Blog

Hamilelik & Doğum

Emzirme

Bebekle Hayat

 

Pakolino Mayıs Sürprizi

Posted by on May 15, 2016 in Blog, Marka | 0 comments

Bu ay Pakolino aktivite kutusu yine çok eğlenceli. Hem de sürprizli! Anneler Günü’ne özel anne&çocuk isimli, boyama yapılabilen aşçı önlüğü var ilk pakette. Bizim gibi mutfakta birlikte zaman geçirmeyi sevenler için birebir. Ayşe çok sevdi hemen giydi ve cacık yaptı :) İkinci pakette hamur tablo var, onu henüz yapmadık sona sakladık. Bu pakette tuz hamuru malzemeleri var. Oklava  ile bu hamur açıp, şekil veriliyor. Ayşe istediği gibi süsleyip, tasarladıktan sonra ben pişireceğim ve boyamaya hazır hale gelecek. Renkli guaj boya ve simlerle son dokunuşları yapıp, ip ile asılabilir bir tablo hazırlayacağız, bakalım tasarımımız nasıl olacak. İnstagram’dan paylaşacağız :) Üçüncü pakette Ayşe’nin hiç sıkılmadan oynadığı hem de hafızayı güçlendiren kartlar var. Bir seti boyamalı bir seti stickerlı. Hem eğlenceli hem öğretici. En az yarım saat dikkati dağılmadan oynuyor.   Bu ayın temasını ‘Her Çocuk Ispanak Sevmez’ yemek kitabı yazarı sevgili arkadaşım Yasemin Üstay ile birlikte hazırlamışlar. Zaten tariflerine bayılıyorum. “Daha fazlasını keşfet” dergisinde Yasemin’in sürpriz bir tarifi var, Ayşe’yle yapacağız ve yine Instagram’dan paylaşacağız. Bir de bu aya özel bir sürpriz indirimimiz var size. Anne&çocuk keyifli aktivite saatleri yapmanız için, tüm malzemeleri hazır Pakolino aktivite kutularına harika bir indirimle üye olabileceksiniz. İster 1 ay, ister daha uzun süre. Hemen almak için buraya tıklayabilirsiniz. Keyifli oyunlar, sevgiler...

read more

Dyson Pure Cool Hava Temizleyici

Posted by on May 13, 2016 in Blog, Marka | 0 comments

Dyson Pure Cool hava temizleyiciyi denemem ve yorumlamam için gönderdikleri hafta Ayşe yine öksürüyordu. Kış boyunca okuldan aldığı virusler, üşütme vs. sebepleriyle sık sık öksürük, bronşiolit, krup oldu. Bunlar teşhis edildi ve doktorunun önerdiği tedaviyle toparladı. Bu sefer belli zamanlarda (parka gidince, halı üstünde oynarken ve genelde klasik uykuda tetiklenen bir öksürük vardı. Burun akıntısı şeffaftı. Ara ara oluyordu. Doktoru virütik bir durum göremeyince, gribal bir durum da olmayınca alerjik olabilir dedi ve odasındaki peluşları, yastıkları, tüy ve toz olabilecek herşeyi kaldırttı. Salondaki (ve evdeki tek) halıyı da kaldırdım. Uzun tüylü bir halımız var, düzenli silinip süpürülse de derinlemesine temizletme yaptırmadım ne zamandır. Doktoruna evde hava temizleyici makina olduğunu, faydası olup olamayacağını da sordum. “Odasında çalıştır, uyurken en kısık modda çalışmaya devam etsin, çok etkili olur. Havada uçuşan göremediğimiz polen, toz ne varsa gider. Doğalgaz gelmeden önce İstanbul’da hava kirliliği tavan yaptığında ben de almış, annelere de aldırmıştım, çok farketmişti. Şimdi de alerjik çocuklar çok arttı, kullan etkisini görürsün” dedi. Ki gerçekten ilk akşamdan farketti. Yatmadan önce odasında değilken 4.seviyede çalıştırdım, yatırdıktan sonra 1’e aldım. Vantilatör gibi bir esintisi de var çünkü, havalar ısınamadığı için o serinlik fazla geldi ama yaz için ideal olur. Bir akşam misafirlerimiz vardı ve salonda sigara içildi, evdeki kapıları kapattığımız için içeri duman koku gitmiyor zaten ama salonun havasını hissedilir derecede temizledi, kokuyu hafifletti. Sigara içilen evlerde zaten bir hava temizleyici şart zaten. Dyson çok eski ve güvenilir bir marka. El kurutma makinalarindan tanıyor olabilirsiniz, AVM’lerde ve havalimanlarında “temiz havayla kurutur” diye belirtir. Bu çok önemli bir özellik. Ben makineden çok memnun kaldım. Bir hafta daha kullanıp alıp almamaya karar vereceğim. Evin havasını değiştirdiği kesin. Ferahlık hissi veriyor. Oldukça sessiz. Ayşe’yi uyandırmıyorsa gerçekten sessizdir :) Dönerek temiz havayı her yere dağıtıyor. Ben tasarımını da çok beğendim. İnce ve uzun, çok yer kaplamıyor. Dyson Pure Cool’u detaylarıyla tanımak isterseniz markadan gelen bilgileri de aşağıda paylaşıyorum: Dyson 360° Glass HEPA Filtre ile 0.1 mikron boyutundaki alerjenleri ve zararlı ultra ince partikülleri dahi % 99.95 hapseder. Ama aynı zamanda çok da sessiz. Bazı partiküller, çok ince sıvı partiküller halinde ya da yoğunlaşarak atmosferde asılı kalır. Onları soluduğumuz zaman akciğerlerimizin üstünde kümelenirler. Kalp krizine, cilt yaşlanmasına ve felce sebep olabilmektedirler. Daha küçük, gözle görülmeyen zararlı ultra ince partiküller de vardır. Akciğerlerin içine doğru küçük kümeler halinde ve gaz değişim bölgelerinde seyahat ederler. Kan dolaşım sisteminin içine girebilecek kadar küçüktürler. Dyson 360° Glass HEPA Filtre havada bulunan 0.1 mikron boyutundaki alerjenleri ve zararlı ultra ince partikülleri (bakteri, polen, alerjen, toz ve kokular gibi) dahi % 99.95 hapsederek soluduğunuz havayı çok daha kaliteli ve sağlıklı bir hale getirir. Dyson Pure Cool™ son derece sessizdir. Sadece Dyson PureCool™, Quiet Mark tarafından onaylanmıştır. Hava temizlerken sesini fark etmezsiniz. Cihaz çalışır moddaykenyatak odanızda dinlenebilirsiniz. Özellikle sıcak gecelerde klima çalıştırma ve cam açmaktan kurtulursunuz. Uyku Modugece boyunca hava temizliği için tasarlanmıştır. (*Dyson Pure Cool™, Quiet Mark tarafından ödüllendirilmiş tek hava temizleyicidir.’ Dyson Pure Cool™ hem havayı temizler hem de Air Multiplier™ teknolojisi ile serinletir. Çift fonksiyonlu, tek makine Dyson Pure Cool™ sene boyunca odadaki havayı temizlerken, ihtiyaç duyduğunuzda serinlik sağlayan tek makinedir.Serinlemeye ve odanızda temiz havaya ihtiyaç duyduğunuzda, 4-10 arası ayarlar genel serinlik, uzun mesafeli hava akımı ve aynı zamanda temiz hava sirkülasyonu sağlar. Sadece Dyson Pure Cool™ havayı bütün odaya eşit olarak dağıtır. Alışılmış hava temizleyicileri havayı eşit olarak dağıtmazlar, havayı tavana doğru yayarlar. Sadece Dyson Pure Cool™ AirMultiplier™ teknolojisi ile diğer hava temizleyicilere göre, uzun menzilli mesafelerde bütün oda boyunca daha temiz hava sirkülasyonu sağlar. http://www.zeyneplehamileyogasi.com/wp-content/uploads/2016/05/video2-copy.mp4  ...

read more

Antebies

Posted by on Nis 13, 2016 in Blog, Marka | 0 comments

“Gelin bir kalp, bir gülüş paylaşalım” diyor tatlı Antebies bebekleri. Genç, gözleri pırıl pırıl parlayan iki kadın, ve tasarımcı olan Valeri ve Vera tasarım eğitimlerini, geleneksel el sanatlarına olan hayranlıklarını, organiğe olan inançlarını ve etraflarına daha iyi bir hayat için umut verme isteklerini birleştirmiş ve bir markada buluşturmuşlar. Çok yetenekli, fakat imkanı olmayan bir grup kadın ile beraber sevgi ve becerileriini birleştirmiş ve Antebies markasını yaratmışlar. Antebies bebekleri, iç çamaşırları ve pijamaları 3-8 yaş kız çocuklarına hitap ediyor. “Bir oyuncak bebeğin basit bir oyuncaktan daha fazlası olduğuduna inanıyoruz: O oyun vakti en yakın dostumuz, uyurken koruyucumuz, yaratıcılığımızın tetikleyicisi ve sorumluluğumuzun başlangıcıdır. Bu nedenle markamızın ana ürünü olarak bebeklerimizi tasarladık.” diyorlar. Daha sonra bunlara takım iç çamaşırı ve pijama koleksyonu eklenmiş. Koleksiyonu zamanla büyütmeyi hedefliyorlar. Antebies’i daha yakından tanımak isterseniz hikayelerini anlatan çok tatlı bir videoları var. Ürünlerini de websitelerinden inceleyebilirsiniz. Ayşe Antebies bebeğine bayıldı. Çamaşırlar da yumuşacık. Yazlık elbiseler de yoldaymış, ona da ayrı sevindim. Yaz sıcaklarında böyle yumuşak kumaşlı terletmeyen elbiseler hayat kurtarıyor. İzmir’de olanlar için 15 Nisan’da Mariposa Mağazası’na Bahara Merhaba Partisi’nde Mariposa’ya özel ürettikleri koleksiyonlarını tanıtacaklar. İstanbul’da olanlar için Antebies 16-17 Nisan’da Souq Karaköy’de olacak. Hem ürünlere göz atmak hem de markanın yaratıcıları tatlı kuzenlerle tanışmak için harika bir fırsat, ben de birkaç saatliğine orada olacağım =) Bebeklerin el emeği olması, bu emeğin ihtiyacı olan kadınlara gelir sağlaması çok çok değerli. Böyle projeler desteklenmeli. Ben de en kısa sürede bu proje dahilinde, o ihtiyacı olan kadınların çocukları için faydalı birşeyler yapmayı çok istiyorum. Umarım bir dahaki Antebies yazım o güzel haberi vermek için olacak…...

read more

Pakolino Aktivite Kutusu

Posted by on Nis 12, 2016 in Blog, Marka | 0 comments

Çocuklara verebileceğimiz en güzel hediye onlarla paylaştığımız güzel dakikalar, birlikte gülmek, eğlenmek, yaratmak… Öyle değil mi? Biz hem çalışan, hem eviyle ilgilenen, hem de çocuklarıyla güzel zaman geçirmek için elinden geleni yapan anneleriz. Herşeyi aynı anda yapmaya çalışırken bir de yaratıcı aktiviteler de bulmamız gerekiyor. Evde çok çeşitli malzemelerle, hatta kağıt havlu rulosu, pet şişe kapakları, yiyecek kutuları gibi geri dönüşüme uygun atıklarla bile çocuklara çok yaratıcı aktiviteler yapmak mümkün. Örneklerini görünce çok beğeniyor, hevesleniyor ve yapmak istiyorum ama maalesef çoğu zaman beceremiyorum. Ya ortaya çıkan tam istediğim gibi olmuyor, ya bir malzeme eksik kalıyor onu tamamlayana kadar zaman geçiyor, ya da Ayşe’nin ilgisini çekmiyor. Neyse ki benim gibi çocuğuna aktivite yaratmakta zorlanan bir anne bir girişimde bulunmuş ve annelerin hayatını kolaylaştırmak için hazır aktivite kutuları yaratmış: Pakolino Aktivite Kutuları. Tüm malzemeleri anne titizliğiyle, tam olarak düşünülmüş ve ayrı ayrı paketlenmiş, aktivitenin nasıl yapılacağı adım adım anlatılan bu kutu sayesinde kısa zamanda birden fazla aktivite yapabiliyor ve gerçekten çok eğleniyoruz. Pakolino 3-7 yaş çocukları için uygun. Aktivitelerin etaplarında çocuk 3-4 yaşındaysa bunu sizin yardımınızla yapabilir, 5-7 yaş arası kendi yapabilir gibi notlar var. Mart kutusunda konu kuşlardı. İçindeki iki aktiviteyi Evim dergisi Nisan sayısı için yaptık, yaparken de çok keyif aldık. Fotoğraflarımızdan da belli oluyordur tahminim =) Detaylarına Evim Nisan sayısından ulaşabilirsiniz. (Fotoğraflar: Bilge Can Gürer) Nisan kutusu ise yeni geldi ve Ayşe kapıda kutuyu görür görmez açıp yapmaya başladı. Yağmur ormanları konulu bu kutudan ilk çıkan pakette yağmur sesi çıkartan çok tatlı bir yağmur çubuğu var. Yapması da çok eğlenceli, boncukları tek tek kutuya atarken minicik parmakları yiyesim geldi. Ayrıca Ayşe sticker yapıştırmaya bayılır. Bu aktivite bol stickerlı. Sonunda çıkarttığı ses de çok güzel. Mini videomuzdan görebilirsiniz: PAKOLINO VIDEO Zıplayan kurbağalarsa çok çok çok eğlenceli. Kurbağaları fırlatacak bir düzenek yapılıyor. Hazırlığı ayrı keyifli, o kurbağaları zıplatmak ve havuza denk getirmeye çalışmak ayrı keyifli. Ben Ayşe’den çok eğlenmiş olabilirim =)  Üçüncü pakette de bu kimin patisi oyunu var. Yere serilen oyun halısını da, üzerindeki patileri de biz hazırlıyoruz. Halı üzerine konan pati figürleri de boyayla yapılıyor. İçinde boyama, eşleştirme, aynı zamanda fiziksel aktivite de olunca bu paket her yönden çocukları tatmin ediyor. Pakolino’da Nisan ayı 23 Nisan dolayısıyla çok özel sürprizlerle dolu. Mesela 1 kutu alana 1 kutu hediye veya 3 aylık üye olursanız özel bir indiriminiz var veya ilk kutu 59 TL yerine 29 TL gibi. Ama en özeli ihtiyaç sahibi çocukları da düşünen, onları da mutlu eden bir sürpriz: Pakolino bu ay Açev, Toçev ve Kaçuv çocuklarına bir sürü kutu hediye ediyor ve onlarla buluşarak birlikte aktiviteleri de yapıyor. Detaylara Pakolino websitesinden...

read more

Femilift

Posted by on Mar 15, 2016 in Bebekle Hayat, Blog | 0 comments

Geçtiğimiz günlerde sevgili Gül Sural’ın davetiyle Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Murat Emanetoğlu’nun muayenehanesinde blogger anneler ile bir araya geldik ve Femilift teknolojisini tanıma fırsatı bulduk. Benim için önemli bir konu, hamilelerimi normal doğuma hazırlamaya çalışıyorum. Ancak bazı zor (daha doğrusu gereken zamanın verilmediği, aceleye getirilen ve hızlandırırken zorlama yaşanan) doğumlar sonrasında bazı annelerde vajinal sarkmalar, idrar kaçırma gibi sıkıntılar görülebiliyor. Ayrıca tüm kadınları ilgilendiren HPV virüsünün sebep olduğu genital siğil tedavisi, vajinal kuruluk, vajinada asimetri ve renk değişimi gibi durumlarda Femilift lazer teknolojisi kullanılarak tedavi ediliyor. Dr.Emanetoğlu dünyada bir çok yerde uygulamaya başlanmış ve faydaları görülmüş olan bu lazer yöntemini Türkiye’de uygulamaya başlanmadan önce, 2 kadar uygulama sürecini ve sonuçlarını  gözlemlemiş ve sonrasında uygulamaya başlamış. Femilift’in özel bir teknoloj, olmasını sağlayan özellikleri şunlar: İdrar kaçırma, genital bölgedeki deformasyonları ve tekrarlayan vajinal enfeksiyoları, jinekolojik muayene gibi acısız ve hızlı bir yöntemle tedavi eden bir lazer teknolojisidir. Doğum sonrası süreçte, vajinal bölgedeki bozulan doku, pelvik taban direncini zayıflatabilir. Son teknoloji bir sistem olarak Femilift; vajinal dokuyu güçlendirip form kazandırarak tamamen iyileşme sağlar. Vajinal kuruluk, tekrarlayan enfeksiyonlar ve  idrar kaçırma, kadınların hem cinsel hem de sosyal hayatlarını sıkıntıya sokmaktadır. Femilift yöntemi ile yapılan genital estetik uygulamalar, sosyal hayatın kalitesini arttırmasının yanısıra cinsel hayatı da sağlıklı hale getirir. (Ek bilgi: Femilift 3-4 seanslık bir uygulama, tekrarlama ihtiyacı olması halinde Dr Murat Emanetoğlu ek seanslardan ücret talep etmiyor.) Bir önemli ekleme daha: Dr. Murat Emanetoğlu’ndan öğrendiğimiz kadarıyla HPV virüsü sadece el sıkışma yolu ile bile ciltten cilde geçebiliyor ve mutlaka 9 yaşından sonra aşısını yaptırmak gerekiyor. Detaylı bilgileri aşağıdaki görsellerden okuyabilir ve Dr.Emanetoğlu’na ulaşabilirsiniz.      ...

read more

Seçil ve Güneş’in Doğum Hikayesi – SSVD (Sezeryan Sonrası Vajinal Doğum)

Posted by on Şub 9, 2016 in Blog, Hamilelik | 0 comments

Merhaba, ben Seçil Yüceaktaş. Ateş ve Güneş’in annesi, Ali’nin eşiyim. Oğlum Ateş’i Mart 2010 da 40+2’de sezaryenle kucağıma aldım. Sezaryen olma sebebim gebeliğimin 40 haftayı geçmiş olmasıydı. Bunun bir sezaryen sebebi olmadığını öğrendiğimde artık çok geçti. Yine de epidural sezaryen olduğum ve oğlumu doğar doğmaz koklayabildiğim ve o harika dakikalara şahit olabildiğim için mutluyum. Üzerinden 5 yıl geçtikten sonra kızım Güneş’e hamile olduğumu öğrendiğimde yine aynı heyecanı yaşarken bu kez daha bilinçli ve doğumuna sahip çıkan bir anne olmaya karar verdim.İkinci kez anne olma serüvenine başlarken öncelikle sezaryen sonrası vajinal doğumu (ssvd) destekleyecek bir doktor bulmak gerekiyordu. Bunun hiç de kolay olmadığını birkaç doktor gezdikten sonra anladım. Ssvd yi desteklediğini söyleyen A plus bir hastanenin profesör bir doktoru ile yolumuza devam etme kararı aldık. Ancak sonradan anladık ki‘ A plus bir hastanede hastalar isteklerine karşılık bulamıyorlar’ denmesin diye ssvd isteğimizi kabul etmiş sayın doktorumuz. Hamileliğim boyunca tüm kontrollerimde ssvd konusunda beni desteklediği izlenimini uyandırsa da, 37. hafta kontrolümde birden ‘38. Haftanın sonunda gelmezse sezaryene alırım, zaten hiç aşağı inmemiş kanala da girmemiş girecek gibi de gözükmüyor bir sonraki kontrolde ameliyat günü verelim hatta istersen ameliyat gününü şimdi verelim çünkü ben seni bekliyorum, tatilimi de senin 38. haftana göre ayarladım deyiverdi. Sağ olsun doktorumuz çok düşünceliydi ama sanırım kızım kendi doğumunu doktorumuzun tatiline göre ayarlamamıştı maalesef. Yaşadığım paniği ve doktor konusundaki hayal kırıklığımı anlatamam. 37. haftamda doktorsuz kalmıştım. O gece sabaha kadar uyumadım ağladım. Bir an önce karar vermem gerekiyordu. Doğuma sayılı günler kala doktorumun beni oyalamış, hatta kandırmış olduğu gerçeği fazlasıyla korkutucuydu ama ben yapmam gereken şeyi açıkça görebiliyordum. Aylar süren hazırlıklar sonunda hem zihinsel hem de bedensel olarak kendimi normal doğuma hazırlamıştım ve aynı motivayonla da devam edecektim. Sezaryen doğum yeniden kaderim olmayacaktı. Tabi bu kararı verirken sevgili Ebe Arzu Çulha’dan aldığım doğuma hazırlık eğitimi, okuduğum kitaplar ve ssvd ile ilgili yaptığım araştırmalar bana ışık tuttu. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle sevgili doktorumuz Tamer Sözen ile tanıştık. Kendisi samimiyetiyle bize güven verdi. 37. Haftada bir ssvd adayını kabul etti. Herşeyden önemlisi oluşabilecek riskleri korkutmadan sade bir dille anlattı, yakın takiple istersek 42. haftaya kadar bile bekleyebileceğimizi söyledi. Bunu bir doktordan duymanın rahatlığı ile artık hem vücudumun hem beynimin hazır olduğunu hissettim. O an itibariyle doktorum ‘sezaryen doğum olmak zorunda’ dese de farketmezdi çünkü sezaryen sebebim doktorun tatil planları olmayacaktı artık. İhtiyacım olan iki kelimeymiş meğer ‘herşey yolunda’. Ben neredeyse emindim herşeyin yolunda olduğuna ve bundan sonra olacağına ama buna sadece benim inanmam yetmiyormuş. Bu bir ekip işiymiş gerçekten. Destekçilerden biri yan çizince denge bozuluyormuş. Şimdi ekip tamamdı. Ben, eşim, ebem, doktorum ve tabii son kararı verecek olan başrol kahramanı kızım. Huzurlu bir şekilde beklemeye başladık. Herşey çoktan hazırdı; kızımın odası hastane çantam, süsler, hediyelikler… Arada sırada kızımın odasına gidip ona, doğunca odasında nasıl vakit geçireceğimizi anlatır, gel artık seni çok özledik, herşeyimizle hazırız seni bekliyoruz derdim. Bu arada son güne kadar sevgili Zeynep Gözübüyük’ten öğrendiğim yoga egzersizlerini yapıyor, zamanımı bol bol yürüyerek ve yüzerek evdeki zamanımı da pilates topunun üstünde geçiriyordum. Artık evde benim koltuğum pilates topuydu. Havaların çok sıcak olması ve bazı geceler uyuyamamam dışında herşey tam hayal ettiğim gibi gidiyordu. Uyku sorunumu da kadife sesli ebem Arzu Çulha’nın kaydettiği derin gevşeme telkiniyle meditasyon yaparak çözüyordum. Bütün hamileliğim boyunca hem gevşemek hem de bebeğimle bağ kurmak için bu teknik çok işime yaradı. haftanın sonuna geldiğimizde neredeyse her gün ‘kızım...

read more

Disney’in Sihri

Posted by on Eyl 29, 2015 in Bebekle Hayat, Blog | 0 comments

Disney’i kim sevmez ki? Bebeğinden yaşlısına Disney karakterlerine sempati duymayan az insan vardır dünyada, ya da yoktur, illa ki birini seversin =) Nasıl bir yaratıcılık ki , bir minik fare karakterinden dünyanın en değerli eğlence markası olmuş. Hayran olmamak elde değil. Yaratıcılığın yanında müthiş bir pazarlama da var tabii. Disney sadece karakterleri ve filmleriyle değil, ürünleriyle de aşık etmiyor mu kendine? Hala Mickey’li tshirt, çanta vs. görünce gözleri parlayanlardanım ben mesela. Çocuğum olmadan önce de yurtdışına ne zaman gitsem Disney Store’dan çıkamazdım. Bu yaşımda oturur saatlerce çizgi filmlerini izleyebilirim. Geçtiğimiz hafta Disney’in yeni çizgi filmi Miles Yarının Ötesinde nin lansmanı için bir aradaydık. Prof.Dr.Üstün Dökmen’in keyifli anlatımıyla önemli bilgiler paylaştığı, Disney Türkiye ekibinin de genel stratejilerini, hedeflerini, Türkiye’de nasıl çalışmalar yaptıklarını, nelere önem verdiklerini dinleme fırsatı bulduğumuz bir toplantıydı. Ayşe günde en fazla 15-20 dakika televizyon izliyor. Şimdilik süresi bu kadar, zaten o da daha uzun kalmıyor, başından kalkıyor. Ipad için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, bizde allahtan yok. Olsa saatlerce başından kalkmaz çünkü istediği an değiştirebildiği için çok cazip geliyor ona. Bir videodan öbürüne geçip zaplamak en zevk aldığı şey. Anneanne, babaannede veya arkadaşlarımızın evinde bulduğu zaman elinden zor alıyoruz. Disney’in henüz çizgi filmlerine değil ama karakterlerine fazlasıyla hayran. Favorisi Minnie. Kitapları var Minnie, Daisy, Melody ve Milly’li, üst üste okumaktan bir ara bana fenalık gelmişti o derece =) Sonra Sofia’yla tanıştı onu da çok seviyor, tshirtü yıpranmıştı bir dönem giymekten =) Üstün Dökmen’den dinlediklerimizden benim için önemli noktalardan biri “kaliteli” çizgi filmlerin eğlenceli ve zararsız olduğu ancak faydasının yani içerdikleri değerlerin çocuğa izleme yoluyla öğretilemeyeceğiydi. Çocuk çizgi filmden doğruluk, dürüstlük, ahlak gibi değerleri direkt öğrenmez, birlikte izledikten sonra üzerinde tartışmalısınız, ya da gerçek hayatta yaşanan bir olayda çizgi filmi referans vermelisiniz dedi. Yani birebir iletişim her zaman en değerlisi olduğunu teyit etmiş olduk. Eğlenceyle eğitimi bir araya getirmenin de öğrenme düzeyini çok artırdığını da ekledi Üstün Hoca. Disney Türkiye Pazarlama Direktörü Armağan Milli de toplantıda Disney’in öncelikli hedeflerinden biri de tüm ailenin birlikte paylaşabileceği sihirli anlar yaratmak olduğunu, çünkü gerçek sihrin aile içinde paylaşımla, sohbetle ve oyuna dönüştüğünde ortaya çıkacağına inandığını belirtti. Bir de çok merak ettiğimiz, “çocuğumuza hangi çizgi filmi ne kadar izletmeliyiz” sorumuza “çocuğunuzu en iyi siz tanırsınız, onun neyi izleyip izleyemeyeceğine ebeveynleri olarak siz karar verirsiniz, birlikte izleyin ve karar verin” cevabını verdi. Süre için ben uzmanların önerilerini dikkate almaktan öte Ayşe’yi gözlemlediğimde 15-20 dakikadan fazla olunca yorulduğunu hissettiğim için böyle bir limit koydum, Disney yetkilileri de aynı şekilde zaman konusunda da en doğrusu ebeveyn kararıdır diyor. Dün ilk kez Disney Channel’da “Miles Yarının Ötesinde” yi de merak ettim. Disney’e ve çizgi filmlere Ayşe’den çok ben meraklıyım sanırım =)      ...

read more

Süt gerçekleri

Posted by on Haz 8, 2015 in Bebekle Hayat | 0 comments

Geçtiğimiz hafta önem verdiğim bir konuda, süt konusunda bir toplantıya katıldım. Fikir Annesi’nin organizasyonunda Uzman Diyetisyen  Selahattin Dönmez’den süt gerçeklerini dinledik. Benim Uht sütle ilgili düşüncelerimi değiştirdi bu toplantı. Süt içmeyen Ayşe’ye bir de minik paket uht süt vermeyi deneyeceğim. Çünkü bana göre bazı uht sütler günlük sütten daha lezzetli. Ve çocukların o minik kutuları sevdiği bir gerçek :) Şimdi fayda açısından da aynı hatta bazı açılardan, örneğin B vitamini, daha iyi olduğunu öğrenince denemek kaçınılmaz oldu. Bir de açık çiğ sütü tercih etmeme kararım aynen devam ediyor. İşte toplantının notları: Süte uygulanan ısıl işlemler nelerdir? Pastorizasyon ve UHT nedir? Süt, mikroorganizmaların yaşaması ve gelişip çoğalması için çok uygun ortam oluşturmaktadır. Sütte bulunabilecek olası patojenik mikroorganizmaları yok edebilmek, besin değerini koruyabilmek için uluslararası normlarda kabul gören ısıl işlemler (pastörizasyon ve UHT) uygulanmaktadır. Ayrıca çiğ süte evde uygulanan kaynatma yöntemi de bir ısıl işlem sayılabilir. Pastörize süt, çiğ sütlerin, doğal ve biyolojik özelliklerine zarar vermeden patojen organizmanın tamamen, diğer organizmaların da büyük bir çoğunlukla yok edilmesini sağlayacak şekilde, özel tesis ve cihazlarda ısıtılıp soğutulmasıyla elde edilir. Değişik pastörizasyon uygulamaları olmakla birlikte, Türkiye’de genellikle 12–16 saniye süre ile 72–80°C’lik ısı uygulaması yapılmaktadır. Pastörize edilmiş sütlerin en önemli özelliği teknolojik işlemin hemen arkasından, taşınmada dahil olmak üzere soğuk zincir ihtiyacının varlığıdır. Satın alındığı yerde dahil olmak üzere evlerde de yine soğuk ortamlarda, buzdolabında bulunma zorunluluğudur. Bu sütlerin raf ömrü 3 ila 10 gün arasında değişmektedir. UHT işleminde süt, çok özel ve teknolojik koşullarda ısıl işlemden geçirilerek, aseptik (mikropsuz) şartlar altında steril ambalaj malzemesiyle paketlenir. Süt, özel düzeneklerde 135–150 ºC’de kısa sürede (2-6 saniye), ısıtılıp soğutulur. Bu sayede her türlü patojen mikroorganizmadan arındırılır, ve genellikle oda sıcaklığında açılmadığı veya ambalajı zarar görmediği koşullarda dört ay süresince bozulmaya karşı dayanıklılık gösteren normal tat ve kıvamda ve besin değeri oldukça iyi korunmuş süttür. UHT işlemi ardından süt 6 katmandan oluşan, sütün bozulmasında etkili olan hava ve ışıktan koruyan ambalajlara doldurulur. UHT sütler bu nedenle 4 ay boyunca paketlendiği günkü tazeliğini korur. UHT süt açıldıktan sonra buzdolabında muhafaza edilmeli ve 3 gün içinde tüketilmelidir.   Süte uygulanan bir diğer ısıl işlem ise genellikle evlerde, açıkta satılan çiğ sütlere uygulanan kaynatmadır. Kaynatma ile sütün içerisinde bulunan mikroorganizmaları ve toksinleri yok etmek için 15–20 dakika kadar ateş üzerinde ısıl işlem yapılması gerekmektedir. Bu yöntemde; kaynatma süresi ve ısısının yüksek oluşu, sürekli hava ile temasın olması sütün besin değerinde oluşan kayıpları da beraberinde getirmektedir. Özellikle protein, karbonhidrat ve yağ gibi sütün temel bileşenlerinde önemli değişiklikler görülmektedir. Ayrıca B1, B6, B12, folik asit ve askorbik asit (C vitamini) gibi vitaminlerde ortalama % 60–100 oranlarında kayıplar oluşabilmektedir (Kaynak: Altun, B., Besler, T., Ünal, S., Ankara’da Satılan Sütlerin Değerlendirilmesi. Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi. 2002 ; 11 (2): 45-55.)  UHT işlemi, sütün besin değerini etkiliyor mu? UHT işlemi sonucunda yağın, laktozun ve tuz minerallerinin besleyici özelliğinde bir değişme olmaz. Protein ve vitaminlerin yapılarında ise ufak değişimler meydana gelir. Süt kaliteli protein içeriği açısından öneminden öte, dengeli amino asit yapısına sahip olması açısından oldukça önemli bir besindir. İçinde çoğunlukla kazein daha az oranda whey proteinlerini de barındırır. UHT işleminde proteinin %20 sini oluşturan whey proteinler suda çözünürlük özelliğini kaybeder. Bu sadece çok hafif bir yapısal bir değişikliktir, sütün besin değerlerinde bir kayıp yaratmaz. Bugüne kadar spesifik olarak bu protein yapısındaki değişiklik ile hastalıklar arasında hastalıkların oluşumu ve gelişimini arttırdığı yönde bilimsel kanıta dayalı bir...

read more

Tuba ve Duru’nun Doğum Hikayesi – Sezeryan Doğum

Posted by on Haz 8, 2015 in Hamilelik | 0 comments

Hamileliğimin son 10 gününü en güvenilir yer olan ailemin evinde, doktorum olan babamın yanında geçirdim. Minik prensesi babam daha farklı bir heyecanla daha farklı korkularla bekliyordu. 40. haftamda doldu ama bizim minik prensesin gelmeye niyeti yoktu. 40+5 de daha fazla riske atmak istemeyerek sezeryan olmaya karar verdim. Mutlu bir sabaha uyanıp hastaneye gittik. Ameliyat kapısına kadar her şey normaldi, o kapıya geldiğimde göz yaşlarım sel oldu. Prensesime kavuşucaktım fakat korkular, endişeler… Ameliyat masası, epiduralin takılması ve sonunda ilk kesik! Kısa bir süre sonra Meleğimin sesi. Tüm korkular uçtu gitti, bu sefer mutluluk göz yaşları vardı gözümde. Çocuk doktoru Duru’yu muayene ederken ondan gözlerimi alamadim. “Şimdi ben anne mi oldum??? :) “Bu soruyu sordum içimden kendime. Duru, bebek hemşiresiyle babasına doğru yola çıkarken beni sakinleştirdiler. Ondan sonra pek bir şey hatırlamıyorum. Odama giderken üşümekten titrediğimi, bana battaniye getiriceklerini söylediklerini ve sonra Duru! Minicikti, henüz banyo bile yapmamıştı. Artık içimde olmasa da bizi tekrar birbirimize sütüm bağladı. İlk memeden sonra dudakları kıpkırmızı olmuştu ve mışıl mışıl uyudu güzel kızım. İlk 3 ayımız yapışık geçti, birbirimizden ayrılamıyorduk. Onun bana benim de ona ihtiyacımız vardı. 40+5 günü birlikte geçirmiştik sonuçta ayrılmak okadar kolay değildi. İlk 50 gün canım kardeşim yanımızda kaldı. Doğum fotograflarını çekti, benden önce o gördü kızımı. Ben Duru’yu, kardeşimde kendi elleriyle beni besledi. Biz uyuduk o başımızda nöbet tuttu, ben uyudum o Duru’ya baktı…Hakkı ödenmez güzel kızımın güzel teyzesi. 1 sene boyunca gecemiz gündüzümüz bir geçti. Kuzum büyüdü artık, geceleri kendi odasında yatıyor çok şükür!...

read more

1 Ten Bin Kusur Örter

Posted by on Haz 7, 2015 in Marka | 0 comments

İç giyim sektörünün lider markalarından TEN, korse konusundaki tabuları yıktı! Blogger annelere harika bir lansman yaptı ve #1TENbinkusurorter dedi…Geçtiğimiz gün Les Ottoman’s Hotel’de harika bir bloggerlansmanıyla, iç giyim sektörünün lider markalarından biri olan TEN’in Premium Corset serisiyle tanıştık. “Ezber bozan korse” olarak da adlandırılan TEN Premium Corset, geçmişten bugüne algımızda yerleşmiş olan korse gerçekliğini tamamen yıktı. TEN Premium Corset, vücudu mükemmel şekilde sarıp 1 beden inceltme özelliği ile yaza girdiğimiz bu dönemde kadınların gerçek anlamda kurtarıcısı olacak. Dikişsiz teknolojisi sayesinde iz belli etmeden incecik elbiselerin bile altında rahatça kullanılabilme özelliği olan bu yeni nesil korseler, bu yaz alışveriş listelerinin en başında gelecek gibi duruyor. Alttan çıtçıtlı yapısı ile konforlu bir kullanım sağlarken, en önemlisi de dantel ve tül detaylar ile zenginleştirilmiş şık ve zarif tasarımları ile de kadınlara korse kullandığını unutturuyor! Gelinliğin altına bile kolayca giyilecek modelleri mevcut olan, 1’den 5’e kadar sıkılık derecesi olan TEN korseler gerçek anlamda çığır açıyor.  Yarım asrı geçmiş deneyimiyle TEN, fonksiyonellik ve şıklığı birleştirerek geliştirdiği yeni ürünü Premium Corset ile kadınların çok önemli bir sorununa yepyeni bir çözüm geliştirmiş oldu. TEN Premium Corset, anında bir beden inceltirken estetik ve özel tasarımları ile çekici bir iç giyim özelliği de sunuyor. Siyah ve ten rengi alternatifleri olan bu özel tasarımlar, dantel işlemeli göğüs dekolteler ve tül detaylar ile zenginleşiyor. Böylelikle en şık davetlerin gecesinde kendi kendinizi harap ederek fermuarınızı açmaya çalışmak yerine, eşinize çekinmeden “fermuarımı açar mısın” diyebiliyorsunuz;) Çünkü elbisenizin altından geleneksel bir korse değil, korse özelliği ve dereceleri olan seksi bir iç giyim çıkıyor… Lohusalıktan hemen sonra kendini yeniden seksi bir kadın olarak hissetmenin annelik kimliğinden tamamen uzaklaşmadan da mümkün olduğunu vurgulayan TEN Yönetim Kurulu Başkanı Deha Orhan, Premium Corsetserisiyle bunu hissetmenin artık daha kolay olabileceğini belirtti. Deha Orhan konuşmasında, kadınların güzellikleri uğruna çektikleri sıkıntıları çok iyi anladığını ve onlara hem şık hem de fonksiyonel bir ürünü nasıl sunabileceklerini düşünürken bu ürünün ortaya çıktığını söyledi. Konuşmasını ürünlerin görmüş olduğu ilgiden çok memnun kaldıklarını belirterek sonlandırdı.. TEN’in fonksiyonellik ve şıklığı birleştirerek geliştirdiği Premium Korse serisinin blogger lansmanında, Prof. Dr. Ersin Akpınar’ın Evlilik ve Çocuk sonrası cinsellik konulu sunumu da hayli ilgi çekiciydi. Prof. Dr. Ersin Akpınar eğlenceli ve eğitici sunumuyla annelere doğumdan sonra genel olarak yeniden kazanılması bazen güç olan ‘kendini ve bedenlerini sevme’ yetisini tekrardan kazanabilmeleri için tüyolar verdi. Çocuk sonrası kadında azalan cinsel isteğin, bebeğin gelişiyle erkekte yaşanan psikolojik baskının nedenlerini açıklayan Prof. Dr. Ersin Akpınar, “Her şey, kadın ve erkeğin olayları algılayış biçimindeki farklılıktan kaynaklanıyor” dedi ve çözümleri hakkında işe yarayabilecek önemli bilgiler verdi.   Kadınların hayatını kolaylaştıran çözümler sunan TEN’in “Premium Corset” serisi; “Göğsü Dantelli Uzun Korse”, “Straplez Kaplı Korse” ve“Göğsü Dantelli Body Korse” olarak üç ayrı ürün olarak tasarlandı. Göğsü Dantelli Uzun Body Korse; Baldırdan başlayıp göğüs altına kadar yükselen yapısı ile bel, basen ve bacakları inceltirken, karın ve mideyi düzleştiriyor. Bacakları ve karnı sıkmadan şekillendiren ve dikişsiz teknoloji sayesinde iz yapamayan bu ürün, göğüs dekoltesindeki dantel işlemeler ile de şık bir görünüm sağlıyor. Ayrıca her sütyene uyumlu yapısı ile de kullanım kolaylığı sağlıyor. Straplez Kaplı Korse; Hem korse, hem sütyen hem de çok estetik! Günlük yaşam ve davetlerde kadınların vazgeçemediği ürünlerin başında geliyor. Straplez Kaplı Korse, alttan çıtçıtlı formu ve straplezşeklinde olmasıyla hem karın hem de mideyi düzleştirirken göğüsleri de küçültüyor. Fonksiyonelliğinin yanı sıra karın ve popo bölgesindeki tül detaylar ile de çok şık bir iç giyim ürünü olarak...

read more