Hamilelik

Zeynep’in Gebelik Günlüğü, hamilelik günlüğü, doğum, doğum eğitimi, doula, doğal doğum, sağlıklı hamilelik

Seçil ve Güneş’in Doğum Hikayesi – SSVD (Sezeryan Sonrası Vajinal Doğum)

Posted by on Şub 9, 2016 in Blog, Hamilelik | 0 comments

Merhaba, ben Seçil Yüceaktaş. Ateş ve Güneş’in annesi, Ali’nin eşiyim. Oğlum Ateş’i Mart 2010 da 40+2’de sezaryenle kucağıma aldım. Sezaryen olma sebebim gebeliğimin 40 haftayı geçmiş olmasıydı. Bunun bir sezaryen sebebi olmadığını öğrendiğimde artık çok geçti. Yine de epidural sezaryen olduğum ve oğlumu doğar doğmaz koklayabildiğim ve o harika dakikalara şahit olabildiğim için mutluyum. Üzerinden 5 yıl geçtikten sonra kızım Güneş’e hamile olduğumu öğrendiğimde yine aynı heyecanı yaşarken bu kez daha bilinçli ve doğumuna sahip çıkan bir anne olmaya karar verdim.İkinci kez anne olma serüvenine başlarken öncelikle sezaryen sonrası vajinal doğumu (ssvd) destekleyecek bir doktor bulmak gerekiyordu. Bunun hiç de kolay olmadığını birkaç doktor gezdikten sonra anladım. Ssvd yi desteklediğini söyleyen A plus bir hastanenin profesör bir doktoru ile yolumuza devam etme kararı aldık. Ancak sonradan anladık ki‘ A plus bir hastanede hastalar isteklerine karşılık bulamıyorlar’ denmesin diye ssvd isteğimizi kabul etmiş sayın doktorumuz. Hamileliğim boyunca tüm kontrollerimde ssvd konusunda beni desteklediği izlenimini uyandırsa da, 37. hafta kontrolümde birden ‘38. Haftanın sonunda gelmezse sezaryene alırım, zaten hiç aşağı inmemiş kanala da girmemiş girecek gibi de gözükmüyor bir sonraki kontrolde ameliyat günü verelim hatta istersen ameliyat gününü şimdi verelim çünkü ben seni bekliyorum, tatilimi de senin 38. haftana göre ayarladım deyiverdi. Sağ olsun doktorumuz çok düşünceliydi ama sanırım kızım kendi doğumunu doktorumuzun tatiline göre ayarlamamıştı maalesef. Yaşadığım paniği ve doktor konusundaki hayal kırıklığımı anlatamam. 37. haftamda doktorsuz kalmıştım. O gece sabaha kadar uyumadım ağladım. Bir an önce karar vermem gerekiyordu. Doğuma sayılı günler kala doktorumun beni oyalamış, hatta kandırmış olduğu gerçeği fazlasıyla korkutucuydu ama ben yapmam gereken şeyi açıkça görebiliyordum. Aylar süren hazırlıklar sonunda hem zihinsel hem de bedensel olarak kendimi normal doğuma hazırlamıştım ve aynı motivayonla da devam edecektim. Sezaryen doğum yeniden kaderim olmayacaktı. Tabi bu kararı verirken sevgili Ebe Arzu Çulha’dan aldığım doğuma hazırlık eğitimi, okuduğum kitaplar ve ssvd ile ilgili yaptığım araştırmalar bana ışık tuttu. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle sevgili doktorumuz Tamer Sözen ile tanıştık. Kendisi samimiyetiyle bize güven verdi. 37. Haftada bir ssvd adayını kabul etti. Herşeyden önemlisi oluşabilecek riskleri korkutmadan sade bir dille anlattı, yakın takiple istersek 42. haftaya kadar bile bekleyebileceğimizi söyledi. Bunu bir doktordan duymanın rahatlığı ile artık hem vücudumun hem beynimin hazır olduğunu hissettim. O an itibariyle doktorum ‘sezaryen doğum olmak zorunda’ dese de farketmezdi çünkü sezaryen sebebim doktorun tatil planları olmayacaktı artık. İhtiyacım olan iki kelimeymiş meğer ‘herşey yolunda’. Ben neredeyse emindim herşeyin yolunda olduğuna ve bundan sonra olacağına ama buna sadece benim inanmam yetmiyormuş. Bu bir ekip işiymiş gerçekten. Destekçilerden biri yan çizince denge bozuluyormuş. Şimdi ekip tamamdı. Ben, eşim, ebem, doktorum ve tabii son kararı verecek olan başrol kahramanı kızım. Huzurlu bir şekilde beklemeye başladık. Herşey çoktan hazırdı; kızımın odası hastane çantam, süsler, hediyelikler… Arada sırada kızımın odasına gidip ona, doğunca odasında nasıl vakit geçireceğimizi anlatır, gel artık seni çok özledik, herşeyimizle hazırız seni bekliyoruz derdim. Bu arada son güne kadar sevgili Zeynep Gözübüyük’ten öğrendiğim yoga egzersizlerini yapıyor, zamanımı bol bol yürüyerek ve yüzerek evdeki zamanımı da pilates topunun üstünde geçiriyordum. Artık evde benim koltuğum pilates topuydu. Havaların çok sıcak olması ve bazı geceler uyuyamamam dışında herşey tam hayal ettiğim gibi gidiyordu. Uyku sorunumu da kadife sesli ebem Arzu Çulha’nın kaydettiği derin gevşeme telkiniyle meditasyon yaparak çözüyordum. Bütün hamileliğim boyunca hem gevşemek hem de bebeğimle bağ kurmak için bu teknik çok işime yaradı. haftanın sonuna geldiğimizde neredeyse her gün ‘kızım bugün doğar mı acaba?’ diye aklımdan geçiriyor, nazlı kızımla sürekli konuşup, ona güven vermeye çalışıyordum. Bana güvenebilirdi, herkes, her şey hazırdı. Ben de ona güveniyordum. Ve bütün bu davetlerimin karşılıksız kalmayacağını anladığım o sabah geldi çattı. Her zamanki gibi gece uyumakta zorlanmıştım. Hem sıcaktan hem de sanki heyecandan. Hissetmişim demek...

Read More

Tuba ve Duru’nun Doğum Hikayesi – Sezeryan Doğum

Posted by on Haz 8, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Hamileliğimin son 10 gününü en güvenilir yer olan ailemin evinde, doktorum olan babamın yanında geçirdim. Minik prensesi babam daha farklı bir heyecanla daha farklı korkularla bekliyordu. 40. haftamda doldu ama bizim minik prensesin gelmeye niyeti yoktu. 40+5 de daha fazla riske atmak istemeyerek sezeryan olmaya karar verdim. Mutlu bir sabaha uyanıp hastaneye gittik. Ameliyat kapısına kadar her şey normaldi, o kapıya geldiğimde göz yaşlarım sel oldu. Prensesime kavuşucaktım fakat korkular, endişeler… Ameliyat masası, epiduralin takılması ve sonunda ilk kesik! Kısa bir süre sonra Meleğimin sesi. Tüm korkular uçtu gitti, bu sefer mutluluk göz yaşları vardı gözümde. Çocuk doktoru Duru’yu muayene ederken ondan gözlerimi alamadim. “Şimdi ben anne mi oldum??? :) “Bu soruyu sordum içimden kendime. Duru, bebek hemşiresiyle babasına doğru yola çıkarken beni sakinleştirdiler. Ondan sonra pek bir şey hatırlamıyorum. Odama giderken üşümekten titrediğimi, bana battaniye getiriceklerini söylediklerini ve sonra Duru! Minicikti, henüz banyo bile yapmamıştı. Artık içimde olmasa da bizi tekrar birbirimize sütüm bağladı. İlk memeden sonra dudakları kıpkırmızı olmuştu ve mışıl mışıl uyudu güzel kızım. İlk 3 ayımız yapışık geçti, birbirimizden ayrılamıyorduk. Onun bana benim de ona ihtiyacımız vardı. 40+5 günü birlikte geçirmiştik sonuçta ayrılmak okadar kolay değildi. İlk 50 gün canım kardeşim yanımızda kaldı. Doğum fotograflarını çekti, benden önce o gördü kızımı. Ben Duru’yu, kardeşimde kendi elleriyle beni besledi. Biz uyuduk o başımızda nöbet tuttu, ben uyudum o Duru’ya baktı…Hakkı ödenmez güzel kızımın güzel teyzesi. 1 sene boyunca gecemiz gündüzümüz bir geçti. Kuzum büyüdü artık, geceleri kendi odasında yatıyor çok şükür!...

Read More

Cansu ve Azra’nın Doğum Hikayesi – Sezeryan Doğum

Posted by on Haz 3, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Doğumun ilk sinyalleri geldiği günde birlikte harika bir yoga ve doğuma hazırlık seansı yaptığım sevgili Cansu’yla Azra bebeğin kavuşma hikayesi var bugün. “Ne zamana kadar hamile yogası yapabilirim?” diye soranlar olunca doğumun sonuna kadar diyorum hep. Tıpkı Cansu’nun ve birçok hamilemin yaptığı gibi. Cansu’nun örneğindeki gibi farklı sebeplerden sezeryan da olsa yoga sayesinde doğuma farkındalıkla, o huzurla girmek, bebeğe sağlıkla kavuşmak en önemlisi… “19 Şubat perşembe, her yer bembeyaz, hava soğuk. Tuvalete gittiğimde pembemsi bir lekeyle evet dedim, bugün beklediğimiz gün olabilir. Gülsen ile buluşma planı yaptık; hazırlanırken tekrar tuvalete gittim, artık emindim. Önce duşa girdim, sonra sırt çantamın içine fazladan bir tayt ve tshirt koydum. Sonra yoga hocam Zeynep’i arayıp, ders saatini erkene alıp alamayacağını sordum.Şaşkınlığım mutlulukla karışıyordu, bu heyecanı başka türlü bastıramazdım. Derse gittiğimde pembemsi belirtiden bahsedince, doğumu kolaylaştıracak, hazırlık hareketleri kimi zaman matın kimi zaman da pilates topunun üzerinde yaptım. Bedeni rahatlatıcı bir dersti, derin gevşemede de huşu içinde geçen dakikalardan sonra kendimi huzurlu, enerjik ve doğuma hazır hissediyordum. Öyle mutluydum ki tarifsizdi. Hayatımın en sağlıklı en mutlu en huzurlu 39 haftasını geride bırakıyordum. 12.haftamdan beri haftanın iki günü yaptığım hamile yogası, kendimi yeniden keşfetmemde aracı olmuştu. Tüm kaslarım çalışıyordu. Kaygılardan uzak bedenimi dinlemeyi gevşetmeyi öğrenmiştim. Zeynep’in sesi içime işliyordu. Her hisset ve farket deyişinde bedenimi yeniden hissediyor ve keşfediyordum. Bebeğimle konuşuyordum. O gün Minnoşum hadi gel artık dedim. Ders bitimi tatlı bir hüzünle Zeynep’e sarıldım: ihtiyacım olan tek şey yogaydı ve yanımda olmasını istediğim kişiyle son hamile yogası dersimizi yapmıştık. Tüm gün Nişantaşı nda Gülsen’le gezdik, yemek yedik, alışveriş yaptık, kahve içtik. Eve geldiğimde Burak çoktan gelmişti. Akşam yemeğinden sonra tv karşısındaydık. Tek fark koltukta oturamıyordum. Yerde dört bacak üzerinde yoga hareketlerini yapıyordum. Sonra birden içimden birşeyin kaydığını hissettim saat 21.20 nişanım geldi, bir saat sonrada suyum. 20 Şubat 01.00 de 3 cm açıklıkla hastahaneye gittik. Odam spa merkezini aratmıyordu. Eşim ışıkları kısmış, yoga müziğini açmıştı. Kalçalarımla sekiz çizerek sancıları geçiştiriyordum. 02.00 de güzel doktorum Nihan Dedeoğlu geldi. Açıklık 5 cm idi. Üçümüz sabaha kadar minik kızımın gelişini bekledik. Saat 08.00 de açıklık aynıydı. İlerlemeyen eylem ve fetal distress tanısıyla 08.46 da sezeryanla bebeğime kavuştum. 39+2 de dünyanın en mutlu insanıydım. Artık Anneydim.” Cansu ŞAHİN AVCI...

Read More

Linda ve Rubina’nın Doğum Hikayesi – Normal Doğum

Posted by on May 26, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Gecen hafta tam da bugun sabah 6da aniden gelen suyumla dogum hikayem basladi. Ama tabi herkes gibi benim de dogum oncesi endiselerim coktu. Normal dogum yapabilecek miyim? Bebegim saglikli mi? Kasilma ve sanci denilen seyleri nasil ayirt edecegim? vs vs…  Oncelikle sunu soylemek isterim ki belki cok sansli biriyim belki de boyle olmasi gerekiyordu hamileligim boyunca doktoruma en sık gittigim zaman dilimi 15 gun olmustur. (O da sadece 1 kere oldu ztn☺)Doktorumun ozel muhayenesinde ne renkli dopler ne de nst cihazi vardi. Sadece ultrason cihazi.. Ama zannetmeyin doktorum kotuydu aslinda tam da tersi universite hastanesi, Alman hastahanesi ve Amerikan hastanelerinde yillarca calismis 70yaslarinda Dunya tatlisi bir doktor. Hamileligimin sonlarinda cok tedirgin oluyordum nst cihazina baglanmadigim icin ya da renkli doplerle kizimi goremedigim icin. Hamileligin son haftalarinda olanlar bilirler ultrasonla bakildiginda bebek cok buyuk oldugundan sadece kafa genisligi, karin genisligi ve bacak boyunu olcebiliyorduk. Ultrason resimleri bile keyif vermiyordu…halbuki eskiden tum vucudu kadraja sigiyordu☺☺☺ Konudan uzaklasmayayim, ayda sadece 1 kere kontrole gittigim doktorum ilk alttan muayeneyi 37. Haftamda yapti ve 3 hafta gelmez bu bebek dedi. Kafasi asagida ama mobildi. Doktorun tabiriyle fikse olmamisti. Ilk defa o gun 15 gun sonraya randevu verdi. Yani 39. Hafta… ben daha sık cagirir diye beklerken 15 gun daha gecti. 39. Haftada hala kafasini oynatiyor ama biraz daha kanala ilerledigini beklememiz gerektigini soyleyerek yine 15 gun sonra 41. Haftaya randevu verdi!!! Ben tabi nasil olur daha sık geleyim desem de doktorum beni o guvenli sesiyle hep rahatlatti. Nitekim 39hafta 5 gunlukken sabah 6da aniden suyum geldi. Malesef suyum koyu kahverengiydi. Doktorumu aradigimda “normalde suyun gelse sancilarin icin evde beklemeni soylerdim ama kahverengi dedigin icin hastaneye gidin ben de geliyorum” dedi. Ilk defa o gun nst cihaziyla tanistim. Hemsireler de koydugum pedten suyun kahverengiligini gorup rahim kanamasi da olmus olabilir diyerek beni rahatlattilar. Ardindan 7.30gibi sancilarim basladi… nst cihazi bebegimin kalbinin normal tempoda attigini soyluyor kasilmalarimi olcuyordu. Kasilma siddetim arttikca dayanma gucum azaldi. Ama hala 2cmlik bir acilma vardi. Ogleye dogru 3 gibi doktorumdan artik epidurale baglanmak istedigimi yoruldugumu soyledigimde acilmama 3-4cm kadardi. Tabi epiduralle agrilarim azaldi, rahatladim.. Ama kasilmalarim giderek azaldi. O gidisle kalsaydik herhalde ertesi gun ancak acilmam tamamlanip dogum yapardim ki doktorum duruma mudahale edip bana suni sanci baglatti ve gun agirmadan bebegimi kucagima alacagim konusunda bana soz verdi. Epiduralli olsam da suni sancim max seviyede verildi ve artik git gide kalcama dogru olan agrilari hissetmeye basladim. Sanki sabahki agrilarim yine basliyordu.. 6.30gibi doktorum kontrol ettiginde ” , bana 2dk musade et asagi inip cikacagim donuste de seni doguma alacagim. Benim dediklerimi yaparsan soz hava kararmadan bebegin kucaginda”dedi. Beni dogumhaneye aldilar. Hala nst cihazina bagliydim, epidurale ve suni sanciya da devam ediyordum. Hazirliklar tamamlandiginda 7 civarıydi sanirim, kasilmalarim geldikce doktorum ikinma calismalarina baslamami soyledi. Ve iste asil ikinmalarim basladiginda doktorumun yonlendirmesiyle bebegimin cikisini hissediyordum. Toplam 6-7 ikinmanin ardindan bebgim dunyaya geldi, ancak ikinmamam gereken bir anda doktorum uyarsa da refleks olarak ikinip yirtilmaya yol actigimi bilmiyordum. Tek onceligim bebegimdi. Esimle beraber girdigimiz dogumhanede artik 3 kisilik bir aileydik. 1 saat suren dikislerim sonunda odama geldigimde bebegimi de hemen yanima getirdiler. Sancilarim boyunca ne su ne de yemek yemedigim icin doktorumdan su icmek istedigimi soylesem de cok kan kaybettigimden su icin henuz erken oldugunu soyledi ve direk emzirmeye basladim bebegimi.. Bugun aksam 19.34de tam 1 haftalik olacak bebegim icin hepiniz dua edin. Ben de sizin bebekleriniz icin dua ediyorum. Hepiniz insallah saglikla bebeginizi kucaginiza alirsiniz. Sevgiler, Linda...

Read More

Övgün ve Can’ın Doğum Hikayesi – Normal Doğum

Posted by on May 24, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Günler sona yaklaştıkça oğlumu beklerken yaşadığım sabırsızlık her geçen gün artıyordu acaba nasıl başlayacaktı doğum? Dayanılmaz ağrılarla mı yoksa bir anda suyum mu gelecekti veya bu kadar gerçekleşmesini istediğim normal doğumu başaramayacak mıydım? Artık bir an önce herşey başlasın istiyordum derken 18 haziran sabahı saat 07:00da tuvalete kalktığımda nişanım geldi , o güne kadar sakin olan ve doğumun tüm aşamalarını aylardır okuyup ezberleyen ben bir anda paniğe kapıldım ve hemen eşime seslendim, aslında ne yapılacağını daha doğrusu sadece sakince bekleyeceğimi bildiğim halde dönüp tekrar kitaplara baktım, aynen şöyle yazıyordu ‘tebrikler doğumunuz en geç 48 saat içinde gerçekleşecek’ sonra sakinlestim ve beklemeye başladık.Eşim o gun işe gitmedi ve ne tesadüftür ki annem de tam o gün yola çıkmış geliyordu. Saatler geçtikçe durum yerini çok hafif kasılmalara bıraktı ve ben her saat başı soluğu tuvalette alıyordum bir nevi vücut kendi kendine lavman yapiyordu..Bu kasılmalar beni hiç yormuyordu ancak vakit geçtikçe karnımın gittikçe küçüldüğünü ve aşağıya indiğini çok net bir biçimde görüyordum. Ev içinde yürüyüşüm dahi zorlaşmıştı. Bu arada ben kasılmaların aralığını tutmak için surekli saate bakıyordum ..Oldukça düzensizdi ve saat başı 45 dk.de bir geliyordu. Kararlıydım kasılmalar 5-10 dk.da bir gelene kadar doktoruma haber vermeyecektim ancak yine de tedbir amaçli nişanımın geldiğini whatsuptan doktoruma bildirdim. Bu arada kendi kendime gerçekten doğum başladı sanırım diyordum ama hayal kırıklığı yaşamamak için de bunu kendime bile itiraf etmek istemedim sonucta bu şekilde hastaneye gidip henüz doğum başlamadı diye dönen çok insan vardı.. Saatler öğleden sonrayı gösterdiğinde annem geldi ve eşim beni anneme teslim ederek işe gitti daha doğrusu ben onu gönderdim.Annem beni görür görmez karnımın inmiş olduğunu hemen farketti ve ona heyecanlanmamasını ve nişanımın geldiğini kasılmaların da başladığını söyledim aslında doğum çoktan baslamıştı ve latent fazı rahat bir şekilde evde geçiriyordum. O güne kadar hiç azalmayan iştahım son gün tavan yaptı, evde ne var ne yoksa yedim hatta akşam olunca eşime dondurma aldırdım.O akşam son yogamı evde yaptım ve uyuyamayacağımı bildiğim halde hepimiz yattık.Her kasılma geldiğinde sadece nefes alarak karşılık veriyordum… Saatler sabahın 4ünü gösterdiğinde kasılmaların arası 5-10 dk.da bire düşmüştü ve şiddeti de artmaya başlamıştı sonra eşimi uyandırdım ve doktorumu arayacağımı söyledim, Herman Bey beni sanki akşamin 8inde arıyorum edasında bir ses tonuyla hastaneye gitmemizi ve doğumun başlayip başlamadığına bakılmasını istedi , çantalarımızı aldık yola çıktık sabahın 5 inde hastaneye giriş yaptık. Nöbetçi doktor açıklık kontrolü yaptı ve ilk defa bu muayeneyi o sırada oldum ; açıklık 3 cm , doğum başlamış hatta latent fazı geçmek üzereydim buraya kadar bu şekilde gelmiş olmanın sevincini yaşadım. Sonrasında kahvaltımı yaptım ve sabah 8 civarı Herman Bey geldi açıklık kontrolü yaptı açıklık 4-5 cmdi. Doktorum epidural almamı önerdi ancak ben pek istemedim çünkü buraya kadar herşey çok normaldi. Hemşirelerin ve doktorun tavsiyesiyle epidural takıldı ve benim moralim bir anda sıfırlandı ağlamaya başladım, bundan sonra hiç bir acıyı hissedemeyeceğim diye ağlıyordum kulağa çılgınca gelebilir, ancak hayatımda hiç doğum yapmadığım için de doğum planımı doktorumla konuşmaya cesaret edememiştim dayanabilirmiydim bilmiyorum dolayısıyla kendimi onlara teslim etmiş oldum. Epidural takıldıktan yarım saat sonra sancılar bir anda şiddetlenmeye başladı daha sonrasında da suni sancı verildiğini öğrendim , sabah saat 9dan sonra hep söyledikleri ‘zaman kavramı kalmayışı’ sanırım o saatlerde baslamış olsa gerek ki gerçekten o andan doğum anına kadar ben başka bir dünyada ve başka bir boyuttaydım. Epidural tutmamıştı ben tüm sancıları hissediyordum aslında istediğim buydu, uyusturulmuş doğum bana pek anlamlı gelmiyordu, yaklaşık 3 saat sonra ıkınma hissiyatı başladı açıklık 7-8 cm e ulaştıktan sonra epidurali ve suni sancıyı kestiler. Henüz ıkınmamam gerektiğini biliyordum, biraz da içgüdülerimle hareket ediyordum. Son 1 saat biraz zorlu geçti dayanamayacağım dediğim anda içimden bir ses az kaldı biraz daha dayan diyordu. Açıklık 9-10 cme ulaştığında...

Read More

Nadiye ve Nil’in Doğum Hikayesi – Doğal Doğum

Posted by on May 14, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Evet… Ben de artık anneyim. Meleğim 39+3 haftalıkken 03.03.2015 tarihinde saat 02.38 de dünyaya geldi. Aradan çok uzun zaman geçmeden, hazır o da mışıl mışıl uyuyorken ömrüm boyunca unutmamın mümkün olmadığı o muhteşem anları kaleme almak istedim. Ümit ederim ki okuyan birilerini korkularından uzaklaştırmaya da vesile olur bizim hikâyemiz. Öncelikle tüm gebeliğim boyunca hep hareketli olmaya ve iyi beslenmeye elimden geldiğince dikkat ettiğimi söyleyerek başlamak istiyorum. 13. haftadan itibaren düzenli olarak hamile yogası yapmaya başladım. Haftanın bir günü sevgili Zeynep’in Acıbadem derslerine katılırken bir günü de İstanbul Doğum Akademisi’nde yoga yaptım. Bir süre sonra kendime güvenim gelince bunlara ek olarak evde kendim de yapmaya başladım ki her geçen gün çok daha etkili sonuçlar aldım. Bulduğum her fırsatta da bolca yürüyüş yaptım. Her şey yolunda giderken ve artık doğumuma haftalar kala 38+3 de mecburi sebeplerle değişen sigortam yüzünden hekim değiştirmeye karar verdim. Bu durumun motivasyonumu bozmaması için kendime hep telkinde bulundum. Sonuçta doğal doğumdu hayalimdeki ve ben de bunun için bedenimi her şekilde hazırlamıştım. Kısa sürede de olsa kendime yeni hatta belki de daha iyi bir hekim bulabilirdim. Doulam sevgili Özge’nin tavsiyesi ile Acıbadem Kadıköy’den Doktor Harika Bodur ile tanışmamız işte böyle bir arayışla başladı. Kendisi beni gerçekten çok sıcak karşıladı ve bu ani değişikliğin beni yıpratmaması için uzun uzun rahatlatıcı konuştu. Ben de kendisine hayal ettiğim doğumun detaylarını içeren tercihlerimi yazılı olarak sundum. Her maddeyi dikkatle inceledi ve saygıyla da cevaplandırdı. Sonunda da imzalayarak o hastaneye gelene dek benimle ilgilenecek ekibe gerekirse göstermemi söyledi.  Aslında bir hafta öncesinde başladı doğum sancılarım kesik kesik ama çok üzerinde durmadan hayatıma devam ettim. Hatta birkaç işimi halletmek için tek başıma karşı yakayageçecek kadar cesaretli davrandım ama sonuç eşimin beni acilden toplaması oldu :) Karnım öyle kasılıyordu ve bebeğim o kadar sıra dışı hareket ediyordu ki doğum başladı diye düşünüyordum. İlk bulduğum acile kendimi zor atıp hemen bir NST çektirdim ve gerçekten de ağrılarım çok şiddetli çıktı. Ancak doğum değildi, hiçbir düzen yoktu ağrılarda. Takip edip dinlenmemi söyledi doktor ancak bu ağrılar giderek artarak hafta boyunca devam etti. Gebelik boyunca pek yaşamadığım uykusuzluk ve bel ağrısı her geçen gün arttı. Üstüne bir de grip olup boğaz enfeksiyonu yaşamayı da başardım.  Tüm bunlara rağmen yine de işlerimi yapmaya, son hazırlıkları tamamlamaya hatta evi temizlemeye devam ettim :) Doğumun olacağı günün sabahına ise gerçekten çok hasta ve bitkin uyandım. Gerçekten hissettim büyük günün o gün olduğunu. Öğlene kadar kendimi dinlendirip sonrasında evi süpürdüm, markete, postaneye gidip işleri hallettim ve her an sıklaşan ağrıların artık belimden bacaklarıma doğru vurmaya başladığını fark ettim. Hem çok bitkin hem de enerjik hissediyordum. Hayatımda hissetmediğim bir histi. Yerim de duramıyor kendime sürekli yeni işler çıkarıp oyalanıyor, ağrıları unutuyordum. Akşamüzeri eşimi arayıp eve biraz erken dönüp dönemeyeceğini sordum.  İlk tepkisi “Yoksa minik geliyor mu?” oldu heyecanla, ben de “Sanırım ama panik yapma sancı aralıkları sıklaştı ama emin olamıyorum” dedim. O gelene kadar ağrıları unutmak için mutfakta oyalandım, akşam için aldığım hamsileri yıkayıp aklımdan sancı kavramını silmeye çalıştım :) Sonrasında da güzel bir duş alıp bebeğimi, bedenimi ve en önemlisi zihnimi sıcak suyla dinginleştirdim. Bu arada sancılar iyiden iyiye vurmaya başladı. Eşim gelince o yemeği hazırlarken ben sancı aralıklarını kontrol etmeye başladım. Aman Allah’ım 10 dakikanın altına düşmeye başlamıştı bile! Hemen sevgili doulam Özge’ye ve fotoğrafçım Derya’ya hazırlıklı olmalarıiçin mesaj attım. Belki bu gece onları uykusuz bırakabilirdim :) Özge ağrı aralıklarını öğrenince miniğimin gelmeye başladığını söyledi, aralıkları not edip bir yandan da eşimin ayıkladığı balıkları biraz biraz da olsa yemeye çalışıyordum ki enerjim düşmesin ve uzun geceye dirayetim kalsın. Doğum dalgalarımın aralığının 5 dakikanın altına düşmeye başladığını görünce değerli doktorum Harika Bodur’a durumu bildirdim,o da hastaneye gidip bir kontrol ettirmemi söyledi. Ben bu arada gelen her dalgayı bol bol nefes alarak karşıladım. Pilatestopuma oturup yuvarlak çizerek kalçalarımı dinlendirmeye çalıştım. Eşim hastane çantalarımı arabaya indirirken hala emin değildi doğurduğuma ama ben biliyordum ki prensesim valizini eline almış çoktan yola düşmüştü :) Kadıköy...

Read More