Blog

Hamilelik, hamile yogası, doğum, emzirme, bebek bakımı, bebek beslenmesi, bebekle hayat, markalar, ürünler, tavsiyeler

Pakolino Mayıs Sürprizi

Posted by on May 15, 2016 in Blog, Marka | 0 comments

Bu ay Pakolino aktivite kutusu yine çok eğlenceli. Hem de sürprizli! Anneler Günü’ne özel anne&çocuk isimli, boyama yapılabilen aşçı önlüğü var ilk pakette. Bizim gibi mutfakta birlikte zaman geçirmeyi sevenler için birebir. Ayşe çok sevdi hemen giydi ve cacık yaptı :) İkinci pakette hamur tablo var, onu henüz yapmadık sona sakladık. Bu pakette tuz hamuru malzemeleri var. Oklava  ile bu hamur açıp, şekil veriliyor. Ayşe istediği gibi süsleyip, tasarladıktan sonra ben pişireceğim ve boyamaya hazır hale gelecek. Renkli guaj boya ve simlerle son dokunuşları yapıp, ip ile asılabilir bir tablo hazırlayacağız, bakalım tasarımımız nasıl olacak. İnstagram’dan paylaşacağız :) Üçüncü pakette Ayşe’nin hiç sıkılmadan oynadığı hem de hafızayı güçlendiren kartlar var. Bir seti boyamalı bir seti stickerlı. Hem eğlenceli hem öğretici. En az yarım saat dikkati dağılmadan oynuyor.   Bu ayın temasını ‘Her Çocuk Ispanak Sevmez’ yemek kitabı yazarı sevgili arkadaşım Yasemin Üstay ile birlikte hazırlamışlar. Zaten tariflerine bayılıyorum. “Daha fazlasını keşfet” dergisinde Yasemin’in sürpriz bir tarifi var, Ayşe’yle yapacağız ve yine Instagram’dan paylaşacağız. Bir de bu aya özel bir sürpriz indirimimiz var size. Anne&çocuk keyifli aktivite saatleri yapmanız için, tüm malzemeleri hazır Pakolino aktivite kutularına harika bir indirimle üye olabileceksiniz. İster 1 ay, ister daha uzun süre. Hemen almak için buraya tıklayabilirsiniz. Keyifli oyunlar, sevgiler...

Read More

Dyson Pure Cool Hava Temizleyici

Posted by on May 13, 2016 in Blog, Marka | 0 comments

Dyson Pure Cool hava temizleyiciyi denemem ve yorumlamam için gönderdikleri hafta Ayşe yine öksürüyordu. Kış boyunca okuldan aldığı virusler, üşütme vs. sebepleriyle sık sık öksürük, bronşiolit, krup oldu. Bunlar teşhis edildi ve doktorunun önerdiği tedaviyle toparladı. Bu sefer belli zamanlarda (parka gidince, halı üstünde oynarken ve genelde klasik uykuda tetiklenen bir öksürük vardı. Burun akıntısı şeffaftı. Ara ara oluyordu. Doktoru virütik bir durum göremeyince, gribal bir durum da olmayınca alerjik olabilir dedi ve odasındaki peluşları, yastıkları, tüy ve toz olabilecek herşeyi kaldırttı. Salondaki (ve evdeki tek) halıyı da kaldırdım. Uzun tüylü bir halımız var, düzenli silinip süpürülse de derinlemesine temizletme yaptırmadım ne zamandır. Doktoruna evde hava temizleyici makina olduğunu, faydası olup olamayacağını da sordum. “Odasında çalıştır, uyurken en kısık modda çalışmaya devam etsin, çok etkili olur. Havada uçuşan göremediğimiz polen, toz ne varsa gider. Doğalgaz gelmeden önce İstanbul’da hava kirliliği tavan yaptığında ben de almış, annelere de aldırmıştım, çok farketmişti. Şimdi de alerjik çocuklar çok arttı, kullan etkisini görürsün” dedi. Ki gerçekten ilk akşamdan farketti. Yatmadan önce odasında değilken 4.seviyede çalıştırdım, yatırdıktan sonra 1’e aldım. Vantilatör gibi bir esintisi de var çünkü, havalar ısınamadığı için o serinlik fazla geldi ama yaz için ideal olur. Bir akşam misafirlerimiz vardı ve salonda sigara içildi, evdeki kapıları kapattığımız için içeri duman koku gitmiyor zaten ama salonun havasını hissedilir derecede temizledi, kokuyu hafifletti. Sigara içilen evlerde zaten bir hava temizleyici şart zaten. Dyson çok eski ve güvenilir bir marka. El kurutma makinalarindan tanıyor olabilirsiniz, AVM’lerde ve havalimanlarında “temiz havayla kurutur” diye belirtir. Bu çok önemli bir özellik. Ben makineden çok memnun kaldım. Bir hafta daha kullanıp alıp almamaya karar vereceğim. Evin havasını değiştirdiği kesin. Ferahlık hissi veriyor. Oldukça sessiz. Ayşe’yi uyandırmıyorsa gerçekten sessizdir :) Dönerek temiz havayı her yere dağıtıyor. Ben tasarımını da çok beğendim. İnce ve uzun, çok yer kaplamıyor. Dyson Pure Cool’u detaylarıyla tanımak isterseniz markadan gelen bilgileri de aşağıda paylaşıyorum: Dyson 360° Glass HEPA Filtre ile 0.1 mikron boyutundaki alerjenleri ve zararlı ultra ince partikülleri dahi % 99.95 hapseder. Ama aynı zamanda çok da sessiz. Bazı partiküller, çok ince sıvı partiküller halinde ya da yoğunlaşarak atmosferde asılı kalır. Onları soluduğumuz zaman akciğerlerimizin üstünde kümelenirler. Kalp krizine, cilt yaşlanmasına ve felce sebep olabilmektedirler. Daha küçük, gözle görülmeyen zararlı ultra ince partiküller de vardır. Akciğerlerin içine doğru küçük kümeler halinde ve gaz değişim bölgelerinde seyahat ederler. Kan dolaşım sisteminin içine girebilecek kadar küçüktürler. Dyson 360° Glass HEPA Filtre havada bulunan 0.1 mikron boyutundaki alerjenleri ve zararlı ultra ince partikülleri (bakteri, polen, alerjen, toz ve kokular gibi) dahi % 99.95 hapsederek soluduğunuz havayı çok daha kaliteli ve sağlıklı bir hale getirir. Dyson Pure Cool™ son derece sessizdir. Sadece Dyson PureCool™, Quiet Mark tarafından onaylanmıştır. Hava temizlerken sesini fark etmezsiniz. Cihaz çalışır moddaykenyatak odanızda dinlenebilirsiniz. Özellikle sıcak gecelerde klima çalıştırma ve cam açmaktan kurtulursunuz. Uyku Modugece boyunca hava temizliği için tasarlanmıştır. (*Dyson Pure Cool™, Quiet Mark tarafından ödüllendirilmiş tek hava temizleyicidir.’ Dyson Pure Cool™ hem havayı temizler hem de Air Multiplier™ teknolojisi ile serinletir. Çift fonksiyonlu, tek makine Dyson Pure Cool™ sene boyunca odadaki havayı temizlerken, ihtiyaç duyduğunuzda serinlik sağlayan tek makinedir.Serinlemeye ve odanızda temiz havaya ihtiyaç duyduğunuzda, 4-10 arası ayarlar genel serinlik, uzun mesafeli hava akımı ve aynı zamanda temiz hava sirkülasyonu sağlar. Sadece Dyson Pure Cool™ havayı bütün odaya eşit olarak dağıtır. Alışılmış hava temizleyicileri havayı eşit olarak dağıtmazlar, havayı tavana doğru yayarlar. Sadece Dyson Pure Cool™ AirMultiplier™ teknolojisi ile diğer hava temizleyicilere göre, uzun menzilli mesafelerde bütün oda boyunca daha temiz hava sirkülasyonu sağlar. http://www.zeyneplehamileyogasi.com/wp-content/uploads/2016/05/video2-copy.mp4  ...

Read More

Antebies

Posted by on Nis 13, 2016 in Blog, Marka | 0 comments

“Gelin bir kalp, bir gülüş paylaşalım” diyor tatlı Antebies bebekleri. Genç, gözleri pırıl pırıl parlayan iki kadın, ve tasarımcı olan Valeri ve Vera tasarım eğitimlerini, geleneksel el sanatlarına olan hayranlıklarını, organiğe olan inançlarını ve etraflarına daha iyi bir hayat için umut verme isteklerini birleştirmiş ve bir markada buluşturmuşlar. Çok yetenekli, fakat imkanı olmayan bir grup kadın ile beraber sevgi ve becerileriini birleştirmiş ve Antebies markasını yaratmışlar. Antebies bebekleri, iç çamaşırları ve pijamaları 3-8 yaş kız çocuklarına hitap ediyor. “Bir oyuncak bebeğin basit bir oyuncaktan daha fazlası olduğuduna inanıyoruz: O oyun vakti en yakın dostumuz, uyurken koruyucumuz, yaratıcılığımızın tetikleyicisi ve sorumluluğumuzun başlangıcıdır. Bu nedenle markamızın ana ürünü olarak bebeklerimizi tasarladık.” diyorlar. Daha sonra bunlara takım iç çamaşırı ve pijama koleksyonu eklenmiş. Koleksiyonu zamanla büyütmeyi hedefliyorlar. Antebies’i daha yakından tanımak isterseniz hikayelerini anlatan çok tatlı bir videoları var. Ürünlerini de websitelerinden inceleyebilirsiniz. Ayşe Antebies bebeğine bayıldı. Çamaşırlar da yumuşacık. Yazlık elbiseler de yoldaymış, ona da ayrı sevindim. Yaz sıcaklarında böyle yumuşak kumaşlı terletmeyen elbiseler hayat kurtarıyor. İzmir’de olanlar için 15 Nisan’da Mariposa Mağazası’na Bahara Merhaba Partisi’nde Mariposa’ya özel ürettikleri koleksiyonlarını tanıtacaklar. İstanbul’da olanlar için Antebies 16-17 Nisan’da Souq Karaköy’de olacak. Hem ürünlere göz atmak hem de markanın yaratıcıları tatlı kuzenlerle tanışmak için harika bir fırsat, ben de birkaç saatliğine orada olacağım =) Bebeklerin el emeği olması, bu emeğin ihtiyacı olan kadınlara gelir sağlaması çok çok değerli. Böyle projeler desteklenmeli. Ben de en kısa sürede bu proje dahilinde, o ihtiyacı olan kadınların çocukları için faydalı birşeyler yapmayı çok istiyorum. Umarım bir dahaki Antebies yazım o güzel haberi vermek için olacak…...

Read More

Pakolino Aktivite Kutusu

Posted by on Nis 12, 2016 in Blog, Marka | 0 comments

Çocuklara verebileceğimiz en güzel hediye onlarla paylaştığımız güzel dakikalar, birlikte gülmek, eğlenmek, yaratmak… Öyle değil mi? Biz hem çalışan, hem eviyle ilgilenen, hem de çocuklarıyla güzel zaman geçirmek için elinden geleni yapan anneleriz. Herşeyi aynı anda yapmaya çalışırken bir de yaratıcı aktiviteler de bulmamız gerekiyor. Evde çok çeşitli malzemelerle, hatta kağıt havlu rulosu, pet şişe kapakları, yiyecek kutuları gibi geri dönüşüme uygun atıklarla bile çocuklara çok yaratıcı aktiviteler yapmak mümkün. Örneklerini görünce çok beğeniyor, hevesleniyor ve yapmak istiyorum ama maalesef çoğu zaman beceremiyorum. Ya ortaya çıkan tam istediğim gibi olmuyor, ya bir malzeme eksik kalıyor onu tamamlayana kadar zaman geçiyor, ya da Ayşe’nin ilgisini çekmiyor. Neyse ki benim gibi çocuğuna aktivite yaratmakta zorlanan bir anne bir girişimde bulunmuş ve annelerin hayatını kolaylaştırmak için hazır aktivite kutuları yaratmış: Pakolino Aktivite Kutuları. Tüm malzemeleri anne titizliğiyle, tam olarak düşünülmüş ve ayrı ayrı paketlenmiş, aktivitenin nasıl yapılacağı adım adım anlatılan bu kutu sayesinde kısa zamanda birden fazla aktivite yapabiliyor ve gerçekten çok eğleniyoruz. Pakolino 3-7 yaş çocukları için uygun. Aktivitelerin etaplarında çocuk 3-4 yaşındaysa bunu sizin yardımınızla yapabilir, 5-7 yaş arası kendi yapabilir gibi notlar var. Mart kutusunda konu kuşlardı. İçindeki iki aktiviteyi Evim dergisi Nisan sayısı için yaptık, yaparken de çok keyif aldık. Fotoğraflarımızdan da belli oluyordur tahminim =) Detaylarına Evim Nisan sayısından ulaşabilirsiniz. (Fotoğraflar: Bilge Can Gürer) Nisan kutusu ise yeni geldi ve Ayşe kapıda kutuyu görür görmez açıp yapmaya başladı. Yağmur ormanları konulu bu kutudan ilk çıkan pakette yağmur sesi çıkartan çok tatlı bir yağmur çubuğu var. Yapması da çok eğlenceli, boncukları tek tek kutuya atarken minicik parmakları yiyesim geldi. Ayrıca Ayşe sticker yapıştırmaya bayılır. Bu aktivite bol stickerlı. Sonunda çıkarttığı ses de çok güzel. Mini videomuzdan görebilirsiniz: PAKOLINO VIDEO Zıplayan kurbağalarsa çok çok çok eğlenceli. Kurbağaları fırlatacak bir düzenek yapılıyor. Hazırlığı ayrı keyifli, o kurbağaları zıplatmak ve havuza denk getirmeye çalışmak ayrı keyifli. Ben Ayşe’den çok eğlenmiş olabilirim =)  Üçüncü pakette de bu kimin patisi oyunu var. Yere serilen oyun halısını da, üzerindeki patileri de biz hazırlıyoruz. Halı üzerine konan pati figürleri de boyayla yapılıyor. İçinde boyama, eşleştirme, aynı zamanda fiziksel aktivite de olunca bu paket her yönden çocukları tatmin ediyor. Pakolino’da Nisan ayı 23 Nisan dolayısıyla çok özel sürprizlerle dolu. Mesela 1 kutu alana 1 kutu hediye veya 3 aylık üye olursanız özel bir indiriminiz var veya ilk kutu 59 TL yerine 29 TL gibi. Ama en özeli ihtiyaç sahibi çocukları da düşünen, onları da mutlu eden bir sürpriz: Pakolino bu ay Açev, Toçev ve Kaçuv çocuklarına bir sürü kutu hediye ediyor ve onlarla buluşarak birlikte aktiviteleri de yapıyor. Detaylara Pakolino websitesinden...

Read More

Femilift

Posted by on Mar 15, 2016 in Bebekle Hayat, Blog | 0 comments

Geçtiğimiz günlerde sevgili Gül Sural’ın davetiyle Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Murat Emanetoğlu’nun muayenehanesinde blogger anneler ile bir araya geldik ve Femilift teknolojisini tanıma fırsatı bulduk. Benim için önemli bir konu, hamilelerimi normal doğuma hazırlamaya çalışıyorum. Ancak bazı zor (daha doğrusu gereken zamanın verilmediği, aceleye getirilen ve hızlandırırken zorlama yaşanan) doğumlar sonrasında bazı annelerde vajinal sarkmalar, idrar kaçırma gibi sıkıntılar görülebiliyor. Ayrıca tüm kadınları ilgilendiren HPV virüsünün sebep olduğu genital siğil tedavisi, vajinal kuruluk, vajinada asimetri ve renk değişimi gibi durumlarda Femilift lazer teknolojisi kullanılarak tedavi ediliyor. Dr.Emanetoğlu dünyada bir çok yerde uygulamaya başlanmış ve faydaları görülmüş olan bu lazer yöntemini Türkiye’de uygulamaya başlanmadan önce, 2 kadar uygulama sürecini ve sonuçlarını  gözlemlemiş ve sonrasında uygulamaya başlamış. Femilift’in özel bir teknoloj, olmasını sağlayan özellikleri şunlar: İdrar kaçırma, genital bölgedeki deformasyonları ve tekrarlayan vajinal enfeksiyoları, jinekolojik muayene gibi acısız ve hızlı bir yöntemle tedavi eden bir lazer teknolojisidir. Doğum sonrası süreçte, vajinal bölgedeki bozulan doku, pelvik taban direncini zayıflatabilir. Son teknoloji bir sistem olarak Femilift; vajinal dokuyu güçlendirip form kazandırarak tamamen iyileşme sağlar. Vajinal kuruluk, tekrarlayan enfeksiyonlar ve  idrar kaçırma, kadınların hem cinsel hem de sosyal hayatlarını sıkıntıya sokmaktadır. Femilift yöntemi ile yapılan genital estetik uygulamalar, sosyal hayatın kalitesini arttırmasının yanısıra cinsel hayatı da sağlıklı hale getirir. (Ek bilgi: Femilift 3-4 seanslık bir uygulama, tekrarlama ihtiyacı olması halinde Dr Murat Emanetoğlu ek seanslardan ücret talep etmiyor.) Bir önemli ekleme daha: Dr. Murat Emanetoğlu’ndan öğrendiğimiz kadarıyla HPV virüsü sadece el sıkışma yolu ile bile ciltten cilde geçebiliyor ve mutlaka 9 yaşından sonra aşısını yaptırmak gerekiyor. Detaylı bilgileri aşağıdaki görsellerden okuyabilir ve Dr.Emanetoğlu’na ulaşabilirsiniz.      ...

Read More

Seçil ve Güneş’in Doğum Hikayesi – SSVD (Sezeryan Sonrası Vajinal Doğum)

Posted by on Şub 9, 2016 in Blog, Hamilelik | 0 comments

Merhaba, ben Seçil Yüceaktaş. Ateş ve Güneş’in annesi, Ali’nin eşiyim. Oğlum Ateş’i Mart 2010 da 40+2’de sezaryenle kucağıma aldım. Sezaryen olma sebebim gebeliğimin 40 haftayı geçmiş olmasıydı. Bunun bir sezaryen sebebi olmadığını öğrendiğimde artık çok geçti. Yine de epidural sezaryen olduğum ve oğlumu doğar doğmaz koklayabildiğim ve o harika dakikalara şahit olabildiğim için mutluyum. Üzerinden 5 yıl geçtikten sonra kızım Güneş’e hamile olduğumu öğrendiğimde yine aynı heyecanı yaşarken bu kez daha bilinçli ve doğumuna sahip çıkan bir anne olmaya karar verdim.İkinci kez anne olma serüvenine başlarken öncelikle sezaryen sonrası vajinal doğumu (ssvd) destekleyecek bir doktor bulmak gerekiyordu. Bunun hiç de kolay olmadığını birkaç doktor gezdikten sonra anladım. Ssvd yi desteklediğini söyleyen A plus bir hastanenin profesör bir doktoru ile yolumuza devam etme kararı aldık. Ancak sonradan anladık ki‘ A plus bir hastanede hastalar isteklerine karşılık bulamıyorlar’ denmesin diye ssvd isteğimizi kabul etmiş sayın doktorumuz. Hamileliğim boyunca tüm kontrollerimde ssvd konusunda beni desteklediği izlenimini uyandırsa da, 37. hafta kontrolümde birden ‘38. Haftanın sonunda gelmezse sezaryene alırım, zaten hiç aşağı inmemiş kanala da girmemiş girecek gibi de gözükmüyor bir sonraki kontrolde ameliyat günü verelim hatta istersen ameliyat gününü şimdi verelim çünkü ben seni bekliyorum, tatilimi de senin 38. haftana göre ayarladım deyiverdi. Sağ olsun doktorumuz çok düşünceliydi ama sanırım kızım kendi doğumunu doktorumuzun tatiline göre ayarlamamıştı maalesef. Yaşadığım paniği ve doktor konusundaki hayal kırıklığımı anlatamam. 37. haftamda doktorsuz kalmıştım. O gece sabaha kadar uyumadım ağladım. Bir an önce karar vermem gerekiyordu. Doğuma sayılı günler kala doktorumun beni oyalamış, hatta kandırmış olduğu gerçeği fazlasıyla korkutucuydu ama ben yapmam gereken şeyi açıkça görebiliyordum. Aylar süren hazırlıklar sonunda hem zihinsel hem de bedensel olarak kendimi normal doğuma hazırlamıştım ve aynı motivayonla da devam edecektim. Sezaryen doğum yeniden kaderim olmayacaktı. Tabi bu kararı verirken sevgili Ebe Arzu Çulha’dan aldığım doğuma hazırlık eğitimi, okuduğum kitaplar ve ssvd ile ilgili yaptığım araştırmalar bana ışık tuttu. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle sevgili doktorumuz Tamer Sözen ile tanıştık. Kendisi samimiyetiyle bize güven verdi. 37. Haftada bir ssvd adayını kabul etti. Herşeyden önemlisi oluşabilecek riskleri korkutmadan sade bir dille anlattı, yakın takiple istersek 42. haftaya kadar bile bekleyebileceğimizi söyledi. Bunu bir doktordan duymanın rahatlığı ile artık hem vücudumun hem beynimin hazır olduğunu hissettim. O an itibariyle doktorum ‘sezaryen doğum olmak zorunda’ dese de farketmezdi çünkü sezaryen sebebim doktorun tatil planları olmayacaktı artık. İhtiyacım olan iki kelimeymiş meğer ‘herşey yolunda’. Ben neredeyse emindim herşeyin yolunda olduğuna ve bundan sonra olacağına ama buna sadece benim inanmam yetmiyormuş. Bu bir ekip işiymiş gerçekten. Destekçilerden biri yan çizince denge bozuluyormuş. Şimdi ekip tamamdı. Ben, eşim, ebem, doktorum ve tabii son kararı verecek olan başrol kahramanı kızım. Huzurlu bir şekilde beklemeye başladık. Herşey çoktan hazırdı; kızımın odası hastane çantam, süsler, hediyelikler… Arada sırada kızımın odasına gidip ona, doğunca odasında nasıl vakit geçireceğimizi anlatır, gel artık seni çok özledik, herşeyimizle hazırız seni bekliyoruz derdim. Bu arada son güne kadar sevgili Zeynep Gözübüyük’ten öğrendiğim yoga egzersizlerini yapıyor, zamanımı bol bol yürüyerek ve yüzerek evdeki zamanımı da pilates topunun üstünde geçiriyordum. Artık evde benim koltuğum pilates topuydu. Havaların çok sıcak olması ve bazı geceler uyuyamamam dışında herşey tam hayal ettiğim gibi gidiyordu. Uyku sorunumu da kadife sesli ebem Arzu Çulha’nın kaydettiği derin gevşeme telkiniyle meditasyon yaparak çözüyordum. Bütün hamileliğim boyunca hem gevşemek hem de bebeğimle bağ kurmak için bu teknik çok işime yaradı. haftanın sonuna geldiğimizde neredeyse her gün ‘kızım bugün doğar mı acaba?’ diye aklımdan geçiriyor, nazlı kızımla sürekli konuşup, ona güven vermeye çalışıyordum. Bana güvenebilirdi, herkes, her şey hazırdı. Ben de ona güveniyordum. Ve bütün bu davetlerimin karşılıksız kalmayacağını anladığım o sabah geldi çattı. Her zamanki gibi gece uyumakta zorlanmıştım. Hem sıcaktan hem de sanki heyecandan. Hissetmişim demek...

Read More