Pınar’la Zeynep’in Doğum Hikayesi – Doğal Doğum

Posted by on May 8, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Canım kızımın bize gelişi aniden oldu. O gün doktor kontrolüm vardı nst de ağrılarımın olduğunu fakat henüz rahim ağzının kapalı olduğunu öğrenmiştik bu da benim kız kardeşimin bir sonraki haftasonu olacak düğününe gidebilmem demekti. Aynı zamanda da o gün vajinal varisim dolayısıyla normal doğum yapmamım riskli olabileceğini konuştuk doktorumla, hem korkuyordum hem de bebeğim geleceği günü ben seçmek istemiyordum, keşke herşey doğal olsa diye de geçiyordum içimden. Doktorumdan sonra sıklıkla yaptığımız gibi eşimle akşam yemeğine gidiyorduk, sol kasığıma doğru hafif bir ağrı oldu tam da biz telefonda annelerimize bebeğin gelmesine daha 3 hafta var derken ve sonra hemen geçti. Yemekte içimden ben bugün doğuracağım diye geçti ama eşime söylemedim sonuçta daha var diye az önce ultrasonda görmüştük.
Çok keyifli bir yemeğin ardından evimize döndük, o gün herşey bir başka güzeldi nedenmiş şimdi anlıyorum. Gece hamileliğim süresince her zaman olduğu gibi tuvalete gittim saate gözüm ilişti 02:38 idi. Bir pembelik vardı, biraz da su. Sonra bağırsaklarımı da boşaltmıştım. Üzerimi değiştirdim çünkü hiç ağrım yoktu tekrar yattım mı hatırlamıyorum ama ikinci sefer de bir akıntı oldu diye tuvalete gittim yine su var ağrı yoktu. Eşimi uyandırdım ve Doktorumu aradım uykulu sesiyle ağrımın olup olmadığını sordu, bana ve bebeğe karşı son derece titiz olan eşim ise çok rahattı çünkü rahim ağzım kapalıydı. Doktorum biraz dinlenmemi söyledi ağrın olursa haber ver diyerek, hala emin değilim herşeyi o an tam anlatabildim mi diye. Biraz ağrılar hissetmeye başladım yatakta, eşime söyledim geçer rahat ol dedi bana pek inanmadı tekrar doktoru arayacağım dediğimde de. Hastaneye gitmemizi söyledi doktorum ağrım da var deyince ben, eşim o kadar emindi ki doğumun daha olmayacağından yakındaki bir hastaneye mi doğumun olacağına mı diye sordu. Bu arada eşim o gün sabah 05:00 için olan uçak biletini açığa aldırdı fakat dönüş biletini değiştirmedi. Ve hızla yola çıktık. Daha önceden karar verdiğimiz gibi en sevdiğimiz şarkı olan Olmaz Olsun’u dinledik yolda.
Hastanede nst değeri 30 u gösterirken ben avazım çıktığı kadar bağırmaya başlamıştım öyle ki bir hemşire gelip bana ağrınız var anlıyoruz ama biz de anneyiz geçecek dedi. Hemşirelerde eşim gibi doğumun olacağına pek ihtimal vermiyordu. Herkes benim gereksiz panik yaptığımı düşünüyordu ta ki yarım saat süren nst seansından sonra doktor kontrolünde açıklığımın 4 cm olduğu ortaya çıkana kadar. Artık haklıydım ve haklılığımın verdiği cesaretle daha çok bağırmaya başladım. Ağrının verdiği korku ile de normal doğumdan hemen vazgeçmiştim yeni haykırışım epiduralli sezeryan içindi. Kontrolü yapan doktor ile o an evinde bizden haber bekleyen doktorumun telefon görüşmesi sonunda ameliyathanenin 07:30 için hazırlanması ve sezaryen doğum yapılması kararı alınmıştı. Eşimi işlemleri halletmesi için hastanenin ilgili bölümlerine gönderirlerken beni de odaya aldılar. Odada hemşireler pek çok soru soruyordu ve benim ağrılarım artıyordu, ardı arkası kesilmeyen sorular nedeniyle sinir olmuştum sonunda dayanamadım hemşireler, eşim ve hastane doktorunu bir güzel payladım.
Ağrılar şiddetlenirken benim ve eşimin kız kardeşi ellerimden tutmuşlar biraz olsun acım dinsin diye beraber dua ediyorduk çünkü başka çaremiz yoktu. Bu sırada eşim Hadımköy’den gelecek olan asıl doktorum ile konuşuyordu tam da mesai başlama saati idi ve hastanenin Nişantaşı’nın göbeğinde olmasından ötürü yetişmesi biraz güç olacak gibi görünüyordu.

Ameliyat öncesi hazırlık bittikten sonra hastane doktoru tekrar kontrole geldiğinde rahim ağzı açıklığı 10 cm olmuştu. Doktor artık sezaryen doğum olamayacağını ve kaçınılmaz sonun normal doğum olduğunu söyledi oysa ki ben daha 5 dakika önce sezaryen ile ilgili tüm evrakları imzalamıştım.

işte kızım nasıl gelmek istiyorsa öyle geleceğini belli etmişti ama bağırışlarıma dayanamayan eşim epidural ekibinin bir an önce gelmesini istedi. epidural ekibi gelmesine geldi fakat elleri boş döndüler çünkü muayene sonunda doğumun ileri aşamada olduğu için epidural yapılamayacağı kesindi. Bu arada doktorum henüz hastaneye ulaşamamıştı ve hatta eşimi arayarak durumu takip ettiğini ve trafik yüzünden onsuz doğum yapmam gerekebileceğini söylemiş, yetişmeye çalışırken gittiği emniyet şeridi üzerinden arabasının flaşör sesleri eşliğinde.

Odada 30-45 dakika kaldıktan sonra ve doğum da ilerlediği için beni aynı kattaki doğumhaneye aldılar, doğumhaneye doğru giderken bir mucize gerçekleşti ve doktorum yetişti. İçim rahatlamıştı.

Doktorum, ben ve eşimin diş hekimi kız kardeşi Hilal ile doğumhaneye girdik ve ıkınma denemelerine başladım. Hilal dua edip sırtımı sıvazlıyordu o anlarda bana bir güç geliyor ve acım hafifliyordu ve o söylüyordu duaları ben tekrarlıyordum. Siyah saçlarını gördüm hadi Pınar diyordu doktorum şefkati sesiyle ve o son ıkınmamda kızımın geleceğini bilerek onu içimden kaydırdım sonra da kollarıma verdiler o avaz avaz ağlayan ve kucağıma geldiği anda mucizevi bir şekilde hemen susan bana cingöz cingöz bakan harika varlığı. Saat 08:22’de doğumhanenin kapısında volta atan eşime ise doktorumun deyimiyle “jet doğumum” kız kardeşi tarafından aşağıdaki fotoğraf ile müjdelenmişti.
pinar

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir