkinci kez anne olma serüvenine başlarken öncelikle sezaryen sonrası vajinal doğumu (ssvd) destekleyecek bir doktor bulmak gerekiyordu. Bunun hiç de kolay olmadığını birkaç doktor gezdikten sonra anladım. Ssvd yi desteklediğini söyleyen A plus bir hastanenin profesör bir doktoru ile yolumuza devam etme kararı aldık. Ancak sonradan anladık ki‘ A plus bir hastanede hastalar isteklerine karşılık bulamıyorlar’ denmesin diye ssvd isteğimizi kabul etmiş sayın doktorumuz. Hamileliğim boyunca tüm kontrollerimde ssvd konusunda beni desteklediği izlenimini uyandırsa da, 37. hafta kontrolümde birden ‘38. Haftanın sonunda gelmezse sezaryene alırım, zaten hiç aşağı inmemiş kanala da girmemiş girecek gibi de gözükmüyor bir sonraki kontrolde ameliyat günü verelim hatta istersen ameliyat gününü şimdi verelim çünkü ben seni bekliyorum, tatilimi de senin 38. haftana göre ayarladım deyiverdi. Sağ olsun doktorumuz çok düşünceliydi ama sanırım kızım kendi doğumunu doktorumuzun tatiline göre ayarlamamıştı maalesef. Yaşadığım paniği ve doktor konusundaki hayal kırıklığımı anlatamam. 37. haftamda doktorsuz kalmıştım. O gece sabaha kadar uyumadım ağladım. Bir an önce karar vermem gerekiyordu. Doğuma sayılı günler kala doktorumun beni oyalamış, hatta kandırmış olduğu gerçeği fazlasıyla korkutucuydu ama ben yapmam gereken şeyi açıkça görebiliyordum. Aylar süren hazırlıklar sonunda hem zihinsel hem de bedensel olarak kendimi normal doğuma hazırlamıştım ve aynı motivayonla da devam edecektim. Sezaryen doğum yeniden kaderim olmayacaktı. Tabi bu kararı verirken sevgili Ebe Arzu Çulha’dan aldığım doğuma hazırlık eğitimi, okuduğum kitaplar ve ssvd ile ilgili yaptığım araştırmalar bana ışık tuttu. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle sevgili doktorumuz Tamer Sözen ile tanıştık. Kendisi samimiyetiyle bize güven verdi. 37. Haftada bir ssvd adayını kabul etti. Herşeyden önemlisi oluşabilecek riskleri korkutmadan sade bir dille anlattı, yakın takiple istersek 42. haftaya kadar bile bekleyebileceğimizi söyledi. Bunu bir doktordan duymanın rahatlığı ile artık hem vücudumun hem beynimin hazır olduğunu hissettim. O an itibariyle doktorum ‘sezaryen doğum olmak zorunda’ dese de farketmezdi çünkü sezaryen sebebim doktorun tatil planları olmayacaktı artık. İhtiyacım olan iki kelimeymiş meğer ‘herşey yolunda’. Ben neredeyse emindim herşeyin yolunda olduğuna ve bundan sonra olacağına ama buna sadece benim inanmam yetmiyormuş. Bu bir ekip işiymiş gerçekten. Destekçilerden biri yan çizince denge bozuluyormuş. Şimdi ekip tamamdı. Ben, eşim, ebem, doktorum ve tabii son kararı verecek olan başrol kahramanı kızım. Huzurlu bir şekilde beklemeye başladık. Herşey çoktan hazırdı; kızımın odası hastane çantam, süsler, hediyelikler… Arada sırada kızımın odasına gidip ona, doğunca odasında nasıl vakit geçireceğimizi anlatır, gel artık seni çok özledik, herşeyimizle hazırız seni bekliyoruz derdim. Bu arada son güne kadar sevgili Zeynep Gözübüyük’ten öğrendiğim yoga egzersizlerini yapıyor, zamanımı bol bol yürüyerek ve yüzerek evdeki zamanımı da pilates topunun üstünde geçiriyordum. Artık evde benim koltuğum pilates topuydu. Havaların çok sıcak olması ve bazı geceler uyuyamamam dışında herşey tam hayal ettiğim gibi gidiyordu. Uyku sorunumu da kadife sesli ebem Arzu Çulha’nın kaydettiği derin gevşeme telkiniyle meditasyon yaparak çözüyordum. Bütün hamileliğim boyunca hem gevşemek hem de bebeğimle bağ kurmak için bu teknik çok işime yaradı. haftanın sonuna geldiğimizde neredeyse her gün ‘kızım bugün doğar mı acaba?’ diye aklımdan geçiriyor, nazlı kızımla sürekli konuşup, ona güven vermeye çalışıyordum. Bana güvenebilirdi, herkes, her şey hazırdı. Ben de ona güveniyordum. Ve bütün bu davetlerimin karşılıksız kalmayacağını anladığım o sabah geldi çattı. Her zamanki gibi gece uyumakta zorlanmıştım. Hem sıcaktan hem de sanki heyecandan. Hissetmişim demek...

Read More

Cansu ve Azra’nın Doğum Hikayesi – Sezeryan Doğum

Posted by on Haz 3, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Doğumun ilk sinyalleri geldiği günde birlikte harika bir yoga ve doğuma hazırlık seansı yaptığım sevgili Cansu’yla Azra bebeğin kavuşma hikayesi var bugün. “Ne zamana kadar hamile yogası yapabilirim?” diye soranlar olunca doğumun sonuna kadar diyorum hep. Tıpkı Cansu’nun ve birçok hamilemin yaptığı gibi. Cansu’nun örneğindeki gibi farklı sebeplerden sezeryan da olsa yoga sayesinde doğuma farkındalıkla, o huzurla girmek, bebeğe sağlıkla kavuşmak en önemlisi… “19 Şubat perşembe, her yer bembeyaz, hava soğuk. Tuvalete gittiğimde pembemsi bir lekeyle evet dedim, bugün beklediğimiz gün olabilir. Gülsen ile buluşma planı yaptık; hazırlanırken tekrar tuvalete gittim, artık emindim. Önce duşa girdim, sonra sırt çantamın içine fazladan bir tayt ve tshirt koydum. Sonra yoga hocam Zeynep’i arayıp, ders saatini erkene alıp alamayacağını sordum.Şaşkınlığım mutlulukla karışıyordu, bu heyecanı başka türlü bastıramazdım. Derse gittiğimde pembemsi belirtiden bahsedince, doğumu kolaylaştıracak, hazırlık hareketleri kimi zaman matın kimi zaman da pilates topunun üzerinde yaptım. Bedeni rahatlatıcı bir dersti, derin gevşemede de huşu içinde geçen dakikalardan sonra kendimi huzurlu, enerjik ve doğuma hazır hissediyordum. Öyle mutluydum ki tarifsizdi. Hayatımın en sağlıklı en mutlu en huzurlu 39 haftasını geride bırakıyordum. 12.haftamdan beri haftanın iki günü yaptığım hamile yogası, kendimi yeniden keşfetmemde aracı olmuştu. Tüm kaslarım çalışıyordu. Kaygılardan uzak bedenimi dinlemeyi gevşetmeyi öğrenmiştim. Zeynep’in sesi içime işliyordu. Her hisset ve farket deyişinde bedenimi yeniden hissediyor ve keşfediyordum. Bebeğimle konuşuyordum. O gün Minnoşum hadi gel artık dedim. Ders bitimi tatlı bir hüzünle Zeynep’e sarıldım: ihtiyacım olan tek şey yogaydı ve yanımda olmasını istediğim kişiyle son hamile yogası dersimizi yapmıştık. Tüm gün Nişantaşı nda Gülsen’le gezdik, yemek yedik, alışveriş yaptık, kahve içtik. Eve geldiğimde Burak çoktan gelmişti. Akşam yemeğinden sonra tv karşısındaydık. Tek fark koltukta oturamıyordum. Yerde dört bacak üzerinde yoga hareketlerini yapıyordum. Sonra birden içimden birşeyin kaydığını hissettim saat 21.20 nişanım geldi, bir saat sonrada suyum. 20 Şubat 01.00 de 3 cm açıklıkla hastahaneye gittik. Odam spa merkezini aratmıyordu. Eşim ışıkları kısmış, yoga müziğini açmıştı. Kalçalarımla sekiz çizerek sancıları geçiştiriyordum. 02.00 de güzel doktorum Nihan Dedeoğlu geldi. Açıklık 5 cm idi. Üçümüz sabaha kadar minik kızımın gelişini bekledik. Saat 08.00 de açıklık aynıydı. İlerlemeyen eylem ve fetal distress tanısıyla 08.46 da sezeryanla bebeğime kavuştum. 39+2 de dünyanın en mutlu insanıydım. Artık Anneydim.” Cansu ŞAHİN AVCI...

Read More

Ayşe’yle Derin’in Doğum Hikayesi – Sezeryan Doğum

Posted by on May 9, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Derin bizi hiç bekletmedi çok şükür.. Bebek sahibi olmaya karar verdiğimiz ay hamile kaldım.. O kadar çok hissediyordum ki Derin’in varlığını daha hamile olduğumu öğrenmeden yediğime içtiğime inanılmaz dikkat etmeye başlamıştım.. Fakat hamileliğimi öğrendikten sonra kalp atışını duymadan sevinmeyelim dedik ve beklemeye karar verdik.. 29 ekim 2013 sabahı kanamayla uyandım o kadar çok korktum ki apar topar hastaneye gittik ve o gün ilk kalp atışını duyduk Derin bizimleydi hiçbir sorun yoktu çok şükür.. Devam eden günlerde bir kanama daha yaşadım yine aynı şekilde korkuyla gittim meğer normal bir süreçmiş bu yaşadığım, hamilelikte aşırı olmayan kanama olabilen birşeymiş.. Benim nazlı kızım cinsiyetinide bir türlü göstermedi bize annesine süpriz yapmak istedi ve 16. Haftanın sonunda 9 ocak 2014 yani benim doğumgünümde öğrenebildik kız olduğunu meğer ne çok istemişim bi kızım olsun.. Hayatımda aldığım en güzel doğumgünü hediyem.. 16. Haftadan sonra Zeynep ile tanıştık.. Canım Zeynep iyi ki girdin hayatımıza. Hamileliğim onun sayesinde o kadar hareketli ve aktif geçti ki şu an daha tembel hissediyorum kendimi :) doğuma birgün kala bile alışveriş yapıp gezebiliyordum :) yoga dışında keyifli sohbeti ve öğrettikleriyle bana o kadar çok yardımcı oldu ki.. Zeynepçiim teşekkürler iyi ki varsın :) Bu arada süreç benim için biraz daha farklıydı diğer hamilelerden.. Ben 12 yaşındayken geçirdiğim skolyoz ameliyatı yüzünden normal doğum yapmaktan çekindim, riskliydi. Bir çok doktor normal doğum yapabileceğimi ama sonrasında ne olacağını bilemediklerini söylüyorlardı.. Normal doğumu tabii ki çok istiyodum ama ya sonrasında bana birşey olursa değer miydi? Tabii ki hayır doğumdan sonra sapasağlam olmam gerekiyordu bebeğimi kendim büyütmem gerekiyordu bu yüzden doktorumun bütün ısrarlarına rağmen sezeryanı seçtim. Bu arada öğrendim ki skolyoz ameliyatı olduğum için epiduralde alamayacaktım genel anestezi olmak zorundaydım.. Bebeğimi ilk gören ben olamayacaktım ve inanılmaz üzüldüm.. Ama olsun biz sağlıkla kavuşalım gerisi önemli değil diye kendimi avuttum doğum anının saniye saniye çekilmesi için doğum fotoğrafçısıyla anlaştım.. İçim bi nebze daha rahattı en azından sonradan doğum anını izleyebilecektim.. Derin için hazırlıklar son gaz devam ederken, tipik bir oğlak burcuyum herşey aylar öncesinden hazırlandı evet :)) doktorumuz 39+2 yani 14 haziran cumartesi sabahı derinin aramıza katılabileceğini söyledi.. 15 haziran babalar günüydü, planlı sezeryana ne kadar karşı olsamda bir tarih seçmek mecburiyetindeydim.. Neden olmasın kızımın babasının ilk babalar günü olsun 15 haziran :) ve 14 haziran cumartesi sabahı 07.00da hastanedeydik herşey çok güzeldi muhteşem bir sabahtı.. Odayı eşimle, ailelerimizle birlikte heyecanla süsledik o kadar keyifliydi ki.. Saat 09.00da girecektim doğuma fakat acil bir sezeryan girdi araya neyse dedik vardır bir hayır ama son 1 saat geçmek bilmedi resmen.. Ameliyathaneye girerken biraz bebeğimden ayrılmanın hüznü, biraz korku biraz heyecan biraz gözyaşı vardı.. Ne kadar rahat bayılırsam o kadar güzel ayılacaktım bunu yaşamıştım ve çok rahat geçti herşey gözümü açtığımda şarkı söylemeye başladım :) Hemşireler pembe beyaz bir bebeğiniz oldu hiçbir sorun yok birazdan buluşacaksınız dedi.. Bu sırada doğumdan sonra ben baygınken Derin’i göğsüme koymuşlar ve emmek istemiş :) hemşireler çok aç bir kız emzirme konusunda probleminiz olmayacak dediklerinde iyice sabırsızlandım o kadar çok söylendim ki buluşma zamanını biraz erkene çektiler :) ve Derin geldi gerçekten pembe beyaz bir bebeğimiz olmuştu dünya güzeli.. Kokusu hala burnumda, minicik küçücük aç bir kız :) hemen emmek istedi ve çok şükür sorunsuz emzirdim.. Ve hemen elini kolunu kontrol ettim herşey tam mı diye çok şükür herşey tam ve yerli yerindeydi :) Canım bebeğim bir kez daha hoşgeldin iyi ki geldin iyi ki doğdun iyi ki bizi...

Read More

Sibel’le Derin’in Doğum Hikayesi – Doğal Doğum

Posted by on May 7, 2015 in Hamilelik | 0 comments

KARLAR KRALİÇEMİN DOĞUMU “Her ne kadar doktorumuz daha vakit var demiş olsa da bana hep 38. – 39. haftada doğum yapacakmışım gibi geliyordu. Bilsem, eşime kar beklenen haftada iş için de olsa Ankara’ ya gitme derdim. Ama bilmeliydim ki şu hamilelikte içimden ne geçirdiysem gerçek oldu…” diye başlayan bir hikaye bizimkisi… Salı akşamüstü başlayan karın bu kadar etkili olacağına kimse ihtimal vermemişti. Son 2 uyarıda da pek kar yağmayınca meteorolojiye de bu kez pek kulak asan olmamıştı. Öyle ki akşam annem kardeşimi bize bırakıp 10 dakika mesafedeki evine gitmezdi.  Zaten çarşamba sabahına uyandığımızda kimse evlerden çıkacak durumda değildi. Benim de hep beklediğim kar  sonunda yağmıştı. Göz dolduran enfes bir manzaraydı karşımdaki. Ama saatler ilerledikçe kalbimde endişe çanları çalmaya  başladı. Bu tipi sabahtan beri durmadan yağıyor ya sancım tutarsa, ya eşimin bu akşamki uçağı iptal edilirse… Gibi.  O gün bir ara kızımın denizin dibine dalar gibi bir hareket yaptığını hissettim acaba doğum yoluna mı girdi diye düşündüm. O  anda da aklıma ambulans geldi. Çağırsak gelir miydi ki?  112′ nin ambulansı Memorial’ a götürür müydü? Çok güvendiğim doktorum Fatma Figen Taşer’ den başkasına emanet edemezdim kendimi. Hemen hastaneden teyit aldık. 112 ambulansı en yakın devlet hastanesine götürürmüş ama Memorial her şartta ambulans gönderiyormuş. Bunun rahatlığıyla  güne devam ettim.  Sonradan kızıma yazdığımız günlüğe baktım “bugünkü bu ekstra hareketlerinle korkutma beni kızım” yazmışım. Aslında sinyalleri vermiş bana. Akşamüstü eşimin uçağının iptal olduğunu öğrenince bir posta daha keyfim kaçtı, sabah 8‘ e alınmıştı. Kardeşimin telkinleriyle (evet kardeşimle baş başa çünkü 10 dakika mesafedeki annem o geceden sonra evden çıkamadı bele kadar kar yüzünden) evhamımı kenara bırakıp manzaraya karşı sıcak çikolata keyfi yapıp, üstüne fotoğrafı da Instagram’ a yükleyip gece 1′ de yattık. 03:30 Tuvalet için uyanış Eyvah! Bu ıslaklık da ne? Beklenen su olamaz herhalde. Miktar az olduğu için konduramadım bir türlü. Halbuki karnımda da hafif bir ağrı vardı. Büyütmeyeyim deyip geri yattım ama eşime de mesaj atmadan edemedim. “Bir ıslaklık var, korkuyorum, nasıl geleceksin sen? Kontrol ettim sabah 8uçağın da iptal!” Beni telkin etti döndü yattı sanırken sabah 6‘ daki ilk hızlı trene bilet almış. İçim rahat etmedi kardeşimi uyandırdım. Belli etmiyor ama o da panik. Bol anneli bir whatsapp grubuma “uyanık olan?” diye mesaj attım ve belirtileri saydım. Acemi gibi ilk sancıda doktoru aramak istemiyordum. 1 saat içinde 4 kez sancı girdi. Olay anı bambaşkaymış. Bildiğim, okuduğum, öğrendim sandığım her şeyi unuttum o anda.  Ve taa uzaklardan bir arkadaşım imdadıma yetişti. “Bel ağrın da başlamış madem, yavaş yavaş doktorunu ara hastaneye geç, bel ağrısı doğum sancısı çünkü” İşte o andan sonra başladı her şey. Figen Hanımı aradım ve o da hastaneye geçmem gerektiğini söyledi. Hemen ambulansı aradık. Allah’ ım iyi ki gündüzden teyit almışım hastaneden, doğmuş işte içime” Demesin mi TEM kapalı, o tarafa yakın ambulanslarım yolda kaldı yollayamıyorum. Eyvahlar, ya burada doğurursam! Organizasyon işini kardeşime devrettim, benim savaşacak durumum kalmamıştı. Giyindim, hastane çantamı aldım, eşimi aradım ve panik olacağını bildiğimden en son annemleri aradım. Artık bir şekilde geleceklerdi.  Ambulansın gelmesi 1 saati buldu. Hiç değilse sitenin otoparkına sokmayı planladığım ambulans değil otopark, sokağa bile giremedi, dizime kadar gelen karda o sancıyla bata çıka sitenin başına kadar yürüdüm. Düşüp bebeğe zarar vermeyeyim diye yapamadığım kar yürüyüşüne dün hayıflanmıştım ya, al bana karda yürüyüş. :) Ambulansa kendimi atar atmaz hemen damar yolum açıldı. Bu arada sancıların sıklaştığını hissettim. Doktora dönüp korkuyla sordum, 10 dakikadan az bu değil mi? “Evet, şu an 3,5 dakikada bire düştü.” Sabahın ilk ışıkları bembeyaz İstanbul’ u aydınlatırken ACİL’ den giriş yaptık. “Oh, bildiğin yer gibisi var mı?” Evime gelmiş gibi hissettim, bundan sonra her şey olabilirdi. Hemen geçici odaya alındım ve nöbetçi doktor ilk kontrolü yaptı. Açıklık 6cm, doktorunuz yolda geliyor. Benim bu arada sancılarım dayanılmaz hale geldi. Eşim yoldaydı ve...

Read More

Tuğçe ve Arya Ela’nın Doğum Hikayesi –  Sezeryan Doğum

Posted by on May 6, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Minik Sarı Kızım Varlığını 9 Mayıs’ta öğrendiğim günden beri ayaklarım hiç yere basmadı. Sürekli bir heyecan vardı içimde.. Seni hissetmeye başlamak ise tarifsiz bir duygu.. Kucağıma alacağım günü sabırsızlıkla bekliyordum. Önce ayları, sonra haftaları ve artık günleri saymaya başlamıştık. Yılbaşında gelirsin diye büyük bir heyecan yapmıştım. Hava soğuk buz gibi bir Ocak ayı yaşadık. Kar yağdı okullar tatil oldu. Kar yerini sağanak yağmura bıraktı. Öyle soğuk öyle bir kış oldu ki beni panik sarmıştı. Ve tam da bu soğukta ben grip oldum. Hayatımın en zor ve stresli haftasını yaşadım. Bir de ev ve hastane arası çok uzak olduğu için her ihtimali her detayımızı önceden düşünmüştüm. Önce hastalığı yendim ve sonra senin için hazırlıklarımızı tamamladım. 38. Hafta kontrolümüzde her şey yolunda gidiyordu. Normal doğum olacağı için senin gelmeni bekliyorduk. Günler geçti 39. Hafta kontrolümüz yine süperdi ve senin geleceğinden şüphe etmeye başlamıştık. Ve 40. Hafta geldiğinde 12 Ocak Pazartesi günü senin hiç hareketini hissetmedim. Ne bir tekme ne bir dönme. Hiçbir işaret yoktu senden. Hemen babanı aradım. Koşa koşa geldi ve acile gittik. Acil doktoru suyumun azaldığını ve ertesi günü kendi doktoruma gitmemi söyledi. Hemen kendi doktorumu aradım ve salı günü rutin kontrolümüz olduğunu hatırlatarak beni sakinleştirdi, yarın görüşürüz dedi. Babanla sakin sakin evin yolunu tuttuk. O gece anneannen ile yatmak istedim. Babanı gönderdik kanepeye.. Sabaha karşı 4 gibi regli sancısını anımsatan bir sancı ile uyandım. Kasıklarımda derin bir ağrı.. Kuyruk sokumumda derin bir baskı.. Bir sağa bir sola döndüm uyku mümkün değil. Saat 5 olduğunda yine tam dönerken bir anda suyum geldi. Önce anlamadım anlayamadım. Koşa koşa tuvalete gittim. Ama engel olamıyordum. Sonra anneannene koştum anne suyum geldi ne yapacağız şimdi? Sancılar başlamıştı. Annem sanki 2 çocuk doğurmamış gibi ne yapacağını şaşırdı. Bir süre sonra babanı uyandırdık haydi gidiyoruz hastaneye.. Evin içerisinde yaklaşık bir saate yakın sancıların sıklaşmasını bekledik. Saat 6 gibi evden çıktık. Maslak’tan Avcılar’a tam 32 dakika sürdü. Panik olduğum nasıl yetişiriz diye düşündüğüm o yol bomboştu. Hastaneye girdik, hemen doğum katına çıktık. Nöbetçi ebe ve doktor ile görüştükten sonra nst ölçümü yapıldı. Odamıza yerleştiğimiz için daha rahat hareket edebiliyordum. Sancılarım sıklaşmaya başlamıştı ve inanılmaz bir ağrım vardı. Ve bu sırada ilk aklıma gelen yoga dersleri ve açılma hareketleri. Sakince yoga müziğini açtım. Önce nefes hareketleri – sanırım hayatımı kurtardı-  , sonra yoga hareketleri yaklaşık 2 saate yakın bu şekilde devam ettik. Saat 8 de ebemiz geldi. Doğumhanenin tüm soğukluğu yüzüme çarptı. Çatı muayenesinde hala suyum gelmeye devam ediyordu. Ama benim evde de dikkatimi çekmişti ebe de emin olmak için tekrar baktığında “Kaka”nı yaptığını farketti. Ve suyum pis geliyordu. Açılma henüz çok azdı. Beklemek beklememek, ya zehirlenirsen, ya normal doğum..Kafamda deli sorular dönüp duruyordu. Ebe, doktor amcan, ben ve babanla birlikte mantıklı olana “Acil Sezeryan’a” karar verdik. Saat 10’da ameliyathanenin içine göz yaşları içinde gönderdi beni baban.. Normal doğuma o kadar hazır olmama ve saatlerde sancı çekmeme rağmen sen bir an önce gelmek istedin. Epidural doğum sorduklarında hayır genel anestezi istiyorum dedim. Çünkü kalbim dayanamazdı o heyecana. 13 Ocak 2015 saat 10.05’te dünyaya gözlerini açtın. Seni hemen yıkayıp küveze almışlar. Kakanı yaptığın için 1-2 saat küvezde kalman gerekti. Evet; Seni hemen kucağıma alamadım. Hemen emziremedim. Hemen koklayamadım. 1 saat sonra ameliyathanede gözlerimi açtığımda ilk seni sordum. İyi olduğunu ve çok çirkin bir kız olduğunu söylediler. Sonra kime benzediğini sormuşum ve kaç kilo doğduğunu.. Annelik sanırım böyle bir şey.. İlk andan itibaren seni düşünmek.. Ameliyathane çıkışında baban bekliyordu beni.. Sanırım biraz ağlamış.. Bense gülerek çıktım. Korktuğum gibi narkoz sıkıntı yaratmamıştı. Sarıldı bana herşey yolundaydı. Odamıza çıktık seni 12 gibi getirdiler yanıma. Baktım baktım uzun uzun baktım sana. Melek olmalısın. Bir mucize olmalısın. Allah’ın bir Lutfü olmalısın. Emzirdim saatlerce kucağımdan bırakmadım seni.Koynumdan almalarına izin vermedim. 9 aylık bir yolculuktu bizimkisi.. Şimdi yıllar sürecek bir hikaye olacak.. Sağlıkla aldım seni kucağıma.. 13 Ocak’ta sen doğdun.. 13 Ocak’ta ben anne oldum.. 13 Ocak’ta biz aile olduk.. Bu benim ilk anneler günüm.. 10 Mayıs...

Read More