Bebekle Hayat

Femilift

Posted by on Mar 15, 2016 in Bebekle Hayat, Blog | 0 comments

Geçtiğimiz günlerde sevgili Gül Sural’ın davetiyle Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Murat Emanetoğlu’nun muayenehanesinde blogger anneler ile bir araya geldik ve Femilift teknolojisini tanıma fırsatı bulduk. Benim için önemli bir konu, hamilelerimi normal doğuma hazırlamaya çalışıyorum. Ancak bazı zor (daha doğrusu gereken zamanın verilmediği, aceleye getirilen ve hızlandırırken zorlama yaşanan) doğumlar sonrasında bazı annelerde vajinal sarkmalar, idrar kaçırma gibi sıkıntılar görülebiliyor. Ayrıca tüm kadınları ilgilendiren HPV virüsünün sebep olduğu genital siğil tedavisi, vajinal kuruluk, vajinada asimetri ve renk değişimi gibi durumlarda Femilift lazer teknolojisi kullanılarak tedavi ediliyor. Dr.Emanetoğlu dünyada bir çok yerde uygulamaya başlanmış ve faydaları görülmüş olan bu lazer yöntemini Türkiye’de uygulamaya başlanmadan önce, 2 kadar uygulama sürecini ve sonuçlarını  gözlemlemiş ve sonrasında uygulamaya başlamış. Femilift’in özel bir teknoloj, olmasını sağlayan özellikleri şunlar: İdrar kaçırma, genital bölgedeki deformasyonları ve tekrarlayan vajinal enfeksiyoları, jinekolojik muayene gibi acısız ve hızlı bir yöntemle tedavi eden bir lazer teknolojisidir. Doğum sonrası süreçte, vajinal bölgedeki bozulan doku, pelvik taban direncini zayıflatabilir. Son teknoloji bir sistem olarak Femilift; vajinal dokuyu güçlendirip form kazandırarak tamamen iyileşme sağlar. Vajinal kuruluk, tekrarlayan enfeksiyonlar ve  idrar kaçırma, kadınların hem cinsel hem de sosyal hayatlarını sıkıntıya sokmaktadır. Femilift yöntemi ile yapılan genital estetik uygulamalar, sosyal hayatın kalitesini arttırmasının yanısıra cinsel hayatı da sağlıklı hale getirir. (Ek bilgi: Femilift 3-4 seanslık bir uygulama, tekrarlama ihtiyacı olması halinde Dr Murat Emanetoğlu ek seanslardan ücret talep etmiyor.) Bir önemli ekleme daha: Dr. Murat Emanetoğlu’ndan öğrendiğimiz kadarıyla HPV virüsü sadece el sıkışma yolu ile bile ciltten cilde geçebiliyor ve mutlaka 9 yaşından sonra aşısını yaptırmak gerekiyor. Detaylı bilgileri aşağıdaki görsellerden okuyabilir ve Dr.Emanetoğlu’na ulaşabilirsiniz.      ...

Read More

Disney’in Sihri

Posted by on Eyl 29, 2015 in Bebekle Hayat, Blog | 0 comments

Disney’i kim sevmez ki? Bebeğinden yaşlısına Disney karakterlerine sempati duymayan az insan vardır dünyada, ya da yoktur, illa ki birini seversin =) Nasıl bir yaratıcılık ki , bir minik fare karakterinden dünyanın en değerli eğlence markası olmuş. Hayran olmamak elde değil. Yaratıcılığın yanında müthiş bir pazarlama da var tabii. Disney sadece karakterleri ve filmleriyle değil, ürünleriyle de aşık etmiyor mu kendine? Hala Mickey’li tshirt, çanta vs. görünce gözleri parlayanlardanım ben mesela. Çocuğum olmadan önce de yurtdışına ne zaman gitsem Disney Store’dan çıkamazdım. Bu yaşımda oturur saatlerce çizgi filmlerini izleyebilirim. Geçtiğimiz hafta Disney’in yeni çizgi filmi Miles Yarının Ötesinde nin lansmanı için bir aradaydık. Prof.Dr.Üstün Dökmen’in keyifli anlatımıyla önemli bilgiler paylaştığı, Disney Türkiye ekibinin de genel stratejilerini, hedeflerini, Türkiye’de nasıl çalışmalar yaptıklarını, nelere önem verdiklerini dinleme fırsatı bulduğumuz bir toplantıydı. Ayşe günde en fazla 15-20 dakika televizyon izliyor. Şimdilik süresi bu kadar, zaten o da daha uzun kalmıyor, başından kalkıyor. Ipad için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, bizde allahtan yok. Olsa saatlerce başından kalkmaz çünkü istediği an değiştirebildiği için çok cazip geliyor ona. Bir videodan öbürüne geçip zaplamak en zevk aldığı şey. Anneanne, babaannede veya arkadaşlarımızın evinde bulduğu zaman elinden zor alıyoruz. Disney’in henüz çizgi filmlerine değil ama karakterlerine fazlasıyla hayran. Favorisi Minnie. Kitapları var Minnie, Daisy, Melody ve Milly’li, üst üste okumaktan bir ara bana fenalık gelmişti o derece =) Sonra Sofia’yla tanıştı onu da çok seviyor, tshirtü yıpranmıştı bir dönem giymekten =) Üstün Dökmen’den dinlediklerimizden benim için önemli noktalardan biri “kaliteli” çizgi filmlerin eğlenceli ve zararsız olduğu ancak faydasının yani içerdikleri değerlerin çocuğa izleme yoluyla öğretilemeyeceğiydi. Çocuk çizgi filmden doğruluk, dürüstlük, ahlak gibi değerleri direkt öğrenmez, birlikte izledikten sonra üzerinde tartışmalısınız, ya da gerçek hayatta yaşanan bir olayda çizgi filmi referans vermelisiniz dedi. Yani birebir iletişim her zaman en değerlisi olduğunu teyit etmiş olduk. Eğlenceyle eğitimi bir araya getirmenin de öğrenme düzeyini çok artırdığını da ekledi Üstün Hoca. Disney Türkiye Pazarlama Direktörü Armağan Milli de toplantıda Disney’in öncelikli hedeflerinden biri de tüm ailenin birlikte paylaşabileceği sihirli anlar yaratmak olduğunu, çünkü gerçek sihrin aile içinde paylaşımla, sohbetle ve oyuna dönüştüğünde ortaya çıkacağına inandığını belirtti. Bir de çok merak ettiğimiz, “çocuğumuza hangi çizgi filmi ne kadar izletmeliyiz” sorumuza “çocuğunuzu en iyi siz tanırsınız, onun neyi izleyip izleyemeyeceğine ebeveynleri olarak siz karar verirsiniz, birlikte izleyin ve karar verin” cevabını verdi. Süre için ben uzmanların önerilerini dikkate almaktan öte Ayşe’yi gözlemlediğimde 15-20 dakikadan fazla olunca yorulduğunu hissettiğim için böyle bir limit koydum, Disney yetkilileri de aynı şekilde zaman konusunda da en doğrusu ebeveyn kararıdır diyor. Dün ilk kez Disney Channel’da “Miles Yarının Ötesinde” yi de merak ettim. Disney’e ve çizgi filmlere Ayşe’den çok ben meraklıyım sanırım =)      ...

Read More

Süt gerçekleri

Posted by on Haz 8, 2015 in Bebekle Hayat | 0 comments

Geçtiğimiz hafta önem verdiğim bir konuda, süt konusunda bir toplantıya katıldım. Fikir Annesi’nin organizasyonunda Uzman Diyetisyen  Selahattin Dönmez’den süt gerçeklerini dinledik. Benim Uht sütle ilgili düşüncelerimi değiştirdi bu toplantı. Süt içmeyen Ayşe’ye bir de minik paket uht süt vermeyi deneyeceğim. Çünkü bana göre bazı uht sütler günlük sütten daha lezzetli. Ve çocukların o minik kutuları sevdiği bir gerçek :) Şimdi fayda açısından da aynı hatta bazı açılardan, örneğin B vitamini, daha iyi olduğunu öğrenince denemek kaçınılmaz oldu. Bir de açık çiğ sütü tercih etmeme kararım aynen devam ediyor. İşte toplantının notları: Süte uygulanan ısıl işlemler nelerdir? Pastorizasyon ve UHT nedir? Süt, mikroorganizmaların yaşaması ve gelişip çoğalması için çok uygun ortam oluşturmaktadır. Sütte bulunabilecek olası patojenik mikroorganizmaları yok edebilmek, besin değerini koruyabilmek için uluslararası normlarda kabul gören ısıl işlemler (pastörizasyon ve UHT) uygulanmaktadır. Ayrıca çiğ süte evde uygulanan kaynatma yöntemi de bir ısıl işlem sayılabilir. Pastörize süt, çiğ sütlerin, doğal ve biyolojik özelliklerine zarar vermeden patojen organizmanın tamamen, diğer organizmaların da büyük bir çoğunlukla yok edilmesini sağlayacak şekilde, özel tesis ve cihazlarda ısıtılıp soğutulmasıyla elde edilir. Değişik pastörizasyon uygulamaları olmakla birlikte, Türkiye’de genellikle 12–16 saniye süre ile 72–80°C’lik ısı uygulaması yapılmaktadır. Pastörize edilmiş sütlerin en önemli özelliği teknolojik işlemin hemen arkasından, taşınmada dahil olmak üzere soğuk zincir ihtiyacının varlığıdır. Satın alındığı yerde dahil olmak üzere evlerde de yine soğuk ortamlarda, buzdolabında bulunma zorunluluğudur. Bu sütlerin raf ömrü 3 ila 10 gün arasında değişmektedir. UHT işleminde süt, çok özel ve teknolojik koşullarda ısıl işlemden geçirilerek, aseptik (mikropsuz) şartlar altında steril ambalaj malzemesiyle paketlenir. Süt, özel düzeneklerde 135–150 ºC’de kısa sürede (2-6 saniye), ısıtılıp soğutulur. Bu sayede her türlü patojen mikroorganizmadan arındırılır, ve genellikle oda sıcaklığında açılmadığı veya ambalajı zarar görmediği koşullarda dört ay süresince bozulmaya karşı dayanıklılık gösteren normal tat ve kıvamda ve besin değeri oldukça iyi korunmuş süttür. UHT işlemi ardından süt 6 katmandan oluşan, sütün bozulmasında etkili olan hava ve ışıktan koruyan ambalajlara doldurulur. UHT sütler bu nedenle 4 ay boyunca paketlendiği günkü tazeliğini korur. UHT süt açıldıktan sonra buzdolabında muhafaza edilmeli ve 3 gün içinde tüketilmelidir.   Süte uygulanan bir diğer ısıl işlem ise genellikle evlerde, açıkta satılan çiğ sütlere uygulanan kaynatmadır. Kaynatma ile sütün içerisinde bulunan mikroorganizmaları ve toksinleri yok etmek için 15–20 dakika kadar ateş üzerinde ısıl işlem yapılması gerekmektedir. Bu yöntemde; kaynatma süresi ve ısısının yüksek oluşu, sürekli hava ile temasın olması sütün besin değerinde oluşan kayıpları da beraberinde getirmektedir. Özellikle protein, karbonhidrat ve yağ gibi sütün temel bileşenlerinde önemli değişiklikler görülmektedir. Ayrıca B1, B6, B12, folik asit ve askorbik asit (C vitamini) gibi vitaminlerde ortalama % 60–100 oranlarında kayıplar oluşabilmektedir (Kaynak: Altun, B., Besler, T., Ünal, S., Ankara’da Satılan Sütlerin Değerlendirilmesi. Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi. 2002 ; 11 (2): 45-55.)  UHT işlemi, sütün besin değerini etkiliyor mu? UHT işlemi sonucunda yağın, laktozun ve tuz minerallerinin besleyici özelliğinde bir değişme olmaz. Protein ve vitaminlerin yapılarında ise ufak değişimler meydana gelir. Süt kaliteli protein içeriği açısından öneminden öte, dengeli amino asit yapısına sahip olması açısından oldukça önemli bir besindir. İçinde çoğunlukla kazein daha az oranda whey proteinlerini de barındırır. UHT işleminde proteinin %20 sini oluşturan whey proteinler suda çözünürlük özelliğini kaybeder. Bu sadece çok hafif bir yapısal bir değişikliktir, sütün besin değerlerinde bir kayıp yaratmaz. Bugüne kadar spesifik olarak bu protein yapısındaki değişiklik ile hastalıklar arasında hastalıkların oluşumu ve gelişimini arttırdığı yönde bilimsel kanıta dayalı bir veri yoktur. Tam tersine alerjen etkiyi azaltacak olumlu etki yaratmasının avantaj olduğu biyokimya araştırmalarında kanıtlanmıştır. Vitaminler açısından bakıldığında, ısı ile işlemde süre uzadıkça amino asitlerden lizin ve B1, B6, Folik Asit, ve C vitaminlerinde kayıplar görülmektedir. Türkiye’de açık sütler ile ilgili yapılan bir araştırmada 10 dakikalık evde kaynatmanın B1, B2,...

Read More

Beslenmede ilk 1000 gün

Posted by on Nis 30, 2015 in Bebekle Hayat, Blog | 0 comments

Nutricia Anne Bebek Beslenmesi, sağlıklı bir hayat sürdürülmesinde kritik öneme sahip olan “İlk 1000 Gün Beslenmesi” hakkındaki farkındalığın artırılmasına katkıda bulunmak amacıyla biz anneleri Prof. Dr. Hilal Mocan ile buluşturdu. Kendisinin ismini çok duymuş, tanışmayı ve verecegi bilgileri size aktarmayi çok istiyordum.   İlk 6 ay sadece anne sütü  Prof. Dr. Hilal Mocan’ın anlattıklarından önemli birkaç nokta şöyle: “Yaşamın ilk yıllarındaki beslenme, bebeklerin fiziksel büyüme, bilişsel gelişim, bağışıklık sisteminin olgunlaşması ve sindirim sistemlerinin gelişmesi üzerinde çok önemli etkiye sahiptir. Gebeliğin ilk gününden başlayıp 2 yaşın sonuna kadar geçen 1000 günlük sürede, vücudun ve fonksiyonlarının hızlı bir şekilde büyümesi ve gelişmesi, bu süreçte özel beslenmeyi gerektirir. İlk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenip 2 yaşına kadar emzirmeye devam etmek, tamamlayıcı besinlere belli prensiplere göre geçmek, sağlıklı büyüme ve gelişmeyi sağladığı gibi, gelecekte oluşabilecek birçok sağlık sorununun da önlenmesini sağlar. Toplantıda bulunan Nutricia Anne Bebek Beslenmesi Medikal Direktörü Yalım Üner de, sağlıklı bebekler için annelerin bilinçlenmesinin önemine dikkat çekti ve bu doğrultuda blog yazarlarına çok önemli görevler düştüğünü söyledi. “İlk 2 yıl doğru beslenme 5 yaş altı ölümlerin 5’te 1’ini engeller” Sağlık Bakanlığı İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü Çocuk Ergen Kadın ve Üreme Sağlığı Hizmetleri Şubesi’nden Dilek Burbut da toplantıda şu mesajları paylaştı: “0-2 yaş arasındaki beslenme, bebeğin büyümesi,  gelişmesi, bağışıklık sistemi ve nörolojik sistemleri başta olmak üzere vücutta pek çok organı ve sistemi etkiler. Gebe kalındığı andaki bir hücre, üçüncü yılın sonunda 500 trilyon hücreye ulaşmaktadır. Üç yılın sonunda beyin gelişiminin yüzde 85’i tamamlanır. Bebek gelişmemiş bir sindirim sistemi ile doğar. Sindirim ve emilim kapasitesi ilk yılda gelişir. İlk 2 yıl doğru beslenme, 5 yaş altı ölümlerin 5’te 1’ini engeller. Doğru süre ve şekilde anne sütü verilmesi ölümlerin yüzde 13’ünü önler, uygun tamamlayıcı beslenme ile ek, yüzde 6’lık avantaj...

Read More

Karışık Tavuk

Posted by on Şub 9, 2014 in Bebekle Hayat | 0 comments

  Ayşe’nin çok sevdiği bir tavuk yemeğim var, yok yok içinde. Tarifi şöyle: 1 bütün tavuk (Orvital veya Yayla Türk marka, organik tavuk) 1 adet patates 1 adet havuç 1 sap pırasa 1 adet kereviz 1 adet kırmızı biber 1 adet kabak Birkaç parça brokoli Bir parmak kadar zencefil 3-4 diş sarmısak 1/2 demet maydonoz 1/2 demet dereotu Tavuğu yıkayıp içine biraz saplarıyla maydonoz ve dereotu tıkıp düdüklü tencereye koydum. Tüm sebzeleri küp küp üzerine doğradım. Sadece kırmızı biberi içini alıp ikiye bölüp koydum ki pişince kabuğu kolayca ayrılsın. Sonra doğradım onu da. Pırasa, maydonoz, dereotu ve zencefili ince ince kıydım ki boğazına takılmasın. 1-1,5 bardak kadar su ekledim. Sonrasında suyunu kullanmak isterseniz daha fazla su konabilir. Ben tavuk ya da et suyuyla tarhana yaptığımda Ayşe yemiyor, ekşi mi oluyor, lezzeti mi karışıyor anlamadım. O yüzden çok sulu yapmıyorum. Hepsini 1 saat düdüklüde pişirdim. Ilınınca tavuğu yavasça çıkarttım, sebzeleri kaplara böldüm. (Tupperware buzluk kapları hem BPA’sız hem de tam bebek porsiyonlarına uygun, hem de buzlanma yapmıyor) Tavuğu kemiklerinden ayırıp küçük küçük doğradım, tüm bölümlerini birbirine karıştırdım ve sebzelerin üzerine ekledim. Afiyet olsun. Miniklerin iştahı bol...

Read More

Ayşe’nin Favori Omleti

Posted by on Şub 5, 2014 in Bebekle Hayat | 0 comments

Ayşe’nin Favori Omleti

Sabah kahvaltısı en sevdiği öğün Ayşe’nin. Nam nam nam yapa yapa yiyor =) Her sabah 1 kibrit kutusu kadar tuzsuz peynir, 1 yumurta sarısı, 1 tatlı kaşığı ceviz, 1 dilim ekmeği var. Peynir olarak ya tuzsuz lor ya da keçi ezineyi 1 saat ılık suda bekleterek veriyorum. Bazen biraz labne de ekliyorum loru kolay yedirebilmek için. İHE’nin organik tam buğday ekmeğini kızartıyorum ve asidi çok az olan zeytinyağına bana bana veriyorum. Yumurtayı bazen haşlıyorum, çoğu zaman omlet yapıyorum. Bugün kırmızı biberli omlet yaptım çok güzel oldu. Tarifi şöyle: Kırmızı biberli omlet 1 yumurta sarısı 1/4 topan kırmızı biber 1 yemek kaşığı tuzsuz lor peyniri 1 avuç maydonoz-dereotu karışımı Zeytinyağı Degirmen karabiber Fotoğraf internetten alınmıştır. Kırmızı biberin kabuklarını soyup minik minik doğradım. Zeytinyagında çevirdim. Yumurta sarısı, lor, maydonoz ve dereotunu bir kasede karıştırdım ve biberlerin üstüne ekledim. Piştikten sonra üzerine biraz karabiber ekledim. Yanına da 1 portakalın suyunu sıktım. Harika bir kahvaltı...

Read More