Çocuk İstirmarına Karşı Ebeveyn Bilinçlenme Semineri

Posted by on Eyl 9, 2013 in Blog | 1 comment

Dün çok faydalı bir seminere, Çocuk İstirmarına Karşı Ebeveyn Bilinçlenme Semineri’ne online olarak katıldım. Bu sapkınlığa maruz kalan çocukların hikayesini ne zaman duysam ya da okusam midem ağrır, içim acır. Ama işte aynı Psikolog Pınar Mermer’in seminerde belirttiği gibi hafıza kötü şeyleri fazla tutmayı sevmiyor. Evet, böyle bir gerçek var, hatrı sayılır sıklıkta da hikayeler duyuyoruz, ama bir türlü üstüne gitmiyoruz, yani kendi adıma ben gitmiyordum. Anne olduktan sonra bile. Hep aklıma iyi şeyler getireyim, kötüyü çağırmayayım, Allah korusun, kızımı hep iyilerle karşılaştırsın diye dua ediyorum. Ama duadan başka onu korumam için yapmam gerekenleri, onunla nasıl iletişim kurmam gerektiğini bilmiyor, nasıl öğrenmem gerektiğini de araştırmıyordum. Muhtemelen Ayşe cinsellikle ilgili sorular sormaya başladığında, “eyvah” diyerek bir uzmana koşacaktım. Belki o saate kadar birçok yanlış mesaj verecektim, ister istemez. Çoğu davranışımın ailemin bir kopyası olduğunu farkediyorum Ayşe’yi büyütürken. Cinsellik söz konusu olduğunda belki ben de aynı annemin bana yaptığı gibi “büyüdüğünde konuşuruz, şimdi zamanı değil” şeklinde geçiştirecek, ya da konuyu değiştirecektim, o da çevresinden doğru ya da yanlış bilgilerle dolacaktı. Sağolsun Sena’m akıl etti, Ayşe Arman’ın hepimizi çok etkileyen röportajından sonra “bu konuda bilinçlenmeliyiz, ve etrafımızdaki anneleri bilinçlendirmeliyiz” dedi. Ne kadar iyi dedi. Ve düşüncesini çok kısa bir sürede eyleme geçirdi, çok faydalı bir seminer organizasyonuna girişti. Fikirdenk ‘in organizasyonu, Unnado sponsorluğu ve  İnternet Anneleri‘nin online katılım imkanı sağlaması ile gerçekleşen seminerin ne kadar doğru ve gerekli bir adım olduğunu öğrendiklerimden sonra bir kez daha anladım.

Ben online bağlanıp ilk bölümü dinleyebildim, konu bizim zamanımızda – ve hatta şimdi- tabu olan cinselliği çocuklarımıza öğretmek ve cinsel istismardan onları korumak için neler yapmamız gerektiği olunca tabii ki zaman yetmedi. Umarım en kısa zamanda yine sevgili Pınar’ın önerilerini dinlemeye fırsatımız olur.

Çocukla cinsellik hakkında iletişimin sandığım gibi 3 yaşlarındayken değil, daha 5.-6.aylarda başlıyor olması bu konuda bilinçlenmenin önemini bir kez daha vurguladı bana. Daha bu aylardan verdiğimiz tepkiler bebeğimin beyninde oluşturacağı cinselliği çiziyormuş meğer. Elleriyle keşif zamanı olan 5.-6. aylarda elini cinsel organına götürdüğünde aman alışmasın, öğrenmesin diyerek elini oradan çekmek, aaa çok ayıp, ne yapıyorsun demek ve devamı geldiğinde paniğe kapılmak yapabileceğimiz en kötü davranış şekliymiş. Bu, çocukta daha çok merak uyandırıyor, acaba neden annem böyle davrandı, cinsellik kötü bir şey, cinsel organ kötü, pis diye düşünüyor ve daha çok yapmak istiyormuş. Bebekken hafızasına kazınıyormuş bu mesajlar.

Biraz daha büyüyüp laf anlar yaşa geldiğinde bu davranışı sergilerse “herkesin ortasında yapmasan, senin bedenin özel, odanda yapabilir misin? Herkesin senin bedenini görmesine gerek yok.” demek doğruymuş.

Çocuğumuza vermemiz gereken en önemli mesaj “senin bedenin çok değerli”.

Cinsellik konusunun keşfedildiği ve en çok sorunun geldiği yaş aralığı ise 3-5 yaşmış. Aynı dönemde erkek çocukta anneye, kız çocukta babaya düşkünlük olurmuş. Dudak dudağa öpüşmeler, babam benimle evlensin demeler başlıyormuş. Bu dönemde anne-baba da evet ben sana aşığım, evet seninle evlenebilirim gibi cevaplar verince çocuklar çok kafa karışıklığı yaşıyormuş, bu tip sözlere çok dikkat etmeliymişiz.

Cinsellikle ilgili ise çocuklarla iletişimimiz açık olmalı, “ne zaman kafanda bir soru olursa bana sorabilirsin” diyerek bu açıklığı belirtmeliymişiz. Başka bir yerden veya yaşıtlarından yanlış bilgiler edinmesindense bu çok daha doğru tabii. Bizim de yaşına göre açıklama yapmamız, sormadığı soru için cevap vermememiz gerekiyormuş. Hani bir konuda panikleyince, kaygılanınca yorumu uzatırız ya, buna gerek yokmuş.

Sevgili Pınar çocuklara cinselliği öğretmekle ilgili kitapları da paylaştı bizimle.

Görsel

Seminer boyunca benim kafamda ve annelerin sordukları sorularda ne kadar çok kaygımız olduğunu gördük. Kapalı kutu bir konu, ve milyonlarca kaygı. Şunu yapıyor, ne demeliyim, şunu soruyor nasıl cevap vermeliyim, şunu giyiyor izin vermiyorum, yanına yaklaşan herkesten şüphe duyar hale geldim, gibi bir sürü kaygı.

Konu istismara gelince yine mide kramplarıyla dinledim.

Çocuklara yönelik her türlü duygusal, ruhsal veya fiziksel taciz istismar olabiliyor. İlla ki bir yetişkin olması da şart değil, kendinden birkaç yaş büyük bir çocuk tarafından da istismara uğrayabiliyor çocuklar. Burada farklı yaş gruplarındaki çocukların birlikte oynadıkları oyunlara çok dikkat etmemiz gerektiğinin altını çizdi Pınar.
Ve istismarın sonuçlarıyla devam etti. “Cinsel istismar çocuklarda ciddi boyutlarda özgüven eksikliği, hayat boyu üzerlerinden atamadıkları ruhsal yaralar, travmalar bırakıyor. “Ben değersizim”i kabul ediyor. Aynı zamanda istismara uğramış çocuklarda yeme bozuklukları, anoreksiya, blumia, obezite görülebilir. Kadın olmak istememe, çocuk kalma isteğiyle yemek yememe  ya da yediğini kusma hastalığına yakalanabiliyorlar. Cinselliği aşırılarda yaşayan veya hiç yaşayamayan bireylere dönüşüyorlar. Beden yaşadığı travmayı unutmuyor, kişinin hiç beklemediği anlarda ortaya çıkartıyor. İstismara uğrayan bir çocuğun yakın ilişki kurması etkilenir. Şüpheci olur. Anne-babalık kapasitemizi çok etkiler. En yakın ilişki çocuğmuzla kurduğumuz ilişkidir. İstismar yakınlardan geldiyse çocukla yakın ilişki kurmak çok zor olur.”

Çocuğun istismara uğradığını nasıl anlarız?
Oyun terapisi esnasında irkilmeler, sıçramalar, terapistlere güvendiği zaman ortaya çıkıyormuş. Tahrik etme, oral seks, anal seks taklidi yaptıklarını gözlemliyorlarmış. Çocukların resimlerinde çok detaylı bir cinsel organ çizimi, televizyonda öpüşen kişiler gördüğünde cinsel ilişkiyi tarif eden yorumlar yapabiliyorlarmış. Yani yaşlarının üstünde cinsel bilgiye sahip olmaları bir ipucu olabilirmiş.

İstismardan şüphelenmek için bazı ipuçları şöyle:
Uyku ve yemek düzeninde değişim, alt ıslatma, öfke patlamaları, yalan söyleme, korku, kabuslar, içe kapanma, veya aşırı dışa dönüklük, bir anda birbirinden çok farklı davranışlar, özgüven eksikliği, anne babaya karşı düşmanlık (onu koruyamadıkları için), açıklanamayan morluklar, nedensiz karın ve vücut ağrısı, yürüme ve otumada zorluk, soyunmama isteği, yetişkin cinsel davranışlarını taklit etme, oyuncakla taklit etme, battaniye altında davranış taklidi. İpuçlarını bilerek”Aman olamaz, ben yanlış anlıyorumdur” demeden çocuklarımıza karşı daha gözlemci olmalıyız.

Yaşıtlarıyla 9-10-11 yaşlarında tekrar bu konuları konuşmaya başlarlarmış. Yani bu dönemde cinsellikle ilgili bilgisi olan bir çocuğun arkadaşından öğrendiğini düşünebiliriz.

Ebeveyn olarak kontrol etmemiz gereken önemli bir nokta çocuğumuzun internet ve sosyal medya kullanımı. 10-13 yaş arası kız çocuklarının Instagram hesaplarında iç çamaşırla çekilmiş pozları olduğunu belirtti Pınar, kimbilir kimler  takip ediyordur, düşünmek istemiyorum. Evet, sosyal medya şimdiki çocukların birbirleriyle iletişim aracı ama ebeveynleri olarak mutlaka kontrol etmeliyiz.

Kimler tehlike altında?
İhmal edilen çocuklar, düşük sosyo-ekonomik statüdeki çocuklar, istismar nedir bilmeyen ailelerin çocukları

Nasıl koruyabiliriz?
-Çocuk ne söylerse ona inanmak.

Çocuklar yalan söylemez. Onlarla açık ve dürüst iletişim kurmalıyız. Okul nasıl gecti? Canını sıkan birşey oldu mu? Örneğin günüyle ilgili bir resim yapmasını isteyebiliriz.

– Teknoloji kullanımını sınırlamak.

– İyi dokunma kötü dokunma arasındaki farkı anlatmak.
Anne ve baba saçını okşar, sarılır, mutlu, rahat hissedersin. Yabancı biri dokunduğunda garip, huzursuz hissedersin gibi. Vurma, canını acıtma, boğaz sıkma, istemediğin bölgelere dokunma gibi kötü dokunmaları da anlatmamız gerekir, ve buna izin vermemesini öğütlememiz gerekir.
– Kreşte onu tuvalete götürecek kişinin önceden isimlerini söylemek ve onu rahatlatmak, onun dışında başka kimsenin görmesine izin vermemesini söylemek.
– “Her ne olursa olsun rahatsız olduğun bir konu olursa gelip bana söyleyebilirsin” şeklinde motive etmek.
– Güvenmediğimiz kişilerle yalnız bırakmamak. Oyun zamanlarında kontrol etmek.
– Çocuğu bu konuda eğitmek.

Ya başa gelirse?
İstismara uğrayan çocukların aileleri çok panik olabiliyor, olaydan çok ailenin verdiği tepki çocuğu travmatize edebiliyormuş. Fazla soru sorarak çocuğun hafızasına yeni şeyler eklenmemeli, kafası karıştırılmamalıymış. Anlatmasını beklemeli, yönlendirici sorular sormalıymış. Bahsi geçen kişiler için hemen harekete geçmemek gerekirmiş, bu kişiler çocukları tehdit etmiş olabiliyormuş.
Güvende olduğunu ve ona kimsenin zarar veremeyeceğini söyleyerek onun yanında olduğunu belirtmek çok önemliymiş.

Son ama önemli bir nokta, çocukların asla sır tutmaması gerektiğini söylemeli, “Bana herşeyini anlattığın için çok teşekkür ederim.” demeliymişiz.

Türkiye’de cinsellik tabu olmaya devam ediyor, ve maalesef çocuk istismarında ön sıralardayız. Bu nedenle bu bilgiler ne kadar çok anneye ulaşırsa ve farkındalık artarsa o kadar iyi. Çocuklarımızı korumak istiyorsak ne bu konuyu görmezden gelmeli ne de aşırı evhamlanmalı, panik olmalıyız. Karşılarına hep iyi insanlar çıksın diye iyi dileklere, dualara devam ederken bu önemli konuda önce kendimizi, sonra onları eğitmeliyiz. Ben kendi adıma başta canım arkadaşım Sena olmak üzere bu eğitim için emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.

Fikirdenk Blog’da seminer notlarını, Twitter’da #çocukistismarınahayır hashtag’inde yazılanları ve katılan blogger annelerin yazılarını okumanızı öneririm. Yazılrdan bazılarının linklerini paylaşıyorum:

http://kokoshanne.com/cocuklarda-cinsel-istismar-nedir-bu-konuda-nelere-dikkat-etmeliyiz/ – Sevgili Kokosh Anne ayrıca Epsilon Yayınlarının Cinsel Bilgiler Seti’ni de hediye ediyor.

http://banunundunyasi.com/?p=3531

http://evcilikhayati.blogspot.com/2013/09/clik-cocuk-istismarina-hayr.html

Bu yazıyı okuyan annelerden ricam bu notları mümkün olduğu kadar yaymaları. Cinselliği tabu olmaktan ancak biz çıkartabiliriz. Bu da çocuklarımızla doğru iletişim kurmakla, kendi çocuklarımızı ve çevremizdeki çocukları eğitmekle olur. Ve bu sayede zaman içinde farkındalık artacak, bu pislikten mağdur olan o kadar az çocuk olacaktır.

One Comment

  1. yazın için teşekkür ederim. Bİr kızı olan anne olarak bu konun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çocuklarımız her an böyle şeylerle karşılaşabilirler Onları bu hayata hazırlamak bizim görevimiz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir