Hamilelik&Doğum

Tuğçe ve Arya Ela’nın Doğum Hikayesi –  Sezeryan Doğum

Posted by on May 6, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Minik Sarı Kızım Varlığını 9 Mayıs’ta öğrendiğim günden beri ayaklarım hiç yere basmadı. Sürekli bir heyecan vardı içimde.. Seni hissetmeye başlamak ise tarifsiz bir duygu.. Kucağıma alacağım günü sabırsızlıkla bekliyordum. Önce ayları, sonra haftaları ve artık günleri saymaya başlamıştık. Yılbaşında gelirsin diye büyük bir heyecan yapmıştım. Hava soğuk buz gibi bir Ocak ayı yaşadık. Kar yağdı okullar tatil oldu. Kar yerini sağanak yağmura bıraktı. Öyle soğuk öyle bir kış oldu ki beni panik sarmıştı. Ve tam da bu soğukta ben grip oldum. Hayatımın en zor ve stresli haftasını yaşadım. Bir de ev ve hastane arası çok uzak olduğu için her ihtimali her detayımızı önceden düşünmüştüm. Önce hastalığı yendim ve sonra senin için hazırlıklarımızı tamamladım. 38. Hafta kontrolümüzde her şey yolunda gidiyordu. Normal doğum olacağı için senin gelmeni bekliyorduk. Günler geçti 39. Hafta kontrolümüz yine süperdi ve senin geleceğinden şüphe etmeye başlamıştık. Ve 40. Hafta geldiğinde 12 Ocak Pazartesi günü senin hiç hareketini hissetmedim. Ne bir tekme ne bir dönme. Hiçbir işaret yoktu senden. Hemen babanı aradım. Koşa koşa geldi ve acile gittik. Acil doktoru suyumun azaldığını ve ertesi günü kendi doktoruma gitmemi söyledi. Hemen kendi doktorumu aradım ve salı günü rutin kontrolümüz olduğunu hatırlatarak beni sakinleştirdi, yarın görüşürüz dedi. Babanla sakin sakin evin yolunu tuttuk. O gece anneannen ile yatmak istedim. Babanı gönderdik kanepeye.. Sabaha karşı 4 gibi regli sancısını anımsatan bir sancı ile uyandım. Kasıklarımda derin bir ağrı.. Kuyruk sokumumda derin bir baskı.. Bir sağa bir sola döndüm uyku mümkün değil. Saat 5 olduğunda yine tam dönerken bir anda suyum geldi. Önce anlamadım anlayamadım. Koşa koşa tuvalete gittim. Ama engel olamıyordum. Sonra anneannene koştum anne suyum geldi ne yapacağız şimdi? Sancılar başlamıştı. Annem sanki 2 çocuk doğurmamış gibi ne yapacağını şaşırdı. Bir süre sonra babanı uyandırdık haydi gidiyoruz hastaneye.. Evin içerisinde yaklaşık bir saate yakın sancıların sıklaşmasını bekledik. Saat 6 gibi evden çıktık. Maslak’tan Avcılar’a tam 32 dakika sürdü. Panik olduğum nasıl yetişiriz diye düşündüğüm o yol bomboştu. Hastaneye girdik, hemen doğum katına çıktık. Nöbetçi ebe ve doktor ile görüştükten sonra nst ölçümü yapıldı. Odamıza yerleştiğimiz için daha rahat hareket edebiliyordum. Sancılarım sıklaşmaya başlamıştı ve inanılmaz bir ağrım vardı. Ve bu sırada ilk aklıma gelen yoga dersleri ve açılma hareketleri. Sakince yoga müziğini açtım. Önce nefes hareketleri – sanırım hayatımı kurtardı-  , sonra yoga hareketleri yaklaşık 2 saate yakın bu şekilde devam ettik. Saat 8 de ebemiz geldi. Doğumhanenin tüm soğukluğu yüzüme çarptı. Çatı muayenesinde hala suyum gelmeye devam ediyordu. Ama benim evde de dikkatimi çekmişti ebe de emin olmak için tekrar baktığında “Kaka”nı yaptığını farketti. Ve suyum pis geliyordu. Açılma henüz çok azdı. Beklemek beklememek, ya zehirlenirsen, ya normal doğum..Kafamda deli sorular dönüp duruyordu. Ebe, doktor amcan, ben ve babanla birlikte mantıklı olana “Acil Sezeryan’a” karar verdik. Saat 10’da ameliyathanenin içine göz yaşları içinde gönderdi beni baban.. Normal doğuma o kadar hazır olmama ve saatlerde sancı çekmeme rağmen sen bir an önce gelmek istedin. Epidural doğum sorduklarında hayır genel anestezi istiyorum dedim. Çünkü kalbim dayanamazdı o heyecana. 13 Ocak 2015 saat 10.05’te dünyaya gözlerini açtın. Seni hemen yıkayıp küveze almışlar. Kakanı yaptığın için 1-2 saat küvezde kalman gerekti. Evet; Seni hemen kucağıma alamadım. Hemen emziremedim. Hemen koklayamadım. 1 saat sonra ameliyathanede gözlerimi açtığımda ilk seni sordum. İyi olduğunu ve çok çirkin bir kız olduğunu söylediler. Sonra kime benzediğini sormuşum ve kaç kilo doğduğunu.. Annelik sanırım böyle bir şey.. İlk andan itibaren seni düşünmek.. Ameliyathane çıkışında baban bekliyordu beni.. Sanırım biraz ağlamış.. Bense gülerek çıktım. Korktuğum gibi narkoz sıkıntı yaratmamıştı. Sarıldı bana herşey yolundaydı. Odamıza çıktık seni 12 gibi getirdiler yanıma. Baktım baktım uzun uzun baktım sana. Melek olmalısın. Bir mucize olmalısın. Allah’ın bir Lutfü olmalısın. Emzirdim saatlerce kucağımdan bırakmadım seni.Koynumdan almalarına izin vermedim. 9 aylık bir yolculuktu bizimkisi.. Şimdi yıllar...

read more

Nebahat ve Defne’nin Doğum Hikayesi – Normal Doğum

Posted by on May 5, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Şuanda minik kızım memede tatlı tatlı karnını doyuruyor, arka planda hamileliğim boyunca yoga derslerinde dinlediğim en rahatlatıcı müzik.. Bu anın keyfi ve duygu yoğunluğu tarif edilemez. Bundan tam 3 ay önce bebeğim henüz karnımdayken birileri anne olmanın ne demek olduğunu anlatsa mümkün değil anlamaz, bu hissiyatı tahmin bile edemezmişim.. Evet, yaklaşık 3 ay önce Defneciğimin halen gelmemiş olmasına şaşırıp sabırsızlandığımız bir gün ailecek yürüyüşe çıktık.. Hatta evimize ve hastanemize biraz daha uzak mesafe olan Yeşilköy sahiline giderken içimden bir ses uzaklaşmayalım dedi ve geri dönüp Küçükcekmece gölünün etrafında yürümeye karar verdik..Defnenin gelmemesine şaşırmamız 40 haftanın dolmasından değildi, çünkü henüz 39 haftalıktı ancak 33. Haftadan itibaren kendisi hep aşağıdaydı ve doktorumuz sürekli erken doğum riskinden bahsediyordu.Sonra haftaları sayar olduk, 35 i görelim, bir 37 olsak diye dua ettik, hatta ilaç kullandık derken kızım 39+3 te dünyaya gözlerini açtı.. Bu arada işten de bir hafta erken ayrıldım  dinlenmem gerekiyordu ama Zeyneple hamile yogası derslerine gitmekten hiç vazgeçmedim.. Son haftalarda eşim beni Halkalıdan Fulyaya derse götürüyordu, uzak da olsa derslere gitmeyi ihmal etmiyordum, çünkü yoga bebeğime ve bana inanılmaz iyi geliyordu, sanki her ders beni normal doğuma biraz daha yaklaştırıyordu ve güçlendiriyordu..o güne tekrar dönecek olursam güzel bir pazar günü göl kenarında yürüyüşümüzü yaptık, gazetemizi okuduk keyifli keyifli eve döndük. Annemin nefis yemeklerini yedikten sonra yorgun bir şekilde kendimi koltuğa atayım derken bir anda ıslaklık hissettim,” eyvah altıma kaçırdım” diye çığlık atıp odadan kaçtım:) tuvalete gittiğimde bunun daha farklı birşey olduğunu anladım, çok fazlaydı çünkü. Hemen eşimi yanıma çağırdım annelere çaktırmadan, ikisi de panik olmaya çok elverişli insanlar:) Doktorumuzu aradık, bir daha olursa hastaneye geçin dedi, neyseki hastane de yürüyerek 5 dk mesafede, içimiz rahat.. Bir 10 dakika sonra yine aynı ıslaklığı hissettim derken üçüncü dördüncü kez üstümü değiştim artık suyumun geldiği kesindi ve durduramıyordum.. Annelere durumu izah edip onları evde kalmalarına zorla ikna edip eşyalarımızı ve pilates topumuzu alıp evden çıktık.. Doğumda sadece eşimin olmasını istedim, nitekim öyle de oldu. Hastanede beni yenidoğum katında bir odaya aldılar.Sonra hemşireler geldi ve serum ile antibiyotik vereceklerini söylediler, tabi bu hiç hayal ettiğim bir durum değildi. Ben topumla müziğimle özgürce yoga yapacağımı düşünüyordum. Ancak suyum geldiği için enfeksiyon riskine karşın  antibiyotik gerekiyomuş, olası sezeryan durumu için de yemeği kesip serum takviyesi almam gerektiğini söylediler.. Her ne kadar içim elvermese de doktoruma güvendiğim için kabul ettim.. Serumdan önce eşimle yemek sipariş edip, geceyarısı afiyetle yedik..O gece ikimiz de çok heyecanlıydık, artık benim sancılarımın gelmesini bekliyorduk ve miniğimize kavuşmak için sabırsızlanıyorduk. Bütün gece bekledik bekledik, ama tık yok, benim ağrı eşiğim çok yüksektir, gece de bir şey hissetmeden mışıl mışıl uyumuşum. Sabah doktorum geldiğinde maalesef rahimde açılmanın ilerlemediğini ve 24 saat dolmadan bebeği alması gerektiği için suni sancı vereceğini söyledi..başta istemedim, ancak bebeğime sağlıkla kavuşabilmek için yine doktorum ne derse tamam dedim. Serum ile sancı almaya başladığımda moralim çok bozuldu, sezeryana gideceğimi düşünmeye başladım, o an çok kötü hissettim gerçekten ve bu olumsuz düşüncelerden hemen arınmak için müziğimi açıp nefes egzersizlerini yapmaya başladım.. Yavaş yavaş sancılar artmaya başladı, eşim sancı geldikçe elimi tutarak, sarılarak bana destek olmaya çalışıyordu, gerçekten de dokunmak çok iyi hissettiriyordu ve ağrılarla başetmemi sağlıyordu. Sabah saat 10 gibi suni sancı bağlandı, 11:30 gibi doktorum kontrole geldiğinde rahmin açıldığını ve acilen doğumhaneye inmemiz gerektiğini söyledi! Eşimle sevinçten havalara uçtuk, artık kızımızın gelmesine dakikalar kalmıştı! Ebe ve bir grup hemşire ile doğumhaneye indik, benim sancılarım giderek sıklaşıp artıyordu,...

read more

ASLI NİSAN ve NEHİR MİLENA’NIN DOĞUM HİKAYESİ – Normal Doğum

Posted by on May 4, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Bir süredir derslerin yoğunluğundan doğum hikayelerine ara vermek zorunda kalmıştım. Anneler Günü haftasında her gün bir doğum hikayesine yer vermek istiyorum. Annelik kutsal, kavuşmalar mucize. İsteyen her kadın yaşasın. Nisan’la Milena’nın hikayesi de harika… Son kontrolümde bebeğimin hala aşağı inmemesine rağmen hızla kilo aldığını ve böyle giderse 4 kiloyu geçebileceğini öğrendiğimde moralim biraz bozulmuştu. Ultrasonda kilo ölçümünde 500 gr’a kadar yanılma payı vardı ve yediklerime dikkat edip, booll yürüyüş yaparak hem bebeğin fazla kilo almasının önüne geçilebilir hem de aşağıya inmesini sağlayarak doğumu başlatabilirdim. Doktorum: ‘’sezeryanı düşünmek için çok erken, şimdiden düşünme, sen normal doğurursun, güveniyorum ben sana’’ demiş olsa ve sezeryan için kendimi önceden hazırlamış olsamda ümidimi kesmeden, annemle birlikte her gün, günde 4-5 saat yürümeye ve yediklerime çok dikkat etmeye başladım. Havaların çok kötü olması, daha önceden yürüyüş yapmama engel olmuştu ama bu sefer ne kar ne de soğuk hava engel olamayacaktı bana. Annemle her gün kendimizi farklı bir AVM’de bulduk. AVM’de olmanın diğer bir avantajı da bebek mağazalarına girerek moral bulmaktı ne de olsa… ​Nitekim  yürüyüşler etkisini bir şekilde göstermeye başlamış ve 5 gün sonra nişan gelmişti.. Eşimle kendimizi hemen hastanede bulduk ama nst sonuçlarıyla beraber, bebeğin hala aşağıya inmediğini, suyumun gelmediğini ve doğumun daha başlamadığını öğrenerek, sekreterlerle bugün de doğurmuyorum diye şakalaşarak hastaneden ayrıldık. Eşim bu duruma biraz bozulmuş, ‘yine boş yere geldik’ diyordu.. Ama bebeğimiz doğmak istemiyordu.. Ve ben o gün de Avm turuma devam ettim..  ​26 Şubat, sabah 4’te krampla uyandım. Son zamanlarda bu uyanmalar çok sıklamıştı. Yataktan kalkarken hafif bir sancı geldi. Lavaboya gittiğimde kanamam olduğunu fark ettim ve saate bakıp, sancı saatini not aldım. Bir sonraki sancı 30 dakika sonra biraz daha şiddetli olarak geldi ve yogada öğrendiğim hareketler ile sancıyı atlatıp, saati not aldım. 3. Sancı 17 dakika sonra geldiğinde başım da dönmeye başladı . Tansiyonumun düştüğünü düşünerek, yatağa döndüm ve eşimi uyandırarak acıktığımı söyledim. 11 dakika sonra bir sancı daha geldi.Eşime hala doğumun başladığına ihtimal vermediğimi ama isterse hastaneye gitmemizi söyledim. Bir ihtimal bile olsa bunlar gerçek doğum sancısıysa çok çabuk sıklaştığını ve şiddeti artan lakin aralıkları azalan bu sancılarla arabada seyahat edemeyeceğimi  söylemem üzerine hazırlanmaya başladık. Kapıya gelip, ayakkabılarımızı giymiştik ki ‘’bunlar gerçek sancı değil, bu kadar düzensiz olamazlar acaba bu saatte gitmesek mi, sabah gideriz’’ diyordum hala. Eşimin bir sancı daha gelirse gideriz demesiyle, kapı koluna tutunarak yere çömelmem bir oldu. Bu seferki sancı çok daha şiddetli ve kısa sürede gelmiş, sancı süresi de uzamıştı. Saate baktığımda 7 dakika olmuştu.Hastaneye gitmemiz 14 dakikamızı almış ve 3 sancı daha atlatmıştım. Gecenin karanlığında,  yolun ışıklarına bakarken gelen sancıyla birlikte bilincimi dış dünyaya kapatıyor; sancılar geçtiğindeyse eşimle şakalaşıp, gülüyordum. ​Hastaneye geldiğimizde -gülmemden benim doğuracağımı başta anlamasalarda- tekerlekli sandalyeyi kabul etmeyerek, yürüyerek gittim doktorun odasına. Bu arada bir sancı daha gelmişti. Sancı geldiği anda bir yere tutunup, derin derin nefes alarak zihnimi boşaltıyor, sancı geçtiği anda ise eşimle gülüşmeye devam ediyordum. ​Kontrol odasındaki asık yüzlü doktor doğumun başladığını, 3cm açıklık olduğunu, suyumun geldiğini söylediğinde; ben ‘ama başlamış olamaz’ derken, eşim de inanmakta zorluk çekiyordu. Bana göre suyum gelmemişti ve o gün doğum yapmayacağıma emindim hala. Hayalimde: sancılar başladığında önce sıcak bir duş almak, bir şeyler yemek ve uzun uzun yoga yapmak vardı ne de olsa. Hem daha uyuyacak, dinlenecek ve birkaç gün sonra doğuracaktım, çok uykum vardı şimdi.  Bu şaşkınlığıma, doktorun, hastanede doğum katında oda yok, nereye gitmeyi planlıyorsunuz sorusuyla yeni bir şaşkınlık daha eklendi. Şaka yaptığını düşünsem de doktorun ciddi olduğunu anladığımda sinirlenerek: ‘’biz acıbadem sigortalıyız, daha önceden  araştırdım, bu hastanede doğum yapacağım belliydi. O zaman bize 3. Kattan bir oda ayarlasınlar, orası da doluysa başka bir kattan ayarlasınlar, ben burada doğum yapacağım, doktorum burada’’ dedim. Ciddi olduğumu gören doktor...

read more

Gonca ve Derin’in Doğum Hikayesi – Normal Doğum

Posted by on Oca 29, 2015 in Hamilelik | 0 comments

12 Mart sabahı hamile olduğumu öğrendim ve o andan itibaren tüm hayatım değişti. Artık kendimden çok bebeğimi düşünüyordum. Ona zarar verecek hiçbirşey yemedim, içmedim ve yapmadım. Mide bulantılarının başlamasıyla hayatım çekilmez bir hal aldı. Sosyal hayatım yok denecek kadar azalmıştı, ancak çalışmayı bırakmadım. 4. ay itibariyle hamilelik çok keyifli bir hal almıştı. Sürekli okuyor, araştırıyordum. Daha 20li haftalarda doğum yapacağım hastaneyi araştırmaya başlamıştım. Acıbadem Fulya’da doğum yapanların yorumlarını okurken İstanbul doğum akademisiyle tanıştım. Web sitesinden yayınladıkları tüm makaleleri okudum, videoları izledim. Artık doğal doğum fikri oturmuştu kafamda, fakat doğumda yapmam gerekenlerle ilgili endişelerim vardı. Yanımda bana ne yapmam gerektiğini söylecek ve destek olacak kişilere ihtiyacım olacaktı. Keşkesiz bir doğum istiyordum. Kurslara katılmamız gerekiyordu. Başlangıçta eşim katılmayı reddetti. Onu ikna etmem bir ayımı aldı. Önce internetten videoları izleyip uygularız demişti, fakat sonra izleyerek olamayacağını anladı. Nihayet 32. Haftamda keşkesiz doğuma hazırlık kursuna katıldık. 2 gün süren yoğun bir kurstu. Kafamdaki soru işaretleri ortadan kalkmıştı. Artık ne yapmam, nasıl davranmam gerektiğini biliyordum. Kendime güvenim artmıştı. Eşim açısından daha iyi oldu. Mutlaka bir ekiple çalışmamız gerektiğini o da anladı. Doğumda ebe istiyorum dediğimde, ne gerek var demişti. Kursun bitiminde Serbil ebeyle kendisi diyaloğa geçti. Bu arada yoga derslerine katılıyordum. Nefes egzersizlerini hergün tekrar ediyor, hergün düzenli yürüyordum. Çok keyifli geçen hamileliğimin son haftalarında bebeğim fazla kilo almadı. Görünürde bir sorun yoktu. Doktorumuz NST istedi.Sonucu görünce, bir düşüş yaşandığını tekrar çekirmemi istedi. O gün hemen dönüyorum diye evden çıktığımda saatler sonra ancak eve dönebildim. Ağrı geldiğinde yine bir düşüş yaşanmıştı. Herkes panik oldu ve beni apar topar sezeryana almak istediler. O esnada hemen doktorumu arayıp durumu bildirdim. Hastaneden çıkmama izin vermediler. Doktorumun telefonda bazı istekleri olmuştu. Beni önce normal ultrasona daha sonra da ayrıntılı ultrasona aldılar. Hiçbir sorun görünmedi. Ama neden böyle bir şey olmuştu? Tekrar tekrar NST çekildi. Nihayet her şey normal çıktığında hastaneden çıkışıma izin verdiler. Dosdoğru doktorumuzun yanına gittik. Kendisi de kontrol etti bebeğimizi. Herşey normal görünüyordu, ancak son haftalardaki durumu ve NST deki düşüşü göz önüne alınca beni hastaneye yatırmak istediğini ve gözlem altında tutmak istediğini söyledi. Bana önce suni sancı verip bebeğin buna dayanıp dayanmayacağını kontrol edeceğini eğer sorun olmazsa doğumu başlatacağını olası bir düşüşte ise sezeryana alacağını söyledi. Gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı sezeryanı duyar duymaz. Baştan beri hep doğal doğuma hazırlanmıştık. Sezeryan aklımın ucundan bile geçmemişti. Bu durum acil sezeryanı gerektiriyordu ama ben kabullenmek istemedim. Hastaneye yatmaya karar verdik yalnız tarih konusuna takılmıştı eşim. Doktorun istediği tarih 13 Kasımdı. Herşey çok hızlı ilerliyordu. Kendimi bu duruma hazırlamak için biraz zamana ihtiyacım vardı. 14 Kasım sabahı hastanede buluşmak üzere ayrıldık oradan. O gece erkenden uyuyup dinlenmek istiyordum. Ne de olsa ertesi gün çok yorulacaktım. Evdeki hazırlıklarımızı tamamladık. Bavulum artık hazırdı. Miniğimi karşılamaya hazırdık artık. Beklenen an gelmişti ama ben böyle hayal etmemiştim. Doktorumuzun her zaman söylediği bir şey vardı: Doğumda her an her şeye hazırlıklı olmak lazım. Kötü olan ben sezeryana hiç hazır değilmişim. Sözkonusu olan bebeğimin sağlıklı bir şekilde doğması olsa da bu durum daha sonrasında beni çok üzecekti. O gece bebeğimle konuştum. Bana doğal yolla gelen bebeğimi doğal yolla doğurmak istiyordum. Doğumun kendiliğinden başlaması nasıl olacaktı? Bunu merak ediyordum. Önce dalga mı, nişan mı yoksa suyum mu gelecekti? Suni sancı ile doğum yapmak nasıl bir şeydi? Kafamda bu sorularla bebeğime yalvardım kendiliğinden gelmesi için. Bir yandan da aynada kendime bakıyordum. Hamileliğimin son gecesiydi. Bana güzel ve...

read more

İpek ve Ata’nın Doğum Hikayesi – Normal Doğum

Posted by on Oca 26, 2015 in Hamilelik | 0 comments

İpek ve Ata’nın Doğum Hikayesi – Normal Doğum 39+2. Günümde güzel bir Pazar sabahına uyanmıştık, bu güzel hava boş geçmemeli diyerek, kahvaltıdan sonra annem ve eşimle Yeniköy sahile inip kısa bir yürüyüş keyfi yaptık. O gün herşey normaldi, kendimi oldukça iyi hissediyordum. Akşam evde otururken birden vücudum beni yogaya davet etti ve eşimi bırakıp odama çıktım, müzik, ışık, koku, özenli bir ortamdan sonra yogaya başladım. Nefes egzersizlerinde bebeğimin yanına gittim ve ilk defa ona hazır olduğumu, artık gelebileceğini, herzaman onunla olacağımı söyledim, sevdim onu… Sonra Zeynep’in öğrettiği yoga hareketlerimi yapmaya başladım sonlara geldiğimde hafiften suyumun geldiğini hissettim, emin olamadım. Gevşeme bölümünü de bitirdikten sonra ayağa kalktığımda doğumumun başlamış olduğunu farkettim. Eşime söyledikten sonra o toparlanırken duşumu aldım hazırlandım. Beklediğimden daha sakindim. Serpil Ebe, doktorum İbrahim Bildirici ve fotoğrafçım Esra Hanım’a da haber vererek hastanede buluşmak üzere yola çıktık :) Muayene edildim ve kasılmalarım olmadığından dolayı rahim ağzından ilaç verildi. 11 ocak akşam 11 gibi dalgalarım başlamıştı. Gece 3 te muayene edildiğimde 2cm açılmamın olduğu söylendi. Sabah 11 e kadar şiddetli dalgalarım vardı, yatağa uzanıp dinlenemedim ama Zeynep’in gösterdiği birçok hareket ile dalgaları en hafifletici şekilde karşıladım. Doktor tekrar geldiğinde artık doğuma gideceğime inanıyordum fakat açılmanın hala 2 cm olduğunu duyunca kendime olan güvenim, doktoruma olan inancım bitmişti. Ağlayarak sezeryana girmek istediğimi söyledim. Artık dayanamıyordum. Doktorum, Serpil Ebe ve kahramanım eşim biraz daha dayanmam konusunda ikna ettiler. Akşam üzeri kontrolde açılmam 3 cm di ve doktorum henüz verilmemesi önerildiği halde dayanamadığım için ve normal doğum yapabilecek gücü bulabilmem için bana epidural verdi. O biraz rahatlatmıştı beni. Epiduralin tek taraflı olduğunu çok geçmeden farkettim ve çıkarıp tekrar taktılar. İkinci epiduralden sonra açılmam 5 6 cm olmuştu, canım eşim ve serpil ebe ile doğum sürecine girmiştik :) Dalgaları eşimin kucağında, boynunda karşılarken Serpil ebenin mucizevi ellerini vucudumda sürekli hissediyordum. Bir kere gördüğüm birinin yanında rahat edemem diye düşünmeyin, öyle anlar oluyorki iyi ki varmış diyorsunuz. Serpil Hanım olarak başlamış olduğumuz doğum maceramıza sancılar arttıkça Serpiiiiiil diye devam ettik :) Doğum sonrasında yüzünü okşayıp “iyi ki varsın iyi kii varsın” dediğimi hatırlıyorum :) Doktorum 13 Ocak gece 1 gibi gelip kontrol etti, odada birkaç ıkınmadan sonra başının çıkmak üzere olduğunu dokunmak isteyip istemediğimi sordu. Başına dokundum bebeğimin. Odada doğurabileceğimi söyledi ancak ben istemedim. Doğumhaneye götürdüler ve birkaç ıkınmadan sonra bebeğimi kucağıma aldım. Doğum boyunca eşim ve Serpil hep yanımdaydı bir an olsun yalnız bırakmadılar, destekleriyle beni ayakta tuttular. Son 1 saati kesik kesik hatırlıyorum sanırım doğumistana gittim o ara :) Hep bebeğimin yüzü vardı gözümün önünde. Sancılarda ona sarılıyordum, şarkılar söylüyordum. Gerçekten de söylüyormuşum eşim şaşkın bir şekilde ağrı çekerken melodi mırıldanıp gülümsüyordun dedi :) Parça parça kesitlerde doktorumun doğumhanede Marc Anthony çaldığını arada gidip hadi sana şu müziği açayım dediğini, güler yüzünü hatırlıyorum. “İşte bu mucizevi birşey” diyerek bebeği alışını hatırlıyorum. Günümüzde bu kadar çok doğum yaptırıp doğumun mucizevi olduğunu dile getiren nadir doktorlardandır diye düşünüyorum. Epizyotomi yapılmadı. Küçük sıyrıklar birkaç dikişle ayağa kalktım. Bebişleri kucağından indirmeyen eşim Ata’mız ilk muayenesinde seninle olsun elinden tut dediğimde “tutamam çok küçük” diye ağladı :) Babalık fazlaca şaşkınlık yaratmıştı benim güçlü kocamda :) Ne kadar zorlu bir doğum olsa da Ata’mı kucağıma aldığımda herşey bitmişti, bütün acılar. Tam hayalindeki gibiydi Ata’m… Hamilelikle başlayan doğum süreci hayatımızdaki en özel anımız. Bu özel anımıza renk katacak, mutluluk getirecek güçlü meleklerimiz olmalı. Küçücük tereddüt yaşadığınız doktor doula varsa...

read more

Mine ve Arel’in Doğum Hikayesi – Sezeryan sonrası normal doğum

Posted by on Oca 12, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Sezeryan sonrası normal doğum mümkün. İşte size harika bir örnek doğum hikayesi. Çok tatlı, çok duygulu, çok güçlü bir annenin, sevgili arkadaşım Mine’nin lokum oğlu Arel’idünyaya getirme hikayesi. Hep pozitif bakar Mine hayata. Bizlere de bulaştırır üstelik. Her yazısıyla ruhuma dokunur. Doğum hikayesi de hem çok duygulandırdı beni, hem de birçok “acaba”ya cevap olacağı için sevindirdi. Siz de yapabilirsiniz, yeter ki isteyin ve inanın. Sözü Mine’ye bırakıyorum. Efsunlu Efsane Efsunlu bir başlangıçtı annelik hikayem tıpkı her annenin olduğu gibi… Kavuşmak, ruhuna sarmak, beklemek, gün saymak, acemiliğine yenik düşmek.. Hepsi içinde bir sihri barındırır da sen orada değilmiş gibi uzaktan izlersin olanı biteni yaşadığını hissettiğini. Efsun’lu rüyam ile başlayan annelik maceram bu sefer kendim için yeni bir varoluşu gerçekleştirecekti. Efsun bilmediğim yollardan çıkıp gelmişti. O yollarda acemi bir annenin hisleri ışık olmuştu. Hep acemi idik hayata da çok bildiğimiz doğrular bizi hayat yolunda bazen şaşırtırdı. Hele mevzu annelik ise… Doktorumun gözlerinde hayalimi görmüştüm. İlk konuşmamızda 5 yıl önce gerçekleştiremediğim doğal doğum isteğimin ateşi o gün atılmıştı. Biliyordum, istiyordum ve hayal ediyordum. Sürekli araştırıyor, bedenimi ve zihnimi hazırlamak için pozitif hikayeler okuyor, dinliyordum. İkinci kez anne olmanın keyfini doya doya yaşıyordum. Hamile olduğunuzu hissettiğiniz andan itibaren hep o sihirli anı hayal edersiniz kavuştuğunuz, kokusunu duyduğunuz o ilk an…O anın merakı, endişesi, kaygısı hiç dinmez yüreğinizden ve günler hep kavuşmaya doğru akar gider. Efsun rüyam ise, Arel hayalimin gerçekleştiği bir anda gelmeliydi. Ve ben o ana doğru emin adımlarla yürümeliydim. Hiçbir engeli kabul etmiyordu kalbim. Doktorum şartları söylemişti; az kilo, bol hareket, bebeğin doğru şekilde gelmesi, dikiş yerinin (sezaryen kesisi) incelmemiş olması, sakin ve kararlı olmam. İlk adım 4 kilo almam ile tamamlanmıştı tüm hamileliğimi 4 kilo ile sürdürmüş doktorumun huzuru ile 3,250 gr. doğum ağırlığı olan bir bebekle endişesiz ve sağlıkla tamamlamıştım. Tabi az kilo derken bunu mu kastetmişti bilmiyorum:) 38.hafta da her gün işe gidiyor, oradan oraya koşturuyordum hamile olduğumu bile hissetmiyordum. Hatta her akşam kızımla yoga yapıyor birlikte kardeşinin kalp atışlarını dinliyor, O nu beklediğimizi söylüyorduk. İkinci adım da bol hareket ve zihinsel destekle gerçekleşiyordu. Tüm hamileliğim boyunca tabi yıllardır süren beslenme tarzımın da katkısı ile hiç ilaç kullanmamıştım. Vücudum sinyalleri doğru takip ediyordu. 32.haftada dönüp yerine oturan bir bebeğim vardı yolu seçiyor beni çağırıyordu. Her gün yoga yaparken Ona hikayeler anlatıyordum elimi bırakmadan sımsıkı sarıyordum, birlikte başaracağımızı fısıldıyordum. Doktorum sona yaklaşırken dikiş yerimin uygun olduğu sinyalini vermişti. Çevreden gelen birçok ses vardı sezaryen sonrası yapamazsın, zor, hiç duymadık. Sesler içimden geçip gidiyordu ben kalbimi dinliyordum ve efsanem içimde sabret diyordu… Ve bir gece ansızın….Uyuyorum, uykumdan uyandım hafif bir ıslaklık terledim sanırım dedim aslında hava o kadar sıcak değildi. Ayağa kalkmam ile yürüme mesafem arasında her yer ıslanıp duruyordu bu gelen suyumuzdu. Şaşırmıştım hatta titremeye başlamış yatağa girmiştim ancak artık geri dönüş yoktu, Arel yola çıkmıştı. Efsun’u uyandırdım rüyasına fısıldadım kardeşin geliyor. Hep birlikte gecenin birinde yola düşmüştük şarkılar söyleyerek gittik hastaneye ve yürüyerek girdim kontrol odasına. Ebe açıklığı kontrol etmişti sanırım en acı çekilesi noktası da orası idi. Artık beklemek düşüyordu bize sabırla ve özlemle…. Ben sabırlı biri hiç olamadım hep acele idi işlerim. Ve beni bekletmeyen oğlum 38.haftada merhaba demek istemişti bana. O gece sabaha kadar sabırla ve umutla bekledim. Güneş odama doğduğunda yeni bir gün olacaktı biliyordum. Tüm gece sancı ile geçmişti yanımda uyuyan annem ve efsane babaya hiç seslenmemiştim nerden bilebilirdi ki oğlunun kordonunu keseceğini…Sesimi sadece Arel duymuştu....

read more

Selin ve Ela’nın Doğum Hikayesi – Normal Doğum

Posted by on Ara 21, 2014 in Hamilelik | 0 comments

Doğum hikayeleri devam ediyor, bugün hem eski işimde birlikte çalıştığım, beni yogada tesadüfen bulan ve hamileliği boyunca birlikte hamile yogası yaptığımız sevgili Selin’in normal doğum hikayesi var. Zamanı gelip doğmayan bir bebeğiniz olursa sezeryandan önce böyle bir alternatif olduğunu unutmayın. Benim doğumum aslında her ne kadar doğal bir doğum olsa da bir o kadar doğal olmayan bir doğum oldu :) Maalesef ölümüne yürüyüş, hurma yemek, pilates topu üzerinde zıplamak gibi her türlü taktiği denememe rağmen sevgili Ela dünyaya gelme konusunda biraz tembel davrandı. Doktorun terminolojisiyle Ela “miladını doldurdu” ve ne yazık ki 40 + 6 günde hala karnımda kalma konusunda ısrarcıydı. Kilosu da 4 kiloya doğru yaklaşıyordu, ben de normal doğuramayacağım diye endişe ediyordum. Bunun üzerine doktorum İbrahim Sözen ile 16 Haziran günü yani 40 + 6. günde hastanede buluşmak üzere sözleştik. 15 Haziran gecesine kadar Ela kendiliğinden gelsin diye dua ettim ancak ne yazık ki 16 Haziran sabahında hala “tık” yoktu. Doktora söz verdiğimiz üzere sabah 08:00’da Liv Hospital’a yatışımı yaptık. Artık normal ya da sezaryen bir şekilde Ela doğacaktı. Doktorumu seçerken çok araştırmıştım ve özellikle normal/doğal doğum konusunda hassas olan ve bana son dakikada bir bahane yaratıp sezaryeni diretmeyecek bir doktor istiyordum. Dayım sayesinde İbrahim hocayı buldum. Hakikaten de İbrahim hoca benim kadar inatçı çıktı. Onun yerinde başka doktor olsa beni çoktan sezaryene almıştı. İbrahim hoca beni indüksiyon yöntemiyle doğurtmayı planladı. 16 Haziran sabahı öncellikle doğum katının baş hemşiresi vajinal yoldan Cytotec diye bir fitil uyguladı. Normalde bu fitil 3-4 saat içerisinde açılmayı sağlayacaktı ancak maalesef fitil düzgün bir şekilde erimediği için saat 11:00 gibi doktorum geldiğinde bende hiçbir değişiklik yoktu. Bunun üzerine doktorum bir şans daha tanıdı ve ikinci fitili yerleştirdi. Birinci fitil ve ikinci fitilin erimesiyle birlikte doğum süreci bir nebze başlamış oldu çünkü açılma başladı ve bununla birlikte sancılanma da hafif hafif başladı. Önce 1 santimetre ile başladık sonra 2 saat sonra 3 santimetreye çıktık, sonra uzun bir süre sonra 4 santimetre olmuştu. İbrahim hoca “bu hızla gidersek sabaha kadar buradayız” dedi. Onun için suni sancıyı vermeye karar verdi. 3 santimetredeyken epidüral için aneztezi ekibi gelmişti, tüm düzeni kurmuşlardı ancak epidürali 4 santimetre de vermeye başladılar. Bu andan itibaren işte gerçek anlamda benim için çok uzun ve zor bir süreç başladı. Doktorum ayrıca süreci hızlandırmak için suyumu da patlattı. Hayatımda yaşadığım en enteresan andı, benden nerdeyse bir havuzu dolduracak kadar su geldi. Bütün oda sırılsıklam oldu. Gerçekten çok garip bir duyguydu. Suni sancı ile sancılarım nerdeyse 2 dakikada bire düştü. Bu süreçte odayı karartmalarını istedim. Odada baştan beri yanımda olan eşim Cenkay, kız kardeşim Deniz ve annem vardı. Zamanla etrafımdakiler değişti, arkadaşlarım Çağla, Sibel geldiler. Eşim bana yürürken eşlik etti, yogada öğrendiğim hareketleri yaparken bana yardımcı oldu, bol bol masaj yaptı. Acı artmaya başladıkça eşimin işi zorlaşmaya başladı çünkü en çok ondan destek almak istiyordum. Onu hakikaten takdir ettim, yeniden aşık oldum. Çok iyi bir baba olacak kesin. Hastane bana bir ebe atamıştı ama acı arttıkça benim ebeye olan tahammülüm azalıyordu. Dula olayına girmedim çünkü tanımadığım birinin bana yardımcı olacağını düşünmüyordum. Çok da doğru bir karar almışım çünkü yanımda hep en yakınlarımın olmasını istedim, hastanenin ebesini bile istemedim. Çocukluk arkadaşlarımdan Azra’nın desteği çok büyük oldu. Onun iki tane oğlu var ve her ikisini de aynen benim gibi doğurdu yani müdahale edilerek dolayısıyla tecrübesi çok fazlaydı ve bana çok yardımcı oldu. Bir de ailemizin fotoğrafçısı...

read more

Yeliz ve Sare Yaz’ın Doğum Hikayesi – Doğal Doğum

Posted by on Kas 27, 2014 in Hamilelik | 0 comments

Yoga derslerimde sürekli normal doğumu anlatıyorum, kendi doğumumu örnek gösteriyorum, hamilelerime haklarını hatırlatıyorum, hareketler ve nefesler öğretiyorum. Bunun yanında artık sitenin blog bölümünde benim doğal doğum hikayemin yanı sıra Zeynep’le Hamile Yogası’ na katılan hamilelerimin doğum hikayelerini paylaşacağım. Farklı farklı doğumlardan örnekler olsun ki doğum öncesi hamilelerim bilgilensin, deneyimlerden faydalansın, doğumlarına destek olsun istiyorum. İlk hikayemiz Yeliz ve Sare Yaz’ın harika doğal doğum hikayesi. Okuyun, siz de yapabilirsiniz buna inanın. İçinizde bu güç var, yeter ki bedeninize ve bebeğinize güvenin, doğum için çalışın ve uygun ortamı hazırlayın. Hayatımızdaki her önemli olaya hazırlanıyoruz, okullar, sınavlar, evlilik vs. ama doğuma gerektiği gibi hazırlanmıyoruz, her şeyi doktordan bekliyoruz, beklemeyelim! Doğumu yapan annedir, doktor orada kontrolü sağlar, gerekli durumlarda müdahale eder. Doğumu SİZ be bebeğiniz yapacaksınız. Daha uzun uzun yazacağım bu konuda. Şimdi siz bu güzel doğumun hikayesini okuyun… Gülerek doğum yapmış olan birini hiç duydunuz mu? Hem de doğal doğumda? Duymadıysanız ve hala doğum yapmadıysanız işte pozitif bir doğal doğum hikayesi… Hamileliğim boyunca sadece 9 kilo almış ve 61 kiloya ulaşmıştım. Zıp zıp hop hop hoplayarak geçti tüm hamileliğim :) (İlk 3 ay yemek yemeden sırf kusmam ve doğuma kadar hergün en az 1 sefer kusmak dışında) Bol bol Belgrad ormanındaki yürüyüş parkurunda 6 km yürüyor, fitness’a, son ay havuz ve haftasonları iple çektiğim “Zeynep’le hamile yogası”‘na gidiyordum. Yoganın bedene iyi geldiği gibi ruhuma ve bebeğime de iyi geliyordu. Hatta bebeğime yoga sayesinde ulaşabildiğimi hissediyordum. Özellikle nefes çalışmasında bir eliniz kalbinizin üzerinde diğeri ise bebeğinizin üzerindeyken sevgili Zeynep’in sakin konuşması bebeğime yolladığım nefesler esnasında hep duygulanıp gözümden yaş geliyordu :) Pilates topunun üzerinde doğum sırasında gelecek sancılarla başa çıkma yöntemlerini de öğrenince iş yerinde masamın altına bir pilates topu yerleştirmiş, bilgisayar başında çizim yaparken arada pilates topunun üzerine oturuyor hareketleri yapıyordum. Eşim antrenör olduğu içinde onun yönlendirmesiyle fitness salonumuzda hafif ağırlıklarla çalışıp kas seviyemi aynı tutmaya özen gösterdim. Havuza ise son aylar gitmeye başlamıştım. Suyun kaldırma kuvveti beni iyi hissettiriyor bedenime binen yükü biraz olsun üzerimden atabiliyordum. Suyun rahatlatıcı etkisi bebeğime de huzur getirdiğini düşünüyordum. Eşimin Bali’den getirdiği masajcı ise hamileliğimi en özel hissettiğim tarafıydı. Karnım büyüdükçe belime, sırtıma, bacaklarıma olan baskıyı hergün yaptırdığım masajla rahatlatıyordum. Bence sizde imkanınız varsa hamileliğinizin ilerleyen zamanlarında masaj yaptırın derim. Evde eşler de en iyi çözüm şişen ayaklarınızı sırtınızı ovdurabilirsiniz :) Hamileliğim boyunca etraftan duyduğum sezaryan olanların sayısının bir hayli fazla olması gerek doktordan dolayı, gerekse zorunlu kalmış olmaları aklımı meşgul ediyordu. Ben normal doğum hatta doğal doğum yapacağım diyip duruyordum. İlk günden 8.ayıma kadar takip eden doktorumu beni tedirgin eden sözleri dolayısıyla bir gece yatarken karar verip sabahına bıraktım. Ve bir anda doktorsuz kalmıştım. İnternetten normal doğumcu (bu kelime gerçekten beni güldürüyor) diye aramalarımda hikayeleri çok hoşuma giden doktorun bulunduğu hastaneyi arayıp anında randevu aldım ve apar topar evden yanına gittik. Karşısında 8 ayını geçirmiş bir hamile görünce tabii beni tanımaya, hamilelik sürecimi anlamak için karşılıklı soru cevap yaptık. Enerjisi ve ekibi gerçekten çok hoşuma gitmişti ancak ilk günden beri gittiğim hastanemi seviyor değişiklik yapmak istemiyordum. Neyse ki hastanenin bölüm başkanı olan profesör bu gittiğim doktorun hocasıydı ve bu sayede yine hastanemdeydim ve eşimin de çok eskiden beri tanıdığı komşuları çıktı. Kendimi direk teslim ederek kararlılıkla normal doğum yapmak istediğimi, hazırlandığımı ve doğumda zorlanmayacağını ona yardımcı olacağımı anlatıp durdum. Evet maalesef ülkemizde normal doğumun normal işlemesi için doktorunda etkisi çok fazla. Doktorunuzu seçerken özellikle normal...

read more

Doğum Hikayemiz

Posted by on May 23, 2013 in Bebekle Hayat, Hamilelik | 11 comments

3 Nisan 2013, saat 05:30. Pijamamda bir ıslaklıkla uyandım. “Allah Allah, herhalde çok sıkıştım, uykuya daldım, çişimi kaçırdım” diye söylendim kendi kendime. Hamileliğin son haftalarında baskıdan dolayı olabilir diye duymuştum. Daha 35.haftadayım. Suyumun gelmiş olması imkansız. Kalktım, üstümü başımı değiştirdim ve sessizce tekrar yattım. 10 dakika sonra baktım yine ıslak. Yok, bu çiş kaçırma değil, basbayağı suyum geliyor. Aklımda birkaç saniye içinde milyon tane soru belirdi. Acaba gerçekten doğum mu başlıyor, daha çok erken değil mi? Suyun gelmesi durdurulabilir mi? Az geldiyse belki durur ve sabah hemen doktora giderim. Bu sorular dolanadursun su son hızla gelmeye devam etti. Ben derin nefeslerle duaya başladım, hayırlısı olsun, bebeğim ve ben sağlıkla kavuşalım diye. Ve Murat’ı uyandırdım. Şaşkınlıkla fırladı yataktan, “aaa gerçekten mi? Hadi hayırlısı…” dedi. Sarıldık. Hemen güç verdi bana sevgilim. Saat 06.00 oldu. Doktorumu aradım. – Günaydın Deniz Hanım, benim suyum geldi, ne yapmalıyım? Durdurabilir miyiz? Daha 35.hafta biliyorsunuz. Çok erken değil mi? Önce uyku sersemi şaşırdı. Sonra toparlandı ve soğukkanlı bir sesle konuşmaya başladı. – Zeynepcim doğum başlamış, su geldikten sonra durduramayız. Ben bu sabah yurtdışına çıkıyorum, senin doğumuna daha zaman var diye rahat rahat gidiyordum. Şansa bak. Neyse, hayırlısı. Ben hemen ekibimizden (Cankat Kadın Sağlığı) bir doktora yönlendireceğim seni. Organize edip arıyorum seni hemen. – Peki. O kadar. Doktorumun doğumda benimle olamamasını nedense çok sakin karşıladım. Rüyamda da görmüştüm doğumumda başka bir doktor daha vardı. Doulam Sima’m yanımda olacaktı ya, kendimi her doktorla güvende hissederim gibi geliyordu. Bir de erken doğum durumu olduğu için bebeğime sağlıkla kavuşmaktan başka hiçbir şey önemli gelmiyordu bana. İster normal, ister sezeryan, yeter ki bebeğim sağlıklı olsun, doğduğunda bir sıkıntı yaşamayalım istedim. Deniz Hanım’dan telefon geldi. “Seni Doktor Cihan doğurtacak. Şimdi sen hemen kalk Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi’ne git. Oranın yenidoğan bölümü de çok iyidir. Ben uçağa binene kadar iletişimde oluruz. Sağlıkla doğuracaksın merak etme, Cihan çok iyi doktordur.” dedi. Telefonu kapattık. Heyecanımı ifade edemiyorum, korku, şaşkınlık, sersemlik de cabası. Sürekli “daha hiçbir şeyi hazır değil” diyip duruyorum. Ben de hazır değilim ki, bırak eşyaları. O gün son yoga dersimi verecektim. Sonra da 4-5 hafta bebeğime hazırlanacaktım. Aylardır gitmeye fırsat bulamadığım hamile masajımı yaptıracak, okuyamadığım kitapları okuyacak, doulamla çalışmalara başlayacak, eşyalarını yıkayıp yerleştirecek, hastane çantamı hazırlayacaktım. Odası bile daha gelmemişti. Aldığım herşey paketlerinde, kolilerin, valizlerin içinde bekliyordu. Doğum geceliklerim dahil. Neyse dedim, nasılsa hastanede gerekli her şey vardır, ne yapalım, kısmet böyleymiş. Saat 06:15 oldu. Sima’yı aradım. Canım, sakin sesi nasıl huzur verdi o an. “Herşey güzel olacak, sen hastaneye git, ben 1 saat sonra yanındayım” dedi. Onca duygunun yanında içimde derin bir huzur vardı. 06:30. Hastanedeyiz. Ne garip dedim. Planımda hiç olmayan bir hastanedeyim, ama gayet mutluyum. Acil doğum odasına aldılar bizi. 101 numara. Ben öğrenciyken 4 sene Gayrettepe’de oturdum. Murat’la da burada otururken tanıştık. Pencereden dışarı bakarken “aşkımızın başladığı yerde bebeğimiz doğacak” dedi. Gülümsedim, gözlerim doldu, sarıldık uzun uzun. Bu andan itibaren içimde sadece huzur kaldı. Gerisini bıraktım gitti. Bir doktor geldi. Cihan Bey değil, o henüz gelmemiş, bu hastanedeki nöbetçi doktor. Açıklığa baktı. Ben bu kadar yoğun hisli bir kontrol olduğunu bilmiyordum. Derin nefesle atlattım neyse ki. Henüz açılma yok dedi ve gitti. O doktoru bir daha görmedim. Murat hastane işlemleriyle ilgili çıkması gerekince, “kimseye haber verme, bir yerlere (sosyal medyayı kastediyor =) yazma, sağlıkla doğsun sonra istediğin gibi arkadaşlarını arar, dilediğin yere yazarsın diyerek odadan ayrıldı. Ah ben durabilir...

read more

Doğuma Yaklaşırken

Posted by on Mar 14, 2013 in Blog, Hamilelik | 2 comments

Bugün kontrolümüz vardı. 32 artı 4 günde Bebo güzel güzel büyümüş, 2 kilo 140 gram olmuş. Kafası aşağıda. Omurgası karnımdan destek alıyor. Ayaklar sağ kaburgamda. Zaten 3 haftadır öne doğru eğilirken acıyor. “Sen gel, ben de o kaburgalarıma basan ayakları yemezsem” diye konuşup duruyordum. Ki canlı canlı gördüm topuğuyla tam kemiğimin oraya bastığını. Popo da sola dayalı, doktorlar sola yatmayı  önerse de ve yoga eğitiminde ben de o şekilde öğrenmiş olsam da – ana toplar damar Vena Cava’ya baskı yapıp kan akışını etkilememesi için- ben mümkün değil yatamıyorum, kıpır kıpır rahatsız olur gibi itiyor. Ben de mecbur sağa yatıyorum. Doktorum nerede rahatsanız oraya yatın dedi, o nedenle içim rahat. Kontrolde her şey normal, çok şükür dedik ve geçtik doktorun ofisine. Cumartesi-Pazar günü gittiğimiz doğum eğitimini heyecanla anlatmaya başladık. Benim için daha önceden parça parça bildiğim detayların kafamda netleşmesini sağladığı için çok verimli oldu eğitim. Ama özellikle Murat için çok faydası oldu. Bakış açısını çok değiştirdi. Normal doğum, doğal doğum, sezeryan çok farketmiyordu onun için. Anne ve bebek sağlıklı olsun gerisi önemli değildi. Benim için de her zaman o önemli. Kursta da müdahaleler konusunda grup çalışmasını yaparken her şeyden vazgeçebiliriz, ödün verebiliriz ama “sağlıklı anne sağlıklı bebek” en önemlisi ve sadece ondan vazgeçmeyiz diye bir sonuçla bitirdik. Ama şimdi Murat’ın da önceliği anne ve bebek sağlıklı ve her şey yolunda ise olabildiğince doğal olması yönünde. Minimum müdahale olsun, bebekle ilk buluşma ve sonrasında isteklerimizi belirleyelim ve doktorumuzla, hastaneyle paylaşalım düşünceleriyle çıktık eğitimden. Benim için de ikimizin aynı düşüncede olması çok önemliydi. O da doğumun bir parçası olsun istiyordum çünkü. Hem kendimi en güvenli ve rahat hissettiğim yer onun yanı olduğu için hem de babayla bebeğin bağlanmasında ilk buluşmanın önemini bildiğim için. O ise doğuma girip girmeyeceğinden bile emin değildi. Şimdi öncelikle her şey yolunda ve normal seyrinde gitmesini diliyoruz ve bebeğimizi birlikte karşılamaya hazırız. Çok etkilendiğimiz bir bölüm oldu, babanın bebeği ilk kucaklarken yarı çıplak olması, bebeğin ona bakışları, konuşmaları, eğitimden sonra Murat’ın da o bölümden çok etkilendiğini farkettim. O sahneyi anlatırken Nur şu detayı da verdi. Bebekler sadece anne-babalarının taşıdığı mikroplara karşı bağışıklık kazanmış şekilde doğuyorlarmış. O nedenle ilk doğduklarında anne ve babanın çıplak kucağı hastanenin en steril köşesinden bile daha sağlıklıymış. Doğanın döngüsü nasıl bir mucizelere sahip demeden edemiyor insan. Doktorum çok pozitif bir insan. Bana çok güzel bir enerji veriyor. Geçen kontrolde her şey yolunda giderse minimum müdahale ile doğum yapmak istiyorum deyince “nasıl istersen öyle olacak” diye bana destek olmuştu. Bu kontrolde Murat’ın da eğitime katıldığını ve bana olan desteğini görünce çok memnun oldu. Suni sancı ve epidural istemediğimi belirtmiştim. Onlara zaten yorum yapmadı. Epizyotomi için “gerekli görmediğim sürece yapmam, ama yırtık olacağını hissedersem kontrollü bir şekilde yapmayı tercih ederim” dedi. Ben de o günü yaşamadan çok ısrarcı bir yaklaşımda değilim. Bebeğim sağlıkla doğsun en önemlisi o. Doktoruma da güveniyorum. Benim isteklerime saygı duyuyor. “Nasıl istersen” diyor. Bundan sonrası o günü yaşamaya kalıyor. “Doulam da var” dedim, ona da memnun oldu. “Destekçimiz çok desene” dedi. Şimdilik minimum müdahale ile normal doğum yolundayız. Hayırlısı =) Ama doktorum gerekli görürse sezeryan da olabilirim. Ben kendimi hazırlayayım da, sonrasında “keşke normal doğum hakkında biraz daha bilseydim, belki kendim bazı şeyleri kontrol edebilir, süreci değiştirebilirdim” diye hayıflanmayayım. Hayatımda bir kez ameliyat oldum. Tiroid bezimin bir kısmı alındı. İlk doktorumun yanında 5 dakika kaldım. Test sonuçlarına baktı, “15 gün sonra ameliyat randevusu...

read more