Posts Tagged "gebelik günlüğü"

Seçil ve Güneş’in Doğum Hikayesi – SSVD (Sezeryan Sonrası Vajinal Doğum)

Posted by on Şub 9, 2016 in Blog, Hamilelik | 0 comments

Merhaba, ben Seçil Yüceaktaş. Ateş ve Güneş’in annesi, Ali’nin eşiyim. Oğlum Ateş’i Mart 2010 da 40+2’de sezaryenle kucağıma aldım. Sezaryen olma sebebim gebeliğimin 40 haftayı geçmiş olmasıydı. Bunun bir sezaryen sebebi olmadığını öğrendiğimde artık çok geçti. Yine de epidural sezaryen olduğum ve oğlumu doğar doğmaz koklayabildiğim ve o harika dakikalara şahit olabildiğim için mutluyum. Üzerinden 5 yıl geçtikten sonra kızım Güneş’e hamile olduğumu öğrendiğimde yine aynı heyecanı yaşarken bu kez daha bilinçli ve doğumuna sahip çıkan bir anne olmaya karar verdim.İkinci kez anne olma serüvenine başlarken öncelikle sezaryen sonrası vajinal doğumu (ssvd) destekleyecek bir doktor bulmak gerekiyordu. Bunun hiç de kolay olmadığını birkaç doktor gezdikten sonra anladım. Ssvd yi desteklediğini söyleyen A plus bir hastanenin profesör bir doktoru ile yolumuza devam etme kararı aldık. Ancak sonradan anladık ki‘ A plus bir hastanede hastalar isteklerine karşılık bulamıyorlar’ denmesin diye ssvd isteğimizi kabul etmiş sayın doktorumuz. Hamileliğim boyunca tüm kontrollerimde ssvd konusunda beni desteklediği izlenimini uyandırsa da, 37. hafta kontrolümde birden ‘38. Haftanın sonunda gelmezse sezaryene alırım, zaten hiç aşağı inmemiş kanala da girmemiş girecek gibi de gözükmüyor bir sonraki kontrolde ameliyat günü verelim hatta istersen ameliyat gününü şimdi verelim çünkü ben seni bekliyorum, tatilimi de senin 38. haftana göre ayarladım deyiverdi. Sağ olsun doktorumuz çok düşünceliydi ama sanırım kızım kendi doğumunu doktorumuzun tatiline göre ayarlamamıştı maalesef. Yaşadığım paniği ve doktor konusundaki hayal kırıklığımı anlatamam. 37. haftamda doktorsuz kalmıştım. O gece sabaha kadar uyumadım ağladım. Bir an önce karar vermem gerekiyordu. Doğuma sayılı günler kala doktorumun beni oyalamış, hatta kandırmış olduğu gerçeği fazlasıyla korkutucuydu ama ben yapmam gereken şeyi açıkça görebiliyordum. Aylar süren hazırlıklar sonunda hem zihinsel hem de bedensel olarak kendimi normal doğuma hazırlamıştım ve aynı motivayonla da devam edecektim. Sezaryen doğum yeniden kaderim olmayacaktı. Tabi bu kararı verirken sevgili Ebe Arzu Çulha’dan aldığım doğuma hazırlık eğitimi, okuduğum kitaplar ve ssvd ile ilgili yaptığım araştırmalar bana ışık tuttu. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle sevgili doktorumuz Tamer Sözen ile tanıştık. Kendisi samimiyetiyle bize güven verdi. 37. Haftada bir ssvd adayını kabul etti. Herşeyden önemlisi oluşabilecek riskleri korkutmadan sade bir dille anlattı, yakın takiple istersek 42. haftaya kadar bile bekleyebileceğimizi söyledi. Bunu bir doktordan duymanın rahatlığı ile artık hem vücudumun hem beynimin hazır olduğunu hissettim. O an itibariyle doktorum ‘sezaryen doğum olmak zorunda’ dese de farketmezdi çünkü sezaryen sebebim doktorun tatil planları olmayacaktı artık. İhtiyacım olan iki kelimeymiş meğer ‘herşey yolunda’. Ben neredeyse emindim herşeyin yolunda olduğuna ve bundan sonra olacağına ama buna sadece benim inanmam yetmiyormuş. Bu bir ekip işiymiş gerçekten. Destekçilerden biri yan çizince denge bozuluyormuş. Şimdi ekip tamamdı. Ben, eşim, ebem, doktorum ve tabii son kararı verecek olan başrol kahramanı kızım. Huzurlu bir şekilde beklemeye başladık. Herşey çoktan hazırdı; kızımın odası hastane çantam, süsler, hediyelikler… Arada sırada kızımın odasına gidip ona, doğunca odasında nasıl vakit geçireceğimizi anlatır, gel artık seni çok özledik, herşeyimizle hazırız seni bekliyoruz derdim. Bu arada son güne kadar sevgili Zeynep Gözübüyük’ten öğrendiğim yoga egzersizlerini yapıyor, zamanımı bol bol yürüyerek ve yüzerek evdeki zamanımı da pilates topunun üstünde geçiriyordum. Artık evde benim koltuğum pilates topuydu. Havaların çok sıcak olması ve bazı geceler uyuyamamam dışında herşey tam hayal ettiğim gibi gidiyordu. Uyku sorunumu da kadife sesli ebem Arzu Çulha’nın kaydettiği derin gevşeme telkiniyle meditasyon yaparak çözüyordum. Bütün hamileliğim boyunca hem gevşemek hem de bebeğimle bağ kurmak için bu teknik çok işime yaradı. haftanın sonuna geldiğimizde neredeyse her gün ‘kızım bugün doğar mı acaba?’ diye aklımdan geçiriyor, nazlı kızımla sürekli konuşup, ona güven vermeye çalışıyordum. Bana güvenebilirdi, herkes, her şey hazırdı. Ben de ona güveniyordum. Ve bütün bu davetlerimin karşılıksız kalmayacağını anladığım o sabah geldi çattı. Her zamanki gibi gece uyumakta zorlanmıştım. Hem sıcaktan hem de sanki heyecandan. Hissetmişim demek...

Read More

Doğuma Yaklaşırken

Posted by on Mar 14, 2013 in Blog, Hamilelik | 2 comments

Bugün kontrolümüz vardı. 32 artı 4 günde Bebo güzel güzel büyümüş, 2 kilo 140 gram olmuş. Kafası aşağıda. Omurgası karnımdan destek alıyor. Ayaklar sağ kaburgamda. Zaten 3 haftadır öne doğru eğilirken acıyor. “Sen gel, ben de o kaburgalarıma basan ayakları yemezsem” diye konuşup duruyordum. Ki canlı canlı gördüm topuğuyla tam kemiğimin oraya bastığını. Popo da sola dayalı, doktorlar sola yatmayı  önerse de ve yoga eğitiminde ben de o şekilde öğrenmiş olsam da – ana toplar damar Vena Cava’ya baskı yapıp kan akışını etkilememesi için- ben mümkün değil yatamıyorum, kıpır kıpır rahatsız olur gibi itiyor. Ben de mecbur sağa yatıyorum. Doktorum nerede rahatsanız oraya yatın dedi, o nedenle içim rahat. Kontrolde her şey normal, çok şükür dedik ve geçtik doktorun ofisine. Cumartesi-Pazar günü gittiğimiz doğum eğitimini heyecanla anlatmaya başladık. Benim için daha önceden parça parça bildiğim detayların kafamda netleşmesini sağladığı için çok verimli oldu eğitim. Ama özellikle Murat için çok faydası oldu. Bakış açısını çok değiştirdi. Normal doğum, doğal doğum, sezeryan çok farketmiyordu onun için. Anne ve bebek sağlıklı olsun gerisi önemli değildi. Benim için de her zaman o önemli. Kursta da müdahaleler konusunda grup çalışmasını yaparken her şeyden vazgeçebiliriz, ödün verebiliriz ama “sağlıklı anne sağlıklı bebek” en önemlisi ve sadece ondan vazgeçmeyiz diye bir sonuçla bitirdik. Ama şimdi Murat’ın da önceliği anne ve bebek sağlıklı ve her şey yolunda ise olabildiğince doğal olması yönünde. Minimum müdahale olsun, bebekle ilk buluşma ve sonrasında isteklerimizi belirleyelim ve doktorumuzla, hastaneyle paylaşalım düşünceleriyle çıktık eğitimden. Benim için de ikimizin aynı düşüncede olması çok önemliydi. O da doğumun bir parçası olsun istiyordum çünkü. Hem kendimi en güvenli ve rahat hissettiğim yer onun yanı olduğu için hem de babayla bebeğin bağlanmasında ilk buluşmanın önemini bildiğim için. O ise doğuma girip girmeyeceğinden bile emin değildi. Şimdi öncelikle her şey yolunda ve normal seyrinde gitmesini diliyoruz ve bebeğimizi birlikte karşılamaya hazırız. Çok etkilendiğimiz bir bölüm oldu, babanın bebeği ilk kucaklarken yarı çıplak olması, bebeğin ona bakışları, konuşmaları, eğitimden sonra Murat’ın da o bölümden çok etkilendiğini farkettim. O sahneyi anlatırken Nur şu detayı da verdi. Bebekler sadece anne-babalarının taşıdığı mikroplara karşı bağışıklık kazanmış şekilde doğuyorlarmış. O nedenle ilk doğduklarında anne ve babanın çıplak kucağı hastanenin en steril köşesinden bile daha sağlıklıymış. Doğanın döngüsü nasıl bir mucizelere sahip demeden edemiyor insan. Doktorum çok pozitif bir insan. Bana çok güzel bir enerji veriyor. Geçen kontrolde her şey yolunda giderse minimum müdahale ile doğum yapmak istiyorum deyince “nasıl istersen öyle olacak” diye bana destek olmuştu. Bu kontrolde Murat’ın da eğitime katıldığını ve bana olan desteğini görünce çok memnun oldu. Suni sancı ve epidural istemediğimi belirtmiştim. Onlara zaten yorum yapmadı. Epizyotomi için “gerekli görmediğim sürece yapmam, ama yırtık olacağını hissedersem kontrollü bir şekilde yapmayı tercih ederim” dedi. Ben de o günü yaşamadan çok ısrarcı bir yaklaşımda değilim. Bebeğim sağlıkla doğsun en önemlisi o. Doktoruma da güveniyorum. Benim isteklerime saygı duyuyor. “Nasıl istersen” diyor. Bundan sonrası o günü yaşamaya kalıyor. “Doulam da var” dedim, ona da memnun oldu. “Destekçimiz çok desene” dedi. Şimdilik minimum müdahale ile normal doğum yolundayız. Hayırlısı =) Ama doktorum gerekli görürse sezeryan da olabilirim. Ben kendimi hazırlayayım da, sonrasında “keşke normal doğum hakkında biraz daha bilseydim, belki kendim bazı şeyleri kontrol edebilir, süreci değiştirebilirdim” diye hayıflanmayayım. Hayatımda bir kez ameliyat oldum. Tiroid bezimin bir kısmı alındı. İlk doktorumun yanında 5 dakika kaldım. Test sonuçlarına baktı, “15 gün sonra ameliyat randevusu al” dedi. Ben de ağlayarak çıktım yanından. Tiroid nedir, neden bozulur, bana ne oldu, hiç bir etkisini görmedim, nerden çıktı bu ameliyat şimdi, gibi kafamda milyon soruyla. Sonra başka bir doktora gittim. 1 saatten fazla kalmışımdır yanında. Detayıyla tiroidi ve durumumu anlattı. “İlaç tedavisi deneyeceğim, seni ameliyattan kurtarabilir miyim ona...

Read More

Ev Detoksu

Posted by on Mar 7, 2013 in Blog, Hamilelik | 0 comments

Evde hummalı bir hazırlık başlamıştı badana-boya ile. Ben de İzmir’e kaçmıştım. Geldiğim gibi oda oda ince temizlik ve detoks başladı. Başka işler ve yoga dersleri de araya girince neredeyse 1 hafta sürse de herşey istediğim gibi oldu. Neler mi yaptık? – Derin temizlik yapıldı. – Büfenin içindeki herşey yıkandı, Bebo’yu görmeye gelecek misafiler için hazırlandı =) – Mutfak dolapları silindi, düzenlendi. Ama bebek için daha mutfak gereçlerini almadım, o nedenle yer de açmadım, bir köşe onun olacak, orası kesin. – Bebo’nun odasında koca bir kütüphane vardı, boyadan önce boşaltıp birine hediye ettik, içindekileri de tek tek ayıkladık, çok gerekli olmayan ne varsa attık. 6 senede ne çok ıvır zıvır birikmiş, bolca da kağıt. Evraklar, eşyaların kullanım kılavuzları, bir gün lazım olur diyip senelerce lazım olmamış faturalar vs. hepsi çöpü boyladı. Büyük çöp torbaları dolup atıldıkça ben ferahladım, ev ferahladı. – Yeni bir kütüphane aldık salona, daha öncekinden çok daha küçük ve kibar, kitaplarımızı da içine yerleştirdik. Az ve öz eşya, oh yani. – Giyinme odamızda da temizlik yaptık. Ben 2 ayda bir giysilerimi elden geçirir giymediklerimi veririm, o yüzden giysi çıkmadı ama raflarda düzenlemeler yaptık. LeiLeo’nun stoğu da bebek odasında duruyordu, giyinme odasına terfi etti =) – Yatağımızın altındaki baza da detokstan nasibini aldı. İşlerin büyük kısmı bitti, ama hala çekmeceleri açıp açıp atılacak birşey kaldı mı diye bakıyorum. Twitter ve Instagram sohbetlerimiz bana gösterdi ki bu bir 3.trimester sendromu. Her evde bebeğe yer açmak ve evin enerjisini temizlemek bu işler yapılıyor. Herkeste bu dönemlerde bir dip köşe temizlik, dolapların derinlerine girme durumu olmuş. Bir de enerjim hem tavan hem de taban bu 2 haftadır. Hem Speedy Gonzales gibi evde oradan oraya yetişip birşeyler yapıyorum, hem de aralarda vurup kafayı bir saat uyuyorum. Daha çabuk yorulmaya başladım sanırım. İlk trimesterdaki uyku hali 3.trimesterda geri gelebiliyormuş. Şimdi sıra Bebo’nun eşyalarını yıkayıp ütülemekte. Dolapları Nisan’ın ilk haftası gelecek, yerleştirme seremonisi yapacağız annelerle. Bu haftalık bizden haberler böyle. Sevgiler,...

Read More

Boncuk’la İzmir Ziyareti

Posted by on Şub 25, 2013 in Bebekle Hayat, Blog, Hamilelik | 0 comments

Bir süredir bloga yazamadım, evde badana-boya telaşı vardı. Malum Bebo için evde de hazırlıklar başladı. Hem boya kokusunda kalmamak hem de ailemle hasret gidermek için İzmir’e gittim. Annemle bol bol gezdik. Akşamları koyun koyuna yattık, bir eli karnımda ‘kuşumun kuşu’ diye diye sevdi hep boncuk Ayşe’yi. Uzakta olunca böyle hasret gidermek de pek keyifli oluyor. En yakın arkadaşlarımla ve anneleriyle de çok özleşmiştik. Hepsini bir arada görmek ve boncuk Ayşe’yle tanıştırmak için mini bir baby shower yapalım dedik. 10-11 yaşımdan beri kardeşlerim gibi olan arkadaşlarımla ve teyzem gibi sevdiğim anneleriyle bu anları paylaşmayı hayal bile edemezdim, diyemiyorum, çünkü ediyormuşum. Andaçta (İzmirliler olarak biz yıllığa andaç deriz) Melis’ime yazmışım hayalimi… Çok güldük her zamanki gibi. Süper bir hatıra oldu.   Ve bu hafta 20’ler bitti, 30.haftaya başladık. Göbiş iyice büyüdü, Bebo’nun hareketleri iyice belirginleşti. Karnım yükseliyor alçalıyor o içerde hareket ettikçe. Seslenmelerimize cevap veriyor. Özellikle akşamları  sohbetlerimiz pek tatlı =) Yüzünü hayal ediyorum, bana güldüğünü… Elimde bir ultrason aleti olsa da yüz yüze konuşsak diyorum =) Bizden haberler böyle. 30 haftalık göbiş fotosunu da ekledik mi bugünlük günlüğümüz tamamdır! Sevgiler, Zeyno&Bebo...

Read More

Ayşe Mahallenin En Mutlu Bebeği Olsun

Posted by on Şub 12, 2013 in Bebekle Hayat, Blog, Hamilelik | 0 comments

Ayşe Mahallenin En Mutlu Bebeği Olsun

Geçtiğimiz perşembe sevgili arkadaşım Psikolojik Danışman Tansu Oskay’ın İstanbul Doğum Akademisi’nde gerçekleştirdiği “The Happiest Baby on the block” – Mahallenin En Mutlu Bebeği – eğitimine katıldım. İlk 3 ayda bebeklerin anne karnından sonra gerçek dünyaya adaptasyon sürecinde yaşadıkları birtakım huzursuzluklardan kaynaklanan ağlama nöbetlerini nasıl sakinleştirebileceğimize dair bilgiler veriyor eğitimde. Amerikalı ünlü doktor Harvey Karp’ın eğitiminin Türkiye’deki tek temsilcisi olan Tansu Oskay, bu yaklaşımı hamilelerle ve annelerle sık sık açtığı eğitimlerle paylaşacak. Programını sitesinden takip edebilirsiniz. Peki ben boncuk Ayşe’nin Mahallenin En Mutlu Bebeği olması için neler öğrendim? – Bebeklerin tek iletişim yolu ağlamaktır. Ağlamasına mutlaka karşılık vermeliyiz ki ilk günlerden itibaren iletişimimiz kuvvetli olsun. İlk 3 ay ağlamasını sakinleştirmek, bebeğin anne-babasına karşı güven duymasını sağlıyor. İlk 3 ayda yaşanan bu ağlama krizlerini sakinleştirmezsek bebekte duygusal ve fiziksel patlamaya yol açıyor. – Kolik, ilk 2-3 ay sebepsiz şekilde ağlamaya konulan teşhis. Günde 3 saatten fazla, haftada 3 günden fazla ve 3 ay boyunca ağlayan bebeğin kolik olduğu kabul ediliyor. Dr.Harvey Karp’a göre kolik bağırsakların henüz gelişmemiş olması ve gaz sorunu değil, öyle olsaydı bu krizler günün her saati olabilirdi. Ama bu ağlamalar genelde akşam saatlerinde oluyor, bebek arabaya bindirilince, aspiratörün yanında sallanınca, ya da önerilen diğer hareketler yapılınca bebek susuyor. Demek ki bu sadece fiziksel bir gelişememişlik ya da rahatsızlık durumu değil. Bu yaklaşıma göre bebekler ilk 3 ay gelişimlerini tamamlamamış olduklarından sakinleşme refleksleri var, aç/kapat düğmesi gibi. Bir anda doğru hareketi yaptığınız anda sakinleşebiliyorlar. Ve sakinleştirme düğmesine basılmaya ihtiyaçları var. Bunu Harvey Karp’ın videolarından da net bir şekilde gördük. İşte bu eğitimde bebeği sakinleştiren 5 hareketi anlatıyor sevgili Tansu. 1- Kundaklama 2- Yan veya Karın Üstü Yatırma 3- ŞŞŞŞ’lama 4- Hafifçe Sallama 5- Emme/Emzirme Gösterdiği videolarla ve tekniklerle herşey çok daha netleşiyor. Herkes kundaklama pratiği de yapıyor, çok faydalı. Eski zamanlardaki gibi kollar bacaklar sımsıkı şekilde değil, bacaklar serbest, kollar çıkmayacak kadar sıkı sarılıyor. Umarım öğrendiklerimle boncuk Ayşe’nin sakinleşme düğmesine basabilir, onu mahallenin en mutlu bebeği yapabilirim =) Eğitimi tüm hamilelere tavsiye ederim, bebeği sakinleştirmeyi öğrenmemin ilk zamanlarda yaşayacağım panik ve stresi kesinlikle azaltacağını düşünüyorum. En azından “neden ağlıyor” diye çaresiz kalmayacağım, ağlamasının bir ihtiyaç ve iletişim kurma isteği olduğunu bilerek sakinliğimi korumaya ve öğrendiğim teknikleri uygulamaya çalışacağım. Bizden bugünlük bu kadar… Sevgiler Zeyno&Bebo Kundak pratiği yaparken, sevgili Tansu’yla ve bebeğimi sallarken hatıra pozu da vermekten geri kalmadım =)    ...

Read More