Hamilelik&Doğum

Seçil ve Güneş’in Doğum Hikayesi – SSVD (Sezeryan Sonrası Vajinal Doğum)

Posted by on Şub 9, 2016 in Blog, Hamilelik | 0 comments

Merhaba, ben Seçil Yüceaktaş. Ateş ve Güneş’in annesi, Ali’nin eşiyim. Oğlum Ateş’i Mart 2010 da 40+2’de sezaryenle kucağıma aldım. Sezaryen olma sebebim gebeliğimin 40 haftayı geçmiş olmasıydı. Bunun bir sezaryen sebebi olmadığını öğrendiğimde artık çok geçti. Yine de epidural sezaryen olduğum ve oğlumu doğar doğmaz koklayabildiğim ve o harika dakikalara şahit olabildiğim için mutluyum. Üzerinden 5 yıl geçtikten sonra kızım Güneş’e hamile olduğumu öğrendiğimde yine aynı heyecanı yaşarken bu kez daha bilinçli ve doğumuna sahip çıkan bir anne olmaya karar verdim.İkinci kez anne olma serüvenine başlarken öncelikle sezaryen sonrası vajinal doğumu (ssvd) destekleyecek bir doktor bulmak gerekiyordu. Bunun hiç de kolay olmadığını birkaç doktor gezdikten sonra anladım. Ssvd yi desteklediğini söyleyen A plus bir hastanenin profesör bir doktoru ile yolumuza devam etme kararı aldık. Ancak sonradan anladık ki‘ A plus bir hastanede hastalar isteklerine karşılık bulamıyorlar’ denmesin diye ssvd isteğimizi kabul etmiş sayın doktorumuz. Hamileliğim boyunca tüm kontrollerimde ssvd konusunda beni desteklediği izlenimini uyandırsa da, 37. hafta kontrolümde birden ‘38. Haftanın sonunda gelmezse sezaryene alırım, zaten hiç aşağı inmemiş kanala da girmemiş girecek gibi de gözükmüyor bir sonraki kontrolde ameliyat günü verelim hatta istersen ameliyat gününü şimdi verelim çünkü ben seni bekliyorum, tatilimi de senin 38. haftana göre ayarladım deyiverdi. Sağ olsun doktorumuz çok düşünceliydi ama sanırım kızım kendi doğumunu doktorumuzun tatiline göre ayarlamamıştı maalesef. Yaşadığım paniği ve doktor konusundaki hayal kırıklığımı anlatamam. 37. haftamda doktorsuz kalmıştım. O gece sabaha kadar uyumadım ağladım. Bir an önce karar vermem gerekiyordu. Doğuma sayılı günler kala doktorumun beni oyalamış, hatta kandırmış olduğu gerçeği fazlasıyla korkutucuydu ama ben yapmam gereken şeyi açıkça görebiliyordum. Aylar süren hazırlıklar sonunda hem zihinsel hem de bedensel olarak kendimi normal doğuma hazırlamıştım ve aynı motivayonla da devam edecektim. Sezaryen doğum yeniden kaderim olmayacaktı. Tabi bu kararı verirken sevgili Ebe Arzu Çulha’dan aldığım doğuma hazırlık eğitimi, okuduğum kitaplar ve ssvd ile ilgili yaptığım araştırmalar bana ışık tuttu. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle sevgili doktorumuz Tamer Sözen ile tanıştık. Kendisi samimiyetiyle bize güven verdi. 37. Haftada bir ssvd adayını kabul etti. Herşeyden önemlisi oluşabilecek riskleri korkutmadan sade bir dille anlattı, yakın takiple istersek 42. haftaya kadar bile bekleyebileceğimizi söyledi. Bunu bir doktordan duymanın rahatlığı ile artık hem vücudumun hem beynimin hazır olduğunu hissettim. O an itibariyle doktorum ‘sezaryen doğum olmak zorunda’ dese de farketmezdi çünkü sezaryen sebebim doktorun tatil planları olmayacaktı artık. İhtiyacım olan iki kelimeymiş meğer ‘herşey yolunda’. Ben neredeyse emindim herşeyin yolunda olduğuna ve bundan sonra olacağına ama buna sadece benim inanmam yetmiyormuş. Bu bir ekip işiymiş gerçekten. Destekçilerden biri yan çizince denge bozuluyormuş. Şimdi ekip tamamdı. Ben, eşim, ebem, doktorum ve tabii son kararı verecek olan başrol kahramanı kızım. Huzurlu bir şekilde beklemeye başladık. Herşey çoktan hazırdı; kızımın odası hastane çantam, süsler, hediyelikler… Arada sırada kızımın odasına gidip ona, doğunca odasında nasıl vakit geçireceğimizi anlatır, gel artık seni çok özledik, herşeyimizle hazırız seni bekliyoruz derdim. Bu arada son güne kadar sevgili Zeynep Gözübüyük’ten öğrendiğim yoga egzersizlerini yapıyor, zamanımı bol bol yürüyerek ve yüzerek evdeki zamanımı da pilates topunun üstünde geçiriyordum. Artık evde benim koltuğum pilates topuydu. Havaların çok sıcak olması ve bazı geceler uyuyamamam dışında herşey tam hayal ettiğim gibi gidiyordu. Uyku sorunumu da kadife sesli ebem Arzu Çulha’nın kaydettiği derin gevşeme telkiniyle meditasyon yaparak çözüyordum. Bütün hamileliğim boyunca hem gevşemek hem de bebeğimle bağ kurmak için bu teknik çok işime yaradı. haftanın sonuna geldiğimizde neredeyse her gün ‘kızım...

read more

Tuba ve Duru’nun Doğum Hikayesi – Sezeryan Doğum

Posted by on Haz 8, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Hamileliğimin son 10 gününü en güvenilir yer olan ailemin evinde, doktorum olan babamın yanında geçirdim. Minik prensesi babam daha farklı bir heyecanla daha farklı korkularla bekliyordu. 40. haftamda doldu ama bizim minik prensesin gelmeye niyeti yoktu. 40+5 de daha fazla riske atmak istemeyerek sezeryan olmaya karar verdim. Mutlu bir sabaha uyanıp hastaneye gittik. Ameliyat kapısına kadar her şey normaldi, o kapıya geldiğimde göz yaşlarım sel oldu. Prensesime kavuşucaktım fakat korkular, endişeler… Ameliyat masası, epiduralin takılması ve sonunda ilk kesik! Kısa bir süre sonra Meleğimin sesi. Tüm korkular uçtu gitti, bu sefer mutluluk göz yaşları vardı gözümde. Çocuk doktoru Duru’yu muayene ederken ondan gözlerimi alamadim. “Şimdi ben anne mi oldum??? :) “Bu soruyu sordum içimden kendime. Duru, bebek hemşiresiyle babasına doğru yola çıkarken beni sakinleştirdiler. Ondan sonra pek bir şey hatırlamıyorum. Odama giderken üşümekten titrediğimi, bana battaniye getiriceklerini söylediklerini ve sonra Duru! Minicikti, henüz banyo bile yapmamıştı. Artık içimde olmasa da bizi tekrar birbirimize sütüm bağladı. İlk memeden sonra dudakları kıpkırmızı olmuştu ve mışıl mışıl uyudu güzel kızım. İlk 3 ayımız yapışık geçti, birbirimizden ayrılamıyorduk. Onun bana benim de ona ihtiyacımız vardı. 40+5 günü birlikte geçirmiştik sonuçta ayrılmak okadar kolay değildi. İlk 50 gün canım kardeşim yanımızda kaldı. Doğum fotograflarını çekti, benden önce o gördü kızımı. Ben Duru’yu, kardeşimde kendi elleriyle beni besledi. Biz uyuduk o başımızda nöbet tuttu, ben uyudum o Duru’ya baktı…Hakkı ödenmez güzel kızımın güzel teyzesi. 1 sene boyunca gecemiz gündüzümüz bir geçti. Kuzum büyüdü artık, geceleri kendi odasında yatıyor çok şükür!...

read more

Cansu ve Azra’nın Doğum Hikayesi – Sezeryan Doğum

Posted by on Haz 3, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Doğumun ilk sinyalleri geldiği günde birlikte harika bir yoga ve doğuma hazırlık seansı yaptığım sevgili Cansu’yla Azra bebeğin kavuşma hikayesi var bugün. “Ne zamana kadar hamile yogası yapabilirim?” diye soranlar olunca doğumun sonuna kadar diyorum hep. Tıpkı Cansu’nun ve birçok hamilemin yaptığı gibi. Cansu’nun örneğindeki gibi farklı sebeplerden sezeryan da olsa yoga sayesinde doğuma farkındalıkla, o huzurla girmek, bebeğe sağlıkla kavuşmak en önemlisi… “19 Şubat perşembe, her yer bembeyaz, hava soğuk. Tuvalete gittiğimde pembemsi bir lekeyle evet dedim, bugün beklediğimiz gün olabilir. Gülsen ile buluşma planı yaptık; hazırlanırken tekrar tuvalete gittim, artık emindim. Önce duşa girdim, sonra sırt çantamın içine fazladan bir tayt ve tshirt koydum. Sonra yoga hocam Zeynep’i arayıp, ders saatini erkene alıp alamayacağını sordum.Şaşkınlığım mutlulukla karışıyordu, bu heyecanı başka türlü bastıramazdım. Derse gittiğimde pembemsi belirtiden bahsedince, doğumu kolaylaştıracak, hazırlık hareketleri kimi zaman matın kimi zaman da pilates topunun üzerinde yaptım. Bedeni rahatlatıcı bir dersti, derin gevşemede de huşu içinde geçen dakikalardan sonra kendimi huzurlu, enerjik ve doğuma hazır hissediyordum. Öyle mutluydum ki tarifsizdi. Hayatımın en sağlıklı en mutlu en huzurlu 39 haftasını geride bırakıyordum. 12.haftamdan beri haftanın iki günü yaptığım hamile yogası, kendimi yeniden keşfetmemde aracı olmuştu. Tüm kaslarım çalışıyordu. Kaygılardan uzak bedenimi dinlemeyi gevşetmeyi öğrenmiştim. Zeynep’in sesi içime işliyordu. Her hisset ve farket deyişinde bedenimi yeniden hissediyor ve keşfediyordum. Bebeğimle konuşuyordum. O gün Minnoşum hadi gel artık dedim. Ders bitimi tatlı bir hüzünle Zeynep’e sarıldım: ihtiyacım olan tek şey yogaydı ve yanımda olmasını istediğim kişiyle son hamile yogası dersimizi yapmıştık. Tüm gün Nişantaşı nda Gülsen’le gezdik, yemek yedik, alışveriş yaptık, kahve içtik. Eve geldiğimde Burak çoktan gelmişti. Akşam yemeğinden sonra tv karşısındaydık. Tek fark koltukta oturamıyordum. Yerde dört bacak üzerinde yoga hareketlerini yapıyordum. Sonra birden içimden birşeyin kaydığını hissettim saat 21.20 nişanım geldi, bir saat sonrada suyum. 20 Şubat 01.00 de 3 cm açıklıkla hastahaneye gittik. Odam spa merkezini aratmıyordu. Eşim ışıkları kısmış, yoga müziğini açmıştı. Kalçalarımla sekiz çizerek sancıları geçiştiriyordum. 02.00 de güzel doktorum Nihan Dedeoğlu geldi. Açıklık 5 cm idi. Üçümüz sabaha kadar minik kızımın gelişini bekledik. Saat 08.00 de açıklık aynıydı. İlerlemeyen eylem ve fetal distress tanısıyla 08.46 da sezeryanla bebeğime kavuştum. 39+2 de dünyanın en mutlu insanıydım. Artık Anneydim.” Cansu ŞAHİN AVCI...

read more

Linda ve Rubina’nın Doğum Hikayesi – Normal Doğum

Posted by on May 26, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Gecen hafta tam da bugun sabah 6da aniden gelen suyumla dogum hikayem basladi. Ama tabi herkes gibi benim de dogum oncesi endiselerim coktu. Normal dogum yapabilecek miyim? Bebegim saglikli mi? Kasilma ve sanci denilen seyleri nasil ayirt edecegim? vs vs…  Oncelikle sunu soylemek isterim ki belki cok sansli biriyim belki de boyle olmasi gerekiyordu hamileligim boyunca doktoruma en sık gittigim zaman dilimi 15 gun olmustur. (O da sadece 1 kere oldu ztn☺)Doktorumun ozel muhayenesinde ne renkli dopler ne de nst cihazi vardi. Sadece ultrason cihazi.. Ama zannetmeyin doktorum kotuydu aslinda tam da tersi universite hastanesi, Alman hastahanesi ve Amerikan hastanelerinde yillarca calismis 70yaslarinda Dunya tatlisi bir doktor. Hamileligimin sonlarinda cok tedirgin oluyordum nst cihazina baglanmadigim icin ya da renkli doplerle kizimi goremedigim icin. Hamileligin son haftalarinda olanlar bilirler ultrasonla bakildiginda bebek cok buyuk oldugundan sadece kafa genisligi, karin genisligi ve bacak boyunu olcebiliyorduk. Ultrason resimleri bile keyif vermiyordu…halbuki eskiden tum vucudu kadraja sigiyordu☺☺☺ Konudan uzaklasmayayim, ayda sadece 1 kere kontrole gittigim doktorum ilk alttan muayeneyi 37. Haftamda yapti ve 3 hafta gelmez bu bebek dedi. Kafasi asagida ama mobildi. Doktorun tabiriyle fikse olmamisti. Ilk defa o gun 15 gun sonraya randevu verdi. Yani 39. Hafta… ben daha sık cagirir diye beklerken 15 gun daha gecti. 39. Haftada hala kafasini oynatiyor ama biraz daha kanala ilerledigini beklememiz gerektigini soyleyerek yine 15 gun sonra 41. Haftaya randevu verdi!!! Ben tabi nasil olur daha sık geleyim desem de doktorum beni o guvenli sesiyle hep rahatlatti. Nitekim 39hafta 5 gunlukken sabah 6da aniden suyum geldi. Malesef suyum koyu kahverengiydi. Doktorumu aradigimda “normalde suyun gelse sancilarin icin evde beklemeni soylerdim ama kahverengi dedigin icin hastaneye gidin ben de geliyorum” dedi. Ilk defa o gun nst cihaziyla tanistim. Hemsireler de koydugum pedten suyun kahverengiligini gorup rahim kanamasi da olmus olabilir diyerek beni rahatlattilar. Ardindan 7.30gibi sancilarim basladi… nst cihazi bebegimin kalbinin normal tempoda attigini soyluyor kasilmalarimi olcuyordu. Kasilma siddetim arttikca dayanma gucum azaldi. Ama hala 2cmlik bir acilma vardi. Ogleye dogru 3 gibi doktorumdan artik epidurale baglanmak istedigimi yoruldugumu soyledigimde acilmama 3-4cm kadardi. Tabi epiduralle agrilarim azaldi, rahatladim.. Ama kasilmalarim giderek azaldi. O gidisle kalsaydik herhalde ertesi gun ancak acilmam tamamlanip dogum yapardim ki doktorum duruma mudahale edip bana suni sanci baglatti ve gun agirmadan bebegimi kucagima alacagim konusunda bana soz verdi. Epiduralli olsam da suni sancim max seviyede verildi ve artik git gide kalcama dogru olan agrilari hissetmeye basladim. Sanki sabahki agrilarim yine basliyordu.. 6.30gibi doktorum kontrol ettiginde ” , bana 2dk musade et asagi inip cikacagim donuste de seni doguma alacagim. Benim dediklerimi yaparsan soz hava kararmadan bebegin kucaginda”dedi. Beni dogumhaneye aldilar. Hala nst cihazina bagliydim, epidurale ve suni sanciya da devam ediyordum. Hazirliklar tamamlandiginda 7 civarıydi sanirim, kasilmalarim geldikce doktorum ikinma calismalarina baslamami soyledi. Ve iste asil ikinmalarim basladiginda doktorumun yonlendirmesiyle bebegimin cikisini hissediyordum. Toplam 6-7 ikinmanin ardindan bebgim dunyaya geldi, ancak ikinmamam gereken bir anda doktorum uyarsa da refleks olarak ikinip yirtilmaya yol actigimi bilmiyordum. Tek onceligim bebegimdi. Esimle beraber girdigimiz dogumhanede artik 3 kisilik bir aileydik. 1 saat suren dikislerim sonunda odama geldigimde bebegimi de hemen yanima getirdiler. Sancilarim boyunca ne su ne de yemek yemedigim icin doktorumdan su icmek istedigimi soylesem de cok kan kaybettigimden su icin henuz erken oldugunu soyledi ve direk emzirmeye basladim bebegimi.. Bugun aksam 19.34de tam 1 haftalik olacak bebegim icin hepiniz dua edin. Ben...

read more

Övgün ve Can’ın Doğum Hikayesi – Normal Doğum

Posted by on May 24, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Günler sona yaklaştıkça oğlumu beklerken yaşadığım sabırsızlık her geçen gün artıyordu acaba nasıl başlayacaktı doğum? Dayanılmaz ağrılarla mı yoksa bir anda suyum mu gelecekti veya bu kadar gerçekleşmesini istediğim normal doğumu başaramayacak mıydım? Artık bir an önce herşey başlasın istiyordum derken 18 haziran sabahı saat 07:00da tuvalete kalktığımda nişanım geldi , o güne kadar sakin olan ve doğumun tüm aşamalarını aylardır okuyup ezberleyen ben bir anda paniğe kapıldım ve hemen eşime seslendim, aslında ne yapılacağını daha doğrusu sadece sakince bekleyeceğimi bildiğim halde dönüp tekrar kitaplara baktım, aynen şöyle yazıyordu ‘tebrikler doğumunuz en geç 48 saat içinde gerçekleşecek’ sonra sakinlestim ve beklemeye başladık.Eşim o gun işe gitmedi ve ne tesadüftür ki annem de tam o gün yola çıkmış geliyordu. Saatler geçtikçe durum yerini çok hafif kasılmalara bıraktı ve ben her saat başı soluğu tuvalette alıyordum bir nevi vücut kendi kendine lavman yapiyordu..Bu kasılmalar beni hiç yormuyordu ancak vakit geçtikçe karnımın gittikçe küçüldüğünü ve aşağıya indiğini çok net bir biçimde görüyordum. Ev içinde yürüyüşüm dahi zorlaşmıştı. Bu arada ben kasılmaların aralığını tutmak için surekli saate bakıyordum ..Oldukça düzensizdi ve saat başı 45 dk.de bir geliyordu. Kararlıydım kasılmalar 5-10 dk.da bir gelene kadar doktoruma haber vermeyecektim ancak yine de tedbir amaçli nişanımın geldiğini whatsuptan doktoruma bildirdim. Bu arada kendi kendime gerçekten doğum başladı sanırım diyordum ama hayal kırıklığı yaşamamak için de bunu kendime bile itiraf etmek istemedim sonucta bu şekilde hastaneye gidip henüz doğum başlamadı diye dönen çok insan vardı.. Saatler öğleden sonrayı gösterdiğinde annem geldi ve eşim beni anneme teslim ederek işe gitti daha doğrusu ben onu gönderdim.Annem beni görür görmez karnımın inmiş olduğunu hemen farketti ve ona heyecanlanmamasını ve nişanımın geldiğini kasılmaların da başladığını söyledim aslında doğum çoktan baslamıştı ve latent fazı rahat bir şekilde evde geçiriyordum. O güne kadar hiç azalmayan iştahım son gün tavan yaptı, evde ne var ne yoksa yedim hatta akşam olunca eşime dondurma aldırdım.O akşam son yogamı evde yaptım ve uyuyamayacağımı bildiğim halde hepimiz yattık.Her kasılma geldiğinde sadece nefes alarak karşılık veriyordum… Saatler sabahın 4ünü gösterdiğinde kasılmaların arası 5-10 dk.da bire düşmüştü ve şiddeti de artmaya başlamıştı sonra eşimi uyandırdım ve doktorumu arayacağımı söyledim, Herman Bey beni sanki akşamin 8inde arıyorum edasında bir ses tonuyla hastaneye gitmemizi ve doğumun başlayip başlamadığına bakılmasını istedi , çantalarımızı aldık yola çıktık sabahın 5 inde hastaneye giriş yaptık. Nöbetçi doktor açıklık kontrolü yaptı ve ilk defa bu muayeneyi o sırada oldum ; açıklık 3 cm , doğum başlamış hatta latent fazı geçmek üzereydim buraya kadar bu şekilde gelmiş olmanın sevincini yaşadım. Sonrasında kahvaltımı yaptım ve sabah 8 civarı Herman Bey geldi açıklık kontrolü yaptı açıklık 4-5 cmdi. Doktorum epidural almamı önerdi ancak ben pek istemedim çünkü buraya kadar herşey çok normaldi. Hemşirelerin ve doktorun tavsiyesiyle epidural takıldı ve benim moralim bir anda sıfırlandı ağlamaya başladım, bundan sonra hiç bir acıyı hissedemeyeceğim diye ağlıyordum kulağa çılgınca gelebilir, ancak hayatımda hiç doğum yapmadığım için de doğum planımı doktorumla konuşmaya cesaret edememiştim dayanabilirmiydim bilmiyorum dolayısıyla kendimi onlara teslim etmiş oldum. Epidural takıldıktan yarım saat sonra sancılar bir anda şiddetlenmeye başladı daha sonrasında da suni sancı verildiğini öğrendim , sabah saat 9dan sonra hep söyledikleri ‘zaman kavramı kalmayışı’ sanırım o saatlerde baslamış olsa gerek ki gerçekten o andan doğum anına kadar ben başka bir dünyada ve başka bir boyuttaydım. Epidural tutmamıştı ben tüm sancıları hissediyordum aslında istediğim buydu, uyusturulmuş doğum bana pek anlamlı...

read more

Nadiye ve Nil’in Doğum Hikayesi – Doğal Doğum

Posted by on May 14, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Evet… Ben de artık anneyim. Meleğim 39+3 haftalıkken 03.03.2015 tarihinde saat 02.38 de dünyaya geldi. Aradan çok uzun zaman geçmeden, hazır o da mışıl mışıl uyuyorken ömrüm boyunca unutmamın mümkün olmadığı o muhteşem anları kaleme almak istedim. Ümit ederim ki okuyan birilerini korkularından uzaklaştırmaya da vesile olur bizim hikâyemiz. Öncelikle tüm gebeliğim boyunca hep hareketli olmaya ve iyi beslenmeye elimden geldiğince dikkat ettiğimi söyleyerek başlamak istiyorum. 13. haftadan itibaren düzenli olarak hamile yogası yapmaya başladım. Haftanın bir günü sevgili Zeynep’in Acıbadem derslerine katılırken bir günü de İstanbul Doğum Akademisi’nde yoga yaptım. Bir süre sonra kendime güvenim gelince bunlara ek olarak evde kendim de yapmaya başladım ki her geçen gün çok daha etkili sonuçlar aldım. Bulduğum her fırsatta da bolca yürüyüş yaptım. Her şey yolunda giderken ve artık doğumuma haftalar kala 38+3 de mecburi sebeplerle değişen sigortam yüzünden hekim değiştirmeye karar verdim. Bu durumun motivasyonumu bozmaması için kendime hep telkinde bulundum. Sonuçta doğal doğumdu hayalimdeki ve ben de bunun için bedenimi her şekilde hazırlamıştım. Kısa sürede de olsa kendime yeni hatta belki de daha iyi bir hekim bulabilirdim. Doulam sevgili Özge’nin tavsiyesi ile Acıbadem Kadıköy’den Doktor Harika Bodur ile tanışmamız işte böyle bir arayışla başladı. Kendisi beni gerçekten çok sıcak karşıladı ve bu ani değişikliğin beni yıpratmaması için uzun uzun rahatlatıcı konuştu. Ben de kendisine hayal ettiğim doğumun detaylarını içeren tercihlerimi yazılı olarak sundum. Her maddeyi dikkatle inceledi ve saygıyla da cevaplandırdı. Sonunda da imzalayarak o hastaneye gelene dek benimle ilgilenecek ekibe gerekirse göstermemi söyledi.  Aslında bir hafta öncesinde başladı doğum sancılarım kesik kesik ama çok üzerinde durmadan hayatıma devam ettim. Hatta birkaç işimi halletmek için tek başıma karşı yakayageçecek kadar cesaretli davrandım ama sonuç eşimin beni acilden toplaması oldu :) Karnım öyle kasılıyordu ve bebeğim o kadar sıra dışı hareket ediyordu ki doğum başladı diye düşünüyordum. İlk bulduğum acile kendimi zor atıp hemen bir NST çektirdim ve gerçekten de ağrılarım çok şiddetli çıktı. Ancak doğum değildi, hiçbir düzen yoktu ağrılarda. Takip edip dinlenmemi söyledi doktor ancak bu ağrılar giderek artarak hafta boyunca devam etti. Gebelik boyunca pek yaşamadığım uykusuzluk ve bel ağrısı her geçen gün arttı. Üstüne bir de grip olup boğaz enfeksiyonu yaşamayı da başardım.  Tüm bunlara rağmen yine de işlerimi yapmaya, son hazırlıkları tamamlamaya hatta evi temizlemeye devam ettim :) Doğumun olacağı günün sabahına ise gerçekten çok hasta ve bitkin uyandım. Gerçekten hissettim büyük günün o gün olduğunu. Öğlene kadar kendimi dinlendirip sonrasında evi süpürdüm, markete, postaneye gidip işleri hallettim ve her an sıklaşan ağrıların artık belimden bacaklarıma doğru vurmaya başladığını fark ettim. Hem çok bitkin hem de enerjik hissediyordum. Hayatımda hissetmediğim bir histi. Yerim de duramıyor kendime sürekli yeni işler çıkarıp oyalanıyor, ağrıları unutuyordum. Akşamüzeri eşimi arayıp eve biraz erken dönüp dönemeyeceğini sordum.  İlk tepkisi “Yoksa minik geliyor mu?” oldu heyecanla, ben de “Sanırım ama panik yapma sancı aralıkları sıklaştı ama emin olamıyorum” dedim. O gelene kadar ağrıları unutmak için mutfakta oyalandım, akşam için aldığım hamsileri yıkayıp aklımdan sancı kavramını silmeye çalıştım :) Sonrasında da güzel bir duş alıp bebeğimi, bedenimi ve en önemlisi zihnimi sıcak suyla dinginleştirdim. Bu arada sancılar iyiden iyiye vurmaya başladı. Eşim gelince o yemeği hazırlarken ben sancı aralıklarını kontrol etmeye başladım. Aman Allah’ım 10 dakikanın altına düşmeye başlamıştı bile! Hemen sevgili doulam Özge’ye ve fotoğrafçım Derya’ya hazırlıklı olmalarıiçin mesaj attım. Belki bu gece onları uykusuz bırakabilirdim :) Özge ağrı aralıklarını öğrenince miniğimin gelmeye başladığını söyledi, aralıkları not edip bir yandan da eşimin ayıkladığı balıkları biraz biraz da olsa yemeye çalışıyordum ki enerjim düşmesin ve uzun geceye dirayetim kalsın. Doğum dalgalarımın aralığının 5 dakikanın altına düşmeye başladığını görünce...

read more

Ceren’le Vera’nın Doğum Hikayesi – Doğal Doğum

Posted by on May 10, 2015 in Hamilelik | 0 comments

39+4. günü de bitiriyorduk. Pazar gününü pazartesiye bağlayan geceydi ve kızım Vera gelmeye karar verdi. O geceden 4 gün önce son doktor muayenesine gittik. Gebelik şekerim olduğu için diyet yapmama rağmen bebeğim hızla kilo alıyor ve doktorum doğumun mümkün olduğunca vakitlice olmasını istiyordu çünkü normal doğum olacaktı. Çatı muayenesinde “2 santim açıklık var 3-5 gün icinde dogum gerçekleşebilir” dedi. “Uzun yuruyusler yap, squat yap belki 100 kez (çömelip kalkma).”diye ekledi.” Hamile yogasi yapıyorum”dedim “devam o zaman” dedi. Son 15 gundur hamile yogasinda yaptigimiz hareketleri zaten yapiyordum evde. Muayeneden sonra 1 saatlik yürüyüş ve yoga seansı yaptim. Zaten yogadaki çömelme hareketini her yaptigimda kızımla konusuyordum. “Seni bekliyorum, artik hazırım kızım” diyordum. Ve sancıların başladığı gece televizyon izlerken adet sancısı gibi bir sancıyı kasıklarımda hissetmeye başladım. Her sancının 20 dakikada bir geldiğini farkettim. Eşimin ailesi bizde kalıyordu, doğumda yanımızda olmak için şehir dışından gelmişlerdi. Saat 11:30 civarı biz de annemler de odamıza çekildik. Saati takip ediyordum ve sancıların arasındaki süre azalmaya başladığında eşime söyledim. Doktorumla iletişime geçtik ama hala acaba bu o gün mü zamanı geldi mi diye inanamıyordum. Doktorumun hastaneye geçin cevabını aldıktan sonra eşimin ailesini uyandırdık. Annemi aradım haber vermek için daha ben ağzımı açmadan annem “başladı mı kızım hadi bakalım Allah yardım etsin” dedi. Bu kadar mı hazırlıklı olunur. :) Moskova’da çalışan kardeşime sancılar başlayınca haber vermeyi karar vermiştik. Gerçi o bu haftasonu atlayip gelsem mi belki dogum olur demişti ama kızımın sağı solu nereden belli olsun. ;) Bir yandan da kızım kendini her ittiginde yani her sancıda “Aferin Vera, aferin kızıma seni bekliyoruz” diyerek kızımla konuşuyordum. Eşime duşa gireceğimi sonra da hazırlanacağımı söyledigimde yaşadığı paniği unutamıyorum. “Doğum başladı ne duşu” diyerek biran önce evden çıkmak istiyordu. Eşimi sakinleştirdim, “merak etme daha zaman var” diyerek. Evden çıkarken sancıların arasındaki süre 7 dakikaya düşmüştü. Uzun zamandır bu anı bekleyen ben gerçekten doğumun olacağına,evimden kızımı kucağıma almak için çıkıyor olduğuma inanamıyordum. Doğum çantamızı, hastene odamız için hazır olan süsleri, bebek hediyelerini de yanımıza aldık ve çıktık evden. Sanki yine bir gezme için çıkıyormuş gibiydim. Gerçekleşmesini  çok istediğim şeylerin zamani gelince algılarım pek şüpheci olur, inanması zor gelir hep. Hastaneye gittigimizde saat 01:00 olmustu. Hemşireler kontrol edip doğum başlamış diyene kadar da tam emin olamamıştım zaten. Hemşire kontrol etti 3 santim açıklık olduğunu söyledi ve NST’ye bağlandım. Artık havaya girmek gerekiyordu. Ailem getirdiğimiz süslerle odayı süsledi ve artık sürecin başladığını ilan etmiştik. Eşim her sancımda yanımda gözlerimin içine bakıyordu, sabret bu sancıyı da atlatıyorsun der gibi. Bana nefes tekniklerini hatırlatıyor, hatta bana eşlik ediyordu. Annem dua okuyor ve elimi tutuyordu. Eşimin annesi de yanımda. Babalarımız sancılar sıklaşıp etkisi artmaya başladığında zaten dayanamayıp dışarıda beklemeye karar verdiler. İkisinin de gözlerinin dolu dolu olup odadan çıktıkları an gözlerimin önünde. Hamileliğim sürecinde ve özellikle son zamanlarda doğumun evrelerini ve sancıyla başetme yöntemlerini okuyordum. Eşim de bana o süreçte nasıl yardımcı olacağını. Doğum koçum olmayi istemişti bir kere. ;) Aktif doğum istiyordum yani sancıları yatarak yaşamak yerine yürümek plates topunu kullanmak, açılmaya yardımcı olacak yoga hareketlerini yapmak.  Nefes teknikleri, odaklanmamış farkındalık yöntemi gibi bana sancılar sırasında acıya direnmeden ona dayanma, sabırla bir sonraki sancıyı karşılamama yardımcı olacak teknikler. Bir taraftan da okuduğum bazı yazılarda kendimi tutmadan doğum dalgalarında bağırmanın doğumun bir parçası oldugunu okuyordum. Kadınlar olarak çocukluğumuzdan beri nasıl davranmamız gerektigini düsünerek yaşamaya, kendimizi bastırmaya, kontrol altında tutmaya alışkın olduğumuzdan doğum sürecinde bu doğal tepkiyi de bastırmak beklenen birşeydi. Hemşire...

read more

Ayşe’yle Derin’in Doğum Hikayesi – Sezeryan Doğum

Posted by on May 9, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Derin bizi hiç bekletmedi çok şükür.. Bebek sahibi olmaya karar verdiğimiz ay hamile kaldım.. O kadar çok hissediyordum ki Derin’in varlığını daha hamile olduğumu öğrenmeden yediğime içtiğime inanılmaz dikkat etmeye başlamıştım.. Fakat hamileliğimi öğrendikten sonra kalp atışını duymadan sevinmeyelim dedik ve beklemeye karar verdik.. 29 ekim 2013 sabahı kanamayla uyandım o kadar çok korktum ki apar topar hastaneye gittik ve o gün ilk kalp atışını duyduk Derin bizimleydi hiçbir sorun yoktu çok şükür.. Devam eden günlerde bir kanama daha yaşadım yine aynı şekilde korkuyla gittim meğer normal bir süreçmiş bu yaşadığım, hamilelikte aşırı olmayan kanama olabilen birşeymiş.. Benim nazlı kızım cinsiyetinide bir türlü göstermedi bize annesine süpriz yapmak istedi ve 16. Haftanın sonunda 9 ocak 2014 yani benim doğumgünümde öğrenebildik kız olduğunu meğer ne çok istemişim bi kızım olsun.. Hayatımda aldığım en güzel doğumgünü hediyem.. 16. Haftadan sonra Zeynep ile tanıştık.. Canım Zeynep iyi ki girdin hayatımıza. Hamileliğim onun sayesinde o kadar hareketli ve aktif geçti ki şu an daha tembel hissediyorum kendimi :) doğuma birgün kala bile alışveriş yapıp gezebiliyordum :) yoga dışında keyifli sohbeti ve öğrettikleriyle bana o kadar çok yardımcı oldu ki.. Zeynepçiim teşekkürler iyi ki varsın :) Bu arada süreç benim için biraz daha farklıydı diğer hamilelerden.. Ben 12 yaşındayken geçirdiğim skolyoz ameliyatı yüzünden normal doğum yapmaktan çekindim, riskliydi. Bir çok doktor normal doğum yapabileceğimi ama sonrasında ne olacağını bilemediklerini söylüyorlardı.. Normal doğumu tabii ki çok istiyodum ama ya sonrasında bana birşey olursa değer miydi? Tabii ki hayır doğumdan sonra sapasağlam olmam gerekiyordu bebeğimi kendim büyütmem gerekiyordu bu yüzden doktorumun bütün ısrarlarına rağmen sezeryanı seçtim. Bu arada öğrendim ki skolyoz ameliyatı olduğum için epiduralde alamayacaktım genel anestezi olmak zorundaydım.. Bebeğimi ilk gören ben olamayacaktım ve inanılmaz üzüldüm.. Ama olsun biz sağlıkla kavuşalım gerisi önemli değil diye kendimi avuttum doğum anının saniye saniye çekilmesi için doğum fotoğrafçısıyla anlaştım.. İçim bi nebze daha rahattı en azından sonradan doğum anını izleyebilecektim.. Derin için hazırlıklar son gaz devam ederken, tipik bir oğlak burcuyum herşey aylar öncesinden hazırlandı evet :)) doktorumuz 39+2 yani 14 haziran cumartesi sabahı derinin aramıza katılabileceğini söyledi.. 15 haziran babalar günüydü, planlı sezeryana ne kadar karşı olsamda bir tarih seçmek mecburiyetindeydim.. Neden olmasın kızımın babasının ilk babalar günü olsun 15 haziran :) ve 14 haziran cumartesi sabahı 07.00da hastanedeydik herşey çok güzeldi muhteşem bir sabahtı.. Odayı eşimle, ailelerimizle birlikte heyecanla süsledik o kadar keyifliydi ki.. Saat 09.00da girecektim doğuma fakat acil bir sezeryan girdi araya neyse dedik vardır bir hayır ama son 1 saat geçmek bilmedi resmen.. Ameliyathaneye girerken biraz bebeğimden ayrılmanın hüznü, biraz korku biraz heyecan biraz gözyaşı vardı.. Ne kadar rahat bayılırsam o kadar güzel ayılacaktım bunu yaşamıştım ve çok rahat geçti herşey gözümü açtığımda şarkı söylemeye başladım :) Hemşireler pembe beyaz bir bebeğiniz oldu hiçbir sorun yok birazdan buluşacaksınız dedi.. Bu sırada doğumdan sonra ben baygınken Derin’i göğsüme koymuşlar ve emmek istemiş :) hemşireler çok aç bir kız emzirme konusunda probleminiz olmayacak dediklerinde iyice sabırsızlandım o kadar çok söylendim ki buluşma zamanını biraz erkene çektiler :) ve Derin geldi gerçekten pembe beyaz bir bebeğimiz olmuştu dünya güzeli.. Kokusu hala burnumda, minicik küçücük aç bir kız :) hemen emmek istedi ve çok şükür sorunsuz emzirdim.. Ve hemen elini kolunu kontrol ettim herşey tam mı diye çok şükür herşey tam ve yerli yerindeydi :) Canım bebeğim bir kez daha hoşgeldin iyi ki geldin iyi ki...

read more

Pınar’la Zeynep’in Doğum Hikayesi – Doğal Doğum

Posted by on May 8, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Canım kızımın bize gelişi aniden oldu. O gün doktor kontrolüm vardı nst de ağrılarımın olduğunu fakat henüz rahim ağzının kapalı olduğunu öğrenmiştik bu da benim kız kardeşimin bir sonraki haftasonu olacak düğününe gidebilmem demekti. Aynı zamanda da o gün vajinal varisim dolayısıyla normal doğum yapmamım riskli olabileceğini konuştuk doktorumla, hem korkuyordum hem de bebeğim geleceği günü ben seçmek istemiyordum, keşke herşey doğal olsa diye de geçiyordum içimden. Doktorumdan sonra sıklıkla yaptığımız gibi eşimle akşam yemeğine gidiyorduk, sol kasığıma doğru hafif bir ağrı oldu tam da biz telefonda annelerimize bebeğin gelmesine daha 3 hafta var derken ve sonra hemen geçti. Yemekte içimden ben bugün doğuracağım diye geçti ama eşime söylemedim sonuçta daha var diye az önce ultrasonda görmüştük. Çok keyifli bir yemeğin ardından evimize döndük, o gün herşey bir başka güzeldi nedenmiş şimdi anlıyorum. Gece hamileliğim süresince her zaman olduğu gibi tuvalete gittim saate gözüm ilişti 02:38 idi. Bir pembelik vardı, biraz da su. Sonra bağırsaklarımı da boşaltmıştım. Üzerimi değiştirdim çünkü hiç ağrım yoktu tekrar yattım mı hatırlamıyorum ama ikinci sefer de bir akıntı oldu diye tuvalete gittim yine su var ağrı yoktu. Eşimi uyandırdım ve Doktorumu aradım uykulu sesiyle ağrımın olup olmadığını sordu, bana ve bebeğe karşı son derece titiz olan eşim ise çok rahattı çünkü rahim ağzım kapalıydı. Doktorum biraz dinlenmemi söyledi ağrın olursa haber ver diyerek, hala emin değilim herşeyi o an tam anlatabildim mi diye. Biraz ağrılar hissetmeye başladım yatakta, eşime söyledim geçer rahat ol dedi bana pek inanmadı tekrar doktoru arayacağım dediğimde de. Hastaneye gitmemizi söyledi doktorum ağrım da var deyince ben, eşim o kadar emindi ki doğumun daha olmayacağından yakındaki bir hastaneye mi doğumun olacağına mı diye sordu. Bu arada eşim o gün sabah 05:00 için olan uçak biletini açığa aldırdı fakat dönüş biletini değiştirmedi. Ve hızla yola çıktık. Daha önceden karar verdiğimiz gibi en sevdiğimiz şarkı olan Olmaz Olsun’u dinledik yolda. Hastanede nst değeri 30 u gösterirken ben avazım çıktığı kadar bağırmaya başlamıştım öyle ki bir hemşire gelip bana ağrınız var anlıyoruz ama biz de anneyiz geçecek dedi. Hemşirelerde eşim gibi doğumun olacağına pek ihtimal vermiyordu. Herkes benim gereksiz panik yaptığımı düşünüyordu ta ki yarım saat süren nst seansından sonra doktor kontrolünde açıklığımın 4 cm olduğu ortaya çıkana kadar. Artık haklıydım ve haklılığımın verdiği cesaretle daha çok bağırmaya başladım. Ağrının verdiği korku ile de normal doğumdan hemen vazgeçmiştim yeni haykırışım epiduralli sezeryan içindi. Kontrolü yapan doktor ile o an evinde bizden haber bekleyen doktorumun telefon görüşmesi sonunda ameliyathanenin 07:30 için hazırlanması ve sezaryen doğum yapılması kararı alınmıştı. Eşimi işlemleri halletmesi için hastanenin ilgili bölümlerine gönderirlerken beni de odaya aldılar. Odada hemşireler pek çok soru soruyordu ve benim ağrılarım artıyordu, ardı arkası kesilmeyen sorular nedeniyle sinir olmuştum sonunda dayanamadım hemşireler, eşim ve hastane doktorunu bir güzel payladım. Ağrılar şiddetlenirken benim ve eşimin kız kardeşi ellerimden tutmuşlar biraz olsun acım dinsin diye beraber dua ediyorduk çünkü başka çaremiz yoktu. Bu sırada eşim Hadımköy’den gelecek olan asıl doktorum ile konuşuyordu tam da mesai başlama saati idi ve hastanenin Nişantaşı’nın göbeğinde olmasından ötürü yetişmesi biraz güç olacak gibi görünüyordu. Ameliyat öncesi hazırlık bittikten sonra hastane doktoru tekrar kontrole geldiğinde rahim ağzı açıklığı 10 cm olmuştu. Doktor artık sezaryen doğum olamayacağını ve kaçınılmaz sonun normal doğum olduğunu söyledi oysa ki ben daha 5 dakika önce sezaryen ile ilgili tüm evrakları imzalamıştım. işte kızım nasıl gelmek istiyorsa öyle geleceğini...

read more

Sibel’le Derin’in Doğum Hikayesi – Doğal Doğum

Posted by on May 7, 2015 in Hamilelik | 0 comments

KARLAR KRALİÇEMİN DOĞUMU “Her ne kadar doktorumuz daha vakit var demiş olsa da bana hep 38. – 39. haftada doğum yapacakmışım gibi geliyordu. Bilsem, eşime kar beklenen haftada iş için de olsa Ankara’ ya gitme derdim. Ama bilmeliydim ki şu hamilelikte içimden ne geçirdiysem gerçek oldu…” diye başlayan bir hikaye bizimkisi… Salı akşamüstü başlayan karın bu kadar etkili olacağına kimse ihtimal vermemişti. Son 2 uyarıda da pek kar yağmayınca meteorolojiye de bu kez pek kulak asan olmamıştı. Öyle ki akşam annem kardeşimi bize bırakıp 10 dakika mesafedeki evine gitmezdi.  Zaten çarşamba sabahına uyandığımızda kimse evlerden çıkacak durumda değildi. Benim de hep beklediğim kar  sonunda yağmıştı. Göz dolduran enfes bir manzaraydı karşımdaki. Ama saatler ilerledikçe kalbimde endişe çanları çalmaya  başladı. Bu tipi sabahtan beri durmadan yağıyor ya sancım tutarsa, ya eşimin bu akşamki uçağı iptal edilirse… Gibi.  O gün bir ara kızımın denizin dibine dalar gibi bir hareket yaptığını hissettim acaba doğum yoluna mı girdi diye düşündüm. O  anda da aklıma ambulans geldi. Çağırsak gelir miydi ki?  112′ nin ambulansı Memorial’ a götürür müydü? Çok güvendiğim doktorum Fatma Figen Taşer’ den başkasına emanet edemezdim kendimi. Hemen hastaneden teyit aldık. 112 ambulansı en yakın devlet hastanesine götürürmüş ama Memorial her şartta ambulans gönderiyormuş. Bunun rahatlığıyla  güne devam ettim.  Sonradan kızıma yazdığımız günlüğe baktım “bugünkü bu ekstra hareketlerinle korkutma beni kızım” yazmışım. Aslında sinyalleri vermiş bana. Akşamüstü eşimin uçağının iptal olduğunu öğrenince bir posta daha keyfim kaçtı, sabah 8‘ e alınmıştı. Kardeşimin telkinleriyle (evet kardeşimle baş başa çünkü 10 dakika mesafedeki annem o geceden sonra evden çıkamadı bele kadar kar yüzünden) evhamımı kenara bırakıp manzaraya karşı sıcak çikolata keyfi yapıp, üstüne fotoğrafı da Instagram’ a yükleyip gece 1′ de yattık. 03:30 Tuvalet için uyanış Eyvah! Bu ıslaklık da ne? Beklenen su olamaz herhalde. Miktar az olduğu için konduramadım bir türlü. Halbuki karnımda da hafif bir ağrı vardı. Büyütmeyeyim deyip geri yattım ama eşime de mesaj atmadan edemedim. “Bir ıslaklık var, korkuyorum, nasıl geleceksin sen? Kontrol ettim sabah 8uçağın da iptal!” Beni telkin etti döndü yattı sanırken sabah 6‘ daki ilk hızlı trene bilet almış. İçim rahat etmedi kardeşimi uyandırdım. Belli etmiyor ama o da panik. Bol anneli bir whatsapp grubuma “uyanık olan?” diye mesaj attım ve belirtileri saydım. Acemi gibi ilk sancıda doktoru aramak istemiyordum. 1 saat içinde 4 kez sancı girdi. Olay anı bambaşkaymış. Bildiğim, okuduğum, öğrendim sandığım her şeyi unuttum o anda.  Ve taa uzaklardan bir arkadaşım imdadıma yetişti. “Bel ağrın da başlamış madem, yavaş yavaş doktorunu ara hastaneye geç, bel ağrısı doğum sancısı çünkü” İşte o andan sonra başladı her şey. Figen Hanımı aradım ve o da hastaneye geçmem gerektiğini söyledi. Hemen ambulansı aradık. Allah’ ım iyi ki gündüzden teyit almışım hastaneden, doğmuş işte içime” Demesin mi TEM kapalı, o tarafa yakın ambulanslarım yolda kaldı yollayamıyorum. Eyvahlar, ya burada doğurursam! Organizasyon işini kardeşime devrettim, benim savaşacak durumum kalmamıştı. Giyindim, hastane çantamı aldım, eşimi aradım ve panik olacağını bildiğimden en son annemleri aradım. Artık bir şekilde geleceklerdi.  Ambulansın gelmesi 1 saati buldu. Hiç değilse sitenin otoparkına sokmayı planladığım ambulans değil otopark, sokağa bile giremedi, dizime kadar gelen karda o sancıyla bata çıka sitenin başına kadar yürüdüm. Düşüp bebeğe zarar vermeyeyim diye yapamadığım kar yürüyüşüne dün hayıflanmıştım ya, al bana karda yürüyüş. :) Ambulansa kendimi atar atmaz hemen damar yolum açıldı. Bu arada sancıların sıklaştığını hissettim. Doktora dönüp korkuyla sordum, 10 dakikadan az bu değil mi? “Evet, şu an 3,5 dakikada bire düştü.” Sabahın...

read more